AK PARTİ’NİN İKTİDAR MÜCADELESİ… google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber
09 Ağustos 2020 - Pazar 16:13 Bu haber 2654 kez okundu
 
AK PARTİ’NİN İKTİDAR MÜCADELESİ…
GÜNDEM Haberi
AK PARTİ’NİN İKTİDAR MÜCADELESİ…

AK PARTİ’NİN İKTİDAR MÜCADELESİ…

‘Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir’ derler ya?

Aslında, milletvekili seçimleri göstermişti Zonguldak’ta işlerin iyi gitmeyeceğini. Üç vekilden ikiye düşen Zonguldak’ta, MHP Adayı Zeki Çakan’ın seçilmesi, iktidar partisi içinden ‘Maniplasyon’ yapıldığının göstergesi olarak yer aldı kulislerde. Ak Parti Zonguldak’ta, boş liste ile çıksa, Tayyip Reis şahsında üç vekil çıkartacak rey gücüne sahip. Secaattin Gonca’nın belediye başkanlığını kaybetmesi de ‘Maniplasyon’ göstergesi. Netice de, son milletvekili ve yerel seçimde bölge ‘Aslına rücü’ etti.

Ancak, bu kez de ‘Partiyi kuşatma’, ‘Parti içi tezvirat’ ve ‘Şikâyet’ modası peyda oldu.

Ödediği vergi kadar yatırım alamayan Zonguldaklı, ‘Sorunların harman olduğu il’ olmaktan kurtulmak isterken; karşılaştığı belediye kaynaklı huzursuzluk ortamı yaratan haberlerle şoke oldu. Kazanılmış seçime rağmen, adeta kendi elleriyle ‘Kriz’ yarattılar. Krizi yönetemediler, kriz girdabında dönmeye, erimeye başladılar.

Düşünebiliyor musunuz, seçmenin beklediği ‘Kaliteli yaşam için elzem olan hizmet kervanı’ yola çıkmış, Tünel, viyadük, karayolları, millet bahçesi, liman içi düzenleme, dere ıslahı çalışmaları başlamıştı. Ve Zonguldak’ta üç vekil bunlar yapılmadan kazanılmıştı…

Velhasıl-ı ‘Çarşı-Pazar’ konuşulan ise seçmende arkası olan politiplerin Ankara’ya şikâyet edilmesi ve bazı seçilmişlerin akçeli ve aşk-ı meşki işleri oldu.

Bu gelişmeler ardında vekiller, kurban bayramında duvar afişleriyle çıktılar ortaya. İl Başkanı ise ‘Kriz ortamı’ içinde ‘Yeyin birbirinizi, ete para vermeyin’ anektodu çerçevesinde gözüktü piyasada.

Geçen hafta, ‘AK Parti, bu gün seçim olsa üç vekil çıkartamaz’ dedim. Mevcut vekiller, bir dönem daha seçilmeyi hayal ediyor. Görünen o ki, mücadeleleri birinci sıra için. Çünkü, Üç yılda üç valinin değiştiği bir şehir de, siyasetin ‘Hizmet’ hedefli olmadığı ve işlerin iyi gitmediği ayan-beyan ortada…

20 yıldır iktidarda olan bir siyasi parti, durumun vahametine rağmen, olayların üstesinden gelecek tecrübeye sahip olacağı bir gerçek. Ancak, bunun ‘Sevgi dili’ ile yapılması fırsatı çoktan kaçtı. Yapılacak olan, ‘İkaz’ ve ‘Tekdir’ değil, kötü gidişatı engellemek için ‘Hak’ olan ‘Kötek/ceza’ operasyonu yapmaktan geçiyor.

Alaplı İlçe Başkanı(Yaşar Karacan), Ereğli(Fatih Çakır), Kozlu(Ünver Taştan),Merkez İlçe (Mustafa Çağlayan) yeniden aday yapılmayacağı açıklandıktan sonra; geçen hafta da Devrek (Yaşar Canbaş), Çaycuma( Veysel Karani Doğancı) ve Gökçebey(Hayrettin Karadayı’nın aday olmayacağı  duyuruldu seçmen ve tabana.

Anlaşılan o ki, Cumhuriyetin ilk ve endüstri vilayeti Zonguldak için iktidar, düğmeye bastı. ‘İktidar’, bir milletvekilinin kıymeti harbiyesini öne çıkarttı. Partiyi kuşatma operasyonlarının farkına vardı ve teşkilatlara ‘Muktedir’ olduğunu göstermeye çalışıyor. Doğrusu bu. Kendi teşkilatına ‘Muktedir’ olduğunu gösteremeyen bir parti, ülke seçmeni üzerinde nasıl etkili olur?

Ödediği vergi kadar hizmet alamayan Zonguldak’tan üç vekil çıkartacak seçmene sahipken, yaşam kalitesine etki edecek hizmetler başlamasına rağmen huzursuzluk çıkartanları seyretmek, 20 yıllık iktidar partisine yakışır mı?

İlçe başkanlarını değiştirmek, alışılmış düzenin değişmesi demek değil elbette. Kuşatma harekâtı içinde belediye başkanları, il genel meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri ve bunların yancıları var.

Bir yanda yedi düvele karşı milli mücadele veren Sayın Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, diğer yanda kısır çekişme ile siyasete eksi ivme kazandıran kuşatıcı birliklerin zararları…

Görülen o ki, ‘Operasyon’ ilçe başkanlarıyla ‘Kaim’ değil.

Bu operasyon çerçevesine il başkanı Sayın Zeki Tosun başta olmak üzere, belediye başkanı Sayın Ömer Selim Alan’ın ve milletvekillerinin de gireceğine inanıyorum.

Çünkü, yeni partiler ve ülkedeki siyasi gelişmeler, İTTİFAKLAR ve içindeki partilerin ve etkinliklerinin değişeceğini gösteriyor. Bu saatten sonra seçim kazanmak, Kozlu ve Kilimli’de İYİ Parti-CHP çekişmesiyle seçim kazanmak kadar kolay olmaz. Ereğli’de Dr. Hüseyin Uysal, zamanında görevden alınsaydı, CHP adayı Sayın Halil Posbıyık’ın seçim kazanması zordu. Demek ki, ‘Geç kalan para beş para etmez’ derler ya? Eksik yapılan operasyonda bir işe yaramaz.

Yani, ‘Operasyonlar’ sadece ilçe bazında değil, diğer kuruluşlarla da desteklenmeli. Yani, ‘Göstermelik değişiklikler’ neticesi ‘Eski tas eski hamam’ olacaksa, gelecek seçimler Zonguldak, iktidar partisi için ‘Hüsran’ olur.

Tarihe kaydedelim ve bekleyelim görelim.

 

SABR-I CEMİL DİLİYORUZ

 

 

Geçen haftanın en önemli olaylarından biri, çeşitli sebeplerden meydana gelen genç yaşta insanların hayatlarını kaybetmesiydi.

Tanınmış ailelerin yada çevrelerinde sevilen sayılan gençlerin vefatı, Zonguldak ve havalisinde üzüntü yarattı. Olayın bir ‘Arkadaş çevresi’ açısından önemi var bir de ‘Aileler’ açısından. Biz olaya, aileler açısından baktık. Gerçekten de Zonguldak’ı genç yaşta ölenler ile ailelerin döktüğü gözyaşları ağlattı.

Onun için, ‘Allah kimseye, tarifsiz evlat acısı çektirmesin, Allah böyle bir acıyı düşmanımın başına vermesin’ dedik.

Ölüm denen meçhul, sonsuz sevginin bir anda bitmesi, insan/can üzerinde kurulan dünyanın yıkılmasıdır. Müslüman bir toplum bireyleri olarak; kaza ve kadere inancımıza rağmen, canımızın yanmasına, üzülmemize engel olamayız. İnsanın fıtratında var bu.

Bu genç insanların babaları Abdullah Aydın ve Cengiz Gürleyen’i düşünürken aklıma, Beycuma’dan İsmail Terzi ve Kozlu’dan Ali Koroş kardeşlerimin aslan gibi çocuklarının ölümü geldi.

Zor, çok zor…

Allah, sabr-ı cemil ihsan eylesin, yerine konacak, telafisi olmayacak bir kayıpla karşılaşan ailelere.

 

ALKOLLÜ İÇKİYE KURYE SERBESTİSİ

Çarşı ve mahallelerde içki satan yerler var ya?

Tekel Bayileri olarak biliniyorlar.

Önceki gün akşam, geç saat birine girip, sohbet ettim.

Gece yarısı saat 22.00’den sonra alkollü içki satışlarının yasak olduğunu belirttiler. ‘Peki, niye açıksın?’ diye sorma ihtiyacı hissettim, gazeteci olarak.

‘Tezgahtan alkollü içki satmıyoruz. Ancak, kuryelerimiz vasıtasıyla evlere servis yapıyoruz’ dedi.

Böyle bir ‘Yasa’ var mı?

Bu ne garip bir memlekettir ya?

COVİD dolayısıyla, seçilmiş ve atanmışlar ‘Çarşı-Pazar’ olmuş reklam resimleri çektirip, ‘Pandemi uyarılarına uyun’ diyorlar. Ancak, semt minibüslerinde ‘Balık istifi’ yolcu taşıma serbest. Seçilmiş ve atanmışların ‘Çarşı-pazar’ uyarılarından sonra, vaka sayılarında artış olduğu yazılıyor medya da.

‘Ne biçim lastik bu’ ya!..

Lafında yasağında ‘Don lastiği’ gibi sündürüldüğü bir başka ‘Dünya ülkesi’ ve ‘Dünya da başka bir Zonguldak’ var mı?

Saat:22.00’den sonra tezgahtan alkollü içki satmak yasak. Ancak, kurye vasıtasıyla evlere servis yasal…

Peki… Evlere hap, esrar, bali, bonzai servisi bu serbestinin içine giriyor mu?

Alooooo….

 

AYASOFYA VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

 

Ayasofya açıldı.

Ne oldu yani, sorunlar bitti mi? Ayasofya’nın ibadete açılması, her şeyden önce ‘İslam ahlak fazileti’nin öne çıkma işareti olmalıdır. Sen Ayasofya da namaz kılarken, dışarıda faiz, alkol ve zina kol geziyorsa, İstanbul Sözleşmesi Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Translara özgürlük diye faaliyetini sürdürüyorsa… Ayasofya’nın ibadete açılmasının üzerimizde hiçbir etkisi olmamış demektir.

‘Ne perhiz, ne lahana turşusu’ bu! ‘Kadına şiddete hayır’ edebiyatı içinde, üçüncü cinsiyetin savunuculuğu yapılıyor. Kadın-erkek dışında ‘Cinsiyetsiz insan’ savunuluyor adeta. İnsan ve aile merkezden uzaklaştırılıyor. İnsan fıtratında var mı bu? Avrupa Konseyi’nin sözleşmeyi İstanbul’da imzaya açmasının nedeni de bu olmalı.

Sosyal medya da, cinsiyetsiz insan savunucuları, çeşitli bahaneler altında ve ‘kadına şiddete hayır’ diyerek, İstanbul Sözleşmesi davul-zurnacılığını yapıyorlar. Müslüman/münevver tabakası ise sessiz kalarak destek veriyor bu AİLEYİ PARÇALAYACAK gelişmeye.

Hayret!..

 

KORSAN GEMİ DEĞERLENDİRİLMELİ!..

 

 

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili. Ancak, denizlerimizden yeterince faydalanamıyoruz. En azından kaçak avlanma nedeniyle balık neslini yok ettik. Denizcilik sevdirilecek diye verilen sertifikalar sonucu balıkçı barınaklarına çapa şamandırasından girilmiyor. Limanlarda yat-ticari kayık kavgası başladı. Balıkçı barınakları içinde denetimsizlik neticesi görüntü kirliliği yaratan gelişmeler moral bozuyor.

Kozlu Balıkçı Barınağı bunlardan biri. Çevre kontrolü olmadığından, liman yol geçen hanı durumunda. Liman içindeki resmi olması gereken gemi sayısı ile gayri resmi arasında yüzlerce fark var.

Bir görüntü kirliliği de, geçen yıl kaçak balık avcılığı sırasında yakalanan bu isimsiz gemi yaratıyor.250-300 milyon lira değerindeki bu korsan gemi(9 mx3.5), su ürünleri kanununa göre, özel tekne statüsünde olmasına rağmen, ticari avlanma yaparken yakalandı.159.58 motor gücünde ve 8 tonluk bu gemi Ereğli Limanına kayıtlı olup, yakalandıktan sonra Kozlu Su Ürünleri Kooperatifi alanına ‘Yedi emin’ olarak çekildi.

Yasaya göre her hangi bir devlet kuruluşuna hibe olarak verilecek. Talibi çıkmazsa hurdaya ayrılacak.

Kozlu Limanı içinde görüntü kirliliği ve yer işgali yapan bu gemi, en azından değerlendirilmelidir. BEÜ Denizcilik Fakültesi eğitim aracı olarak bu gemiden yararlanabilir.

Kozlu Belediyesi, bakım onarım ve ışıklandırmasını yapıp, sınırları içindeki millet bahçesinde seyir ve gezi amaçlı değerlendirebilir.

Ancak, kaçak avcılık yaparken yakalanan bu gemi, çürümeye terk edilmeden kullanılıp, faydalanma yoluna gidilmelidir.

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: AK, PARTİ’NİN, İKTİDAR, MÜCADELESİ…,
Yorumlar
Haber Yazılımı