google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
18 Mayıs 2020 - Pazartesi 16:28 Bu haber 1840 kez okundu
 
ASILSIZ BİLGİ SALGINI ve MASKE
- Haberi
ASILSIZ BİLGİ SALGINI ve MASKE

COVİD-19 ile ilgili ‘Önlemlerde gevşeklik’, avam/halk arasında değişik tartışmaları ve uygulamaları başlattı.

Öncelikle ‘Toplum dayanışması’ üzerinde ‘İcraatta’ tartışma çıktı.

Toplumda var olan ‘Mekanik’ ve ‘Organik’ dayanışma kendi içinde bölündü.

Din ağırlıklı homojen/eşit/dengeli bir yapıya sahip olan ve ilkel toplumlar için geçerli olan Mekanik dayanışmada, çatlaklar çıktı. Daha ziyade esnaf, serbest meslek sahibi, işsiz, dar gelirli gibi ‘Günlük kazanç’ ile geçim sağlayanlar; günlük ve gelecek risklerini taşıyamadı.‘Önlemler’ konusunda şahsi düşünce üretip, oluşturduğu ‘Travmatik görüntüler’ ile düzeni bozmaya çalıştı.

Toplum katmanlarını(Altı sosyal dilim) oluşturanlardan bazıları (işçi-memur- köylü- işveren) amiyane tabirle ‘Tuzu kuru olanlar’ yada ‘Yeterli bir maddi akışı’ olanlar, daha ziyade ‘Kuralcılar’ arasında kalmayı başardı.

Bölgemizin yapısına (Maden-sanayi)uygun olarak yekün oluşturan gurup, yani ‘Devlet organizesi içinde kuralcı yaşamış olanlar’ ise ‘Önlemlerin sulandırılması’ konusunda fazla öne çıkmadı.

Sürecin uzaması durumunda, medya ve sosyal medya üzerindeki tartışmalara aktif katılıp, zaman zaman ‘Dezenformasyon/bilgi kirliliği’ yaratılmasına katkı verdi.

Ancak, bu teşebbüs ve becerinin; sosyal medyadaki sahte hesapların yarattığı tezgah mı, bilerek yapılan bir ‘Siyasi atmosfer yaratılması’ndan mı kaynaklandığı konusunda rivayetler muhtelif.

Kesin ve resmi tespit yok.

Aslında, enformasyon/haberleşmenin dünya ile birlikte anında kullanılmasının, hem faydası var hem zararı. Zararlı tarafı, olumsuz haber, çeşitli mihraklarca anında yorumlanıp, sosyal medya üzerinden, teşvik/ tahrik/tahrip için yayılıyor.

İyi tarafı, virüs üzerinde tahakküm kurmak isteyen örgütlü güç devlet; resmi ve gayri resmi açıklamalar ile oluşacak dezenformasyona ‘Çeki-düzen’ verme şansına sahip.

Burada, her iki yapı ve yapı içindeki iyi ve art niyetlileri teşvik eden olgu, ‘Siyasi yozlaşma’ olarak çıkıyor karşımıza.

Yozlaşma çerçevesinde, virüs gelişmelerini ‘Ranta çevirmek’ isteyen ‘Ticari kafalılar’ yanında ‘Siyaset bezirganları’nın gayretleri var.

Siyasiler, virüsün varlığını, kısa gün kârı, ‘Selden kütük kapma’ şekline çevirmeyi deniyor.

Ticaret kafalılar, virüs’ten maddi olarak nemalanmayı hedefliyor. Korsan satış, devlet desteğinden faydalanmak gibi…

İşte, burada dünyanın da sıkıştığı can/sağlık ile cüzdan/ekonomi meselesi çıkıyor ortaya.

Her ne kadar milletin örgütlenmesi olan devlete hakim olan siyasi yapı, ‘Can/cüzdan’ arasında denge kurmaya çalışsa, icraatta hakim olsa da, söylemdeki ‘Siyasi rekabet’ etkili oluyor.

İktidar-muhalefet çekişmesi/çatışması olarak topluma yansıyıp, moral/motivasyonda etkili olup; halk arasında bölünme hasıl oluyor.

‘Evde kalıp mikrobu bitirelim’ diyenler ile ‘Sokağa çıkıp, ekonomiyi canlandıralım’ diyenlerin bölünmesi; sesli ve görüntülü olarak yansıyor ekranlar yoluyla toplum katmanlarına.

Elbette yine başta ele aldığımız ‘Mekanik dayanışma’ ile ‘Organik dayanışma’ tarif ve tatbiki  geliyor önümüze. Yani, her ikisinden çıkartabileceğimiz tecrübelerin uygulanması/nakledilmesi süreci.

Anlaşılan o dur ki, ilkel toplumların dayanışmasında etkili olan din, bu gün itibarıyla, mana-muhteva açısından COVİD konusunda etkili olmamış. Çünkü, zararlı gelişmelere karşı önlem almak zorunda olan din erbabı veya taraftarı, bırakın kendini sokağa atıp tehlike yaratmasını, 50 kuruşluk bir maske takmaktan bile imtina ediyor.Her türlü mikrobik saldırıya açık olduğunu bilmesine rağmen, ‘Sosyal temas mesafesi’ kuralına uymuyor. Cemaatsiz camilerden yapılan seslenmeler, bu tip ve cemiyet mensuplarına etki etmemiş görülüyor.

İş bölümü olan ve birbirine bağımlı olan ‘Organik dayanışma’ içinde olanlar yani devlet tecrübesi ve organizasyonu içinde bulunup, kurallara uyanların, dezenformasyon girdabına girmeleri; ihanetten öte eve hapis olmanın verdiği şuursuzluk olarak nitelenebilir. Bunu ‘Sayısal çoğunluk’ tespitinden görmek mümkün.

Artık, 1 Ocak 2020 itibarıyla dünya çapında bir ‘Söylem’, 11 mart 2020 itibarıyla da Türkiye’nin içinde aktif bulunduğu bir ‘Eylem’ tecrübemiz var.

Burada, devlet ricali ve cemiyet-cemaat içindeki fert olarak üzerimize düşen vazifeler var.

Bundan böyle, virüs’lü bir hayatın var olacağı konusunda ikna olanlar, gereklerini yerine getirecekler.

Devlet ricali, önlemlerin alınması ve ileriye kalıcı taşınması için, ‘Kuralcı’ davranacak. ‘Siyasi figür parçası’ rollerine girmeyecek. ‘Maske takılacaksa’, sokakta maskesiz dolaşılmayacağı konusunda, göstermelik hümanist/ insancıl ve koltukçu tavır sergilemeyecek. Ülke ve insanın mevcut ve geleceği ile ilgili en doğru/sert kararın uygulanmasını sağlayacak.

Bunun tersi, ‘Mikroba bağışıklık/sürü bağışıklığı/toplumsal bağışıklık’ kazanılması şeklinde düşünülen ‘Taktik’; koronavirüs ve ‘Sosyal izolasyon çerçevesindekilere ‘ifodemi/asılsız bilgi salgını’ şeklinde yapışacaktır.

Hep birlikte görevimiz, sorun üretmek değil, sorun tüketmek olmalı değil mi?

COVİD EMEKLİLERİ VURDU

Cronavirüs ile ilgili olumsuz tablonun gerilemesiyle birlikte, kaldırılan önlemlerin yanında peş peşe gelen zamlar emeklileri perişan etti.

2000 öncesi emekli olanların 2 bin 300 lira, 2000 -2008 arısında emekli olanların 1800 lira aldığı bir ortamda, 2008 sonrası emekli olanların  taban ücretlerinin bin lira olan maaşlarının yeni 1.500 liraya çıkartıldı.

Dul ve yetimlerin durumu ise daha kötü durumda seyrediyor.Emekli eşi bin 500 liranın yüzde 50’sini, yetim ise dörtte birini alıyor.

Rakamlar ortada. Emeklilerin 2/3’ü açlık sınırı (2.600TL.)altında maaş alıyor. Covid-19 sonrası iyileşme oranlarının artmasıyla birlikte, zam sağanağı en çok emeklileri dar gelirlileri vurdu. Hükümet, zam sağanağını engelleyemediğine göre, emeklilere sosyal yardım yapmalıdır.

KORONOVİRÜS VE SOSYAL MEDYA

Bilgi açısından üç ay(Mart-Nisan-Mayıs), ilgi açısından beş aylık(Ocak-Mayıs) bir tecrübemiz var, Covid-19 belasıyla.

Aslında gün - ay açısından kısa olmasına rağmen, hayata yaptığı etki açısından uzun bir süreç.Öldürücü tesirine binaen korkutucu tesiriyle teslim aldı alem-i cihanı.Süper güçleri bile ‘Tek ayak üstünde durdurma’ cezasına çarptıran bu 2 gramlık ‘Tesir’; yaşamın her merhalesine müdahale etti.

Kimi işgüzarlığından kimi devamı halinde yeni düzen oluşturma ihtiyacından ‘İş-oluş-hareket’ anlayışlarını değiştirdiler.

Süper ve küresel güçler, dünyayı tek başına ve birlikte sömürmek için ittifaklar ararken; süper manyak tahakkümünden kurtulmak isteyenler, yeni arayışlara girdiler.

Koronavirüs sürecinde, öne çıkan ve ‘Güç’ oluşturup, kendini ispatlamaya çalışan oluşumlardan biri ‘Sosyal medya’

Hem gerçek hem de sahte hesaplar; kendini kabul ettirme niyetiyle ‘Sosyal izolasyon’ gereği hapis kaldığı evdeki sürenin çoğunu ‘Bilgi Üreterek’ harcadı.

Kim ne derse desin, sahte veya gerçek, sosyal medya hesaplarından yayılan haberlerin çoğu ‘Dezenformasyon’ niteliğinde ve ‘İnfodemi/asılsız bilgi salgını’ şeklinde toplumu ‘Rahatsız’ ve ‘Tehdit’ etti.

Piyasaya sızan bilgilere bakılırsa, rakamlar yüksek. 21 Ocak-11 mart arasında dünya da 275 milyon bilgi paylaşılmış. Türkiye listede 6 milyon ile 6. sırada yer almış.

Olaya ‘Geleneksel medya’ ile ‘Sosyal medya’ açısından da baksanız fark etmiyor. İkisi de büyük ‘Bilgi kirliliği’ yaşamış yaşatmış.

Peki bu bilgi kirliliğinin ‘Halk sağlığı’ üzerinde etkisi var mı? Maddi olarak(mikrobik) yok ama manevi olarak yani ‘Psikolojik’ olarak var.

Olaya pandemi/salgın terimlerinden ‘PİK noktası’ itibarıyla bakarsak, dünya sağlık alemi ‘Covid-19 salgını’ yanında ‘İnfodemi/ asılsız haber salgını’ ile de uğraşıyor.

İşin kötüsü, salgına birinci derecede etki edenler, sıradan ‘Sosyal medya fenomenleri’ değil; virüs’ü çıkarlarına alet etmeye kalkan süper güçler ile onların çevresindeki irili-ufaklı devletlerin siyasi çıkar takımları.

İlk olarak 1918 İspanyol gribi(H1N1) zamanı yaşanmış savaş zamanında bu algı savaşları.Mikrop tanınmadığı, ilaç ve malzeme olmadığından, ‘Komplo teorileri’ etkili olmuş ve 50 bin insan ölmüş.

Tam bir asır sonra yine bir virüs ve yine zamanın sesli algı operasyonlarına inat, internet üzerinden atılan Tweetler,  mermi tesiri yapıp, etkili oluyor.

İspanyol gribi sonrası dünya da ‘Kadın iş gücü’ öne çıkmıştı. Bakalım bu her türlü salgını barındıran COVİD sonrası öne çıkan değişiklik ne olacak?

CHP İL-İLÇE YARIN TOPLANIYOR

Cumhuriyet Halk Parti Zonguldak il ve merkez ilçe yönetimleri ‘durum teatisi’ yapmak için yarın(20 Mayıs Çarşamba) toplanıyor.

COVİD-19  ve Ramazan Ayı dolayısıyla mutad toplantılarını yapamayan örgüt, sosyal temas mesafe önlemini de dikkate alarak, az bir sayı ile örgüt binasında toplanacak.

Toplantıya İl Başkanı Murat Pulat, merkez İlçe başkanı Ebru Uzun, Belediye Meclis Üyeleri Atınç Kayınova ve Özberk Papila ile İl ve merkez İlçeden birer kişi daha katılacak.

Toplantı öncesi gündem oluşturulmadığı, şehirdeki gelişmeler, CHP’nin yaptığı faaliyetler ile Zonguldak Belediyesi’nin 2019 Denetim Kurulu Raporu, Belediye’nin sahilde yapacağı proje kapsamındaki çalışmalar ele alınacak. Belediye çalışmalarına destek ve muhalefetin şekli belirlenecek. Sahil düzenlemesinin, Manolya Park’a döndürülmemesi için  fikirler değerlendirilecek.
 


19 MAYIS ve İŞSİZ GENÇLER

19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu gün Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde törenlerle kutlanacak.

Mustafa Kemaül, bandırma Vapuru ile itilaf devletlerinin işgaline karşı milli mücadeleyi başlatmak üzere Samsun’a çıkmıştı. Atatürk bu bayramı  Türk Gençliğine armağan etmişti.

Bu gün, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün olarak tarihe geçmiştir.

!9 Mayıs bu yıl, Ramazan Ayı içinde olmanın ötesinde, korona virüs kapsamında ilan edilen ‘yasaklı gün’ içinde kutlanacak. Dolayısıyla, 15-24 yaş grubunda yer alan 13 milyon genç, buruk bir kutlama yapacak.

Önemli bir konuda, 13 milyon gencin TÜİK verilerine göre yüzde 25’i işsiz ve çalışanlarında yüzde 50’si kazançlarından mutlu değil.

Çalışanların yüzde ellisi ile çalışmayan gençlerin ‘Sürekli sorun’ potansiyeli taşıması, moralleri bozuyor.

Seçilme yaşının düşürülmesi, siyasal katılım imkanlarının artması, eğitim ve spor imkanlarının çoğaltılması gibi düzenlemeler elbette güzel. Ancak, ileriye bakış zaviyeleri açısından işsizlik önemli ve adeta tek sorun gibi gözüküyor.

Ülkemizin geleceğinin teminatı olan gençlerimiz, bundan sonraki 19 Mayıs’ları; inşallah ekonomik sorunlarını halletmiş, hayal gücünü kullanabilen ortamlarda kutlar.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ASILSIZ, BİLGİ, SALGINI, ve, MASKE,
Yorumlar
Haber Yazılımı