google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
13 Temmuz 2020 - Pazartesi 17:31 Bu haber 2827 kez okundu
 
TEFE-KUMAR-DOLANDIRICILIK
GÜNDEM Haberi
TEFE-KUMAR-DOLANDIRICILIK

TEFE-KUMAR-DOLANDIRICILIK

 

Dün ki ‘Dolandırıcılık’ ve ‘Kumarhane’ başlıklı yazılarımız, okurlardan ilgi/destek gördü.

‘Açma kolsuz lokal kapıları’ da gülerek okundu.

Dış kapının kolu olmasa ne olur, olsa ne olur? Kapının kolu olmazsa, dışarıdan gelen giremez. Kapıyı tıklayacak, zile basılacak ve biri gelip delikten bakıp, ‘kim o?’ diye soracak ve kapı açılacak. Geçen süre içinde, içeride ‘Tefe pazarlığı’ veya ‘Paralı konken, poker, zar’ gibi oyunlar varsa, alınan ‘Tiyo’ üzerine masa yeşil çuhaya boca edilip, üst kattaki Seçilmiş Ağa’nın akrabasının yazıhanesine taşınacak. Veya tefe veya kumar icraatı yok edilip kapı açılacak. İçeri girenler ise masa başında çay yudumlayıp sohbet edenlerle karşılaşıp, havalarını alacaklar.

Her kumarhane, tefe hanenin kendine göre ‘Korunma’ ve ‘Kollama’ usulü var. Her işin kendine göre ‘Erketesi’ var.

Denizde motor ile gidiyorsunuz. Bir kayanın üzerinde bir adam oturuyor ve sürekli sigara içip, etrafı gözlerken görürseniz, anlayın ki; balık sürüsü bekliyordur. Sürüyü gördüğünde, yanındaki dinamiti ağzındaki sigara ile tutuşturup, fırlatacak, denizde patlayacak dinamit balıkları bayıltacak ve balıklar  toplanacak’ demektir. Bu balık erketesi…

Aynı sokakta her gün bekleyen birini görürseniz, anlayın ki, bir tefe hane veya kumarhanenin erketesi/gözcüsüdür.

Gelelim olayın, yasal boyutuna. Kapı kolsuz olunca, cezası var mı? Kanun koyucu, kolsuz dış kapı konusunu düşünmemiş. Bu durumda ‘Yasa’ yoksa denetim yok(!). Çözüm, zaptiye açma kolsuz kapı ile karşılaştı mı, içeriye girdiğinde, bir bahane ile ‘3-5 bin lira ceza kesecek’. Şimdi yapılan bu.

Peki, bu yapılabiliyor mu? Dün Tefe/kumarhane yazısını okuyan bir arkadaş, ‘Adnan abi, kapının kolu olsa ne yazar? Soğuksu Pazaryerinde, pandemi dönemi silah patladı, pazarcılar ve vatandaşlar korkudan tam siper oldu, yarım saat yerden kalkamadılar. Polis geldi. ‘Pazar yerinde silah patlasa ne olur?’ diye yazdınız, ne oldu? Ne silahtan haber var ne silah sıkandan?’

Eveeett. Olayın özeti bu işte... Tefe-kumar ve dolandırıcılığın son zamanlarda artmasının nedeni ‘Denetimde zafiyet’. Eksik/Kaçak/görüntü kirliliği durumlarında ‘Branda ile örtün’ durumunu anlarım da… Branda ile örtülmeyecek işlerde, koruma/kollama nasıl yapılıyor acaba?

Seçilmişin bürokrata ‘Yallah tazyik’ operasyonu mu?

Sahi, Ayasofya açılması, Zonguldak’a sahil düzenlemesi yapılması elbette güzel de…

Açma kolsuz kapılara, erketeli tefe ve kumar tezgahlarına önlem alamıyorsak…

 

 

EROL SARIAL ve CHP

 

 

Aslında, CHP’de kaybolan bir ‘Siyasi değer’.

İster 629 Adımlık Şehir açısından bakın, isterse kömürün başkenti olması açısından…

CHP Zonguldak’ta Deniz Yavuzyılmaz’ın gündem belirleyen açıklamalarıyla hatırlanıyor o kadar. Biraz Merkez ilçe başkanı Ebru Uzun biraz da ‘Dinlenebilir’ özelliğiyle Sarıal.

Dün, Kilimli’de Sarıal’ı dinledim. ‘Maden-Termik Santraller ve Çevre-istihdam’ konularına girdi. Konuşmacının kendine güveni, konuya hakimiyeti açısından teknik bilgi önemli. Ancak, 2020’in ikinci çeyreğinde, TTK ve Özel Sektörün 2018 bilgilerini sunmak, kitapçığa yakışmamış. Bir de, ‘Termik Santral’ başlıklı olsa da, ‘Maden Havzası’ itibarıyla, tam sayfa detaylı bir harita konabilirdi.

Aslında, bu bilgileri ‘Değiştikçe’ Sendika’nın(GMİS) böyle bir kitapçık halinde yapması gerekir. Lafa geldi mi GMİS, icraata geldi mi, ‘TTK’ya işçi alınmalı’ başka bir şey yok.

GMİS’in sektördeki devlet eli TTK dışında icraat yapan ‘Özel Sektör’ ve gayri resmi çalışan ‘Kaçak ocaklar’ konusunda kamuyu aydınlatma görevi yok mu? Sendika her yıl gelişen olaylar ve değişen rakamları içeren bir teknik/istatistik kalıcı belge yayınlasa, birileri kızar mı ona!

Varsa yoksa, “TTK’ya işçi alınsın” açıklaması… TTK’ya işçi alınsın ki, kasaya para girsin…

Sivil Toplum Ruhunu savunan bir kişiyim. Sendika işçinin olduğu yerde, ‘Olmazsa olmaz’ örgütlenme biçimi. Demokrasinin, siyasi partiler gibi olmazsa olmazlarından… Ancak şehirde işçi alımlarında, 1 Mayıslarda ve bu aralar ‘Kıdem tazminatı’ meselesinde duyuyoruz sesini…

Önemli bir konu daha var… Sendika da acaba bu teknik ve istatistik bilgiler var mı?

Neyse, gelelim, CHP açısından Kilimli’ toplantısına.

Erol Sarıal CHP için ‘Değeri bilinmeyen bir değer’ dedim ya? Maden Mühendisi, Enerji Santrali ve İşçi sağlığı-iş güvenliği uzmanı olması itibarıyla, CHP onu sürekli masada ve mikrofonda tutmalı bence.

Gazeteci arkadaşlar, ‘Ayasofya’ konusunda İl Başkanı Murat Pulat ile birlikte düşüncelerini sordular.

Sarıal, 3-5 kelime ile anlatıp, ‘Siyasi terbiye’ gereği İl Başkanı Pulat’a verdi sözü.

Pulat, ‘Genel merkezimiz bu konuda’ dediğini duydum, anladım, sonraki laflarını ezdi/büzdü karıştırdı bıraktı. Peki Sayın Pulat dostum, oraya niye geldin? Resim çektirmeye mi?

Sonuç: Sayın Sarıal’e teşekkürler.

 

ÇATES OLMAZSA ZONGULDAK’TA  MADENCİLİK OLMAZ NE DEMEK?

 

 

Termik Santraller, kabul edelim etmeyelim, maden havzasının(Zonguldak) olmazsa olmazları.

Muslu-Çatalağzı arasında 1.5 Km mesafede 7 santralin iştigali söz konusu. Santrallerin zararı çevreyi kirletmeleri... Santrallere istihdam ve üretim açısından bakarsanız, yöre ve ülke ekonomilerine katkıları çok fazla…

Dün, CHP Kilimli İlçe Başkanı Sayın Erol Sarıal, bölge ile ilgili bir değerlendirme toplantısı yaptı.  ‘ÇATES olmadan bölgede/Kilimli de madencilik olmaz’ gibi çok iddialı bir laf etti.

Cumhuriyet dönemi, bölge ‘Endüstri bölgesi’ ilan edilmesiyle 1946 yılında kömürle üretim yapan ilk santral olarak kurulmuş ÇATES. Elbette, TTK’nın bu gün bile ürettiği kömürün(Parça ve 010 hariç) yüzde70’ni (Filitrasyon)ÇATES alıyor. Ya da, müşterisi olduğundan ağırlıkla ÇATES’in istediği kömür üretiliyor. Dolayısıyla, ‘ÇATES olmazsa Bölgede/Kilimli de madencilik olmaz’ sözüne katılmıyorum. ÇATES olmazsa EREN olur ya da bir başkası olur. Devlet, ‘Zonguldak havzasında kömür çıkartılmayacak veya çıkartılsa bile satılmayacak’ derse, o ayrı…

ÇATES’in yasalara uygun üretimi, bölge ve ülke ekonomisi için önemli mi? Tartışmasız önemli. Yani, ÇATES olmazsa Zonguldak’ta kömür çıkar. TTK Kömür çıkartmazsa ÇATES, kendini ithal kömüre ayarlarsa olur.

Olaya Sayın Sarıal’ın verdiği bilgilere göre bakalım.

ÇATES: 500+ 200 taşeron= 700 işçi, EREN: 1.200+ 1.600 taşeron=2.800 çalışan, TTK: Sadece Karadon Bölgesi: 2.750/ çalışan, Özel Ocaklar: 2.750 çalışan, Kaçak Ocaklar 1.500 çalışan ile bölge ekonomisinin lokomotifi durumunda.

Böyle olunca, ÇATES ve EREN’in tükettiği kömür miktarına göre salınan baca gazları ve çevreyi kirleten partiküler maddelerin varlığından bahis etti Sarıal.

Altı çizilecek bir cümle ‘Çevreye uyumlu üretim yapılmalı’. ‘Bölgeden kömür çeken kamyonların lastikleri yıkanmadan, üzerleri örtülmeden trafiğe çıkmamaları. Santrallerde baca gazlarının havaya karışmaması için bacalara kireç suyu pompalanması. Yolların geliştirilmesi ve Gelik-Çatalağzı istikametinde gelişen kömür nakliyesinin kontrol edilmesi’.

 ‘Muhalefet’ parti temsilcisi olmanın ötesinde, ‘Sorumlu yurttaş’ bilinciyle ‘Risk’ alarak yapılmış açıklamalar bunlar. İnşallah, ileride, teknik kapasitesi yüksek belgelerle, Sarıal’i  izleyeceğiz.

 

NEREDE, MİTHATPAŞA TÜNELİNDE RESİM ÇEKTİRENLER?

 

Mithatpaşa Tüneli’nin devamı Uzunkum Tüneli önündeki Viyadük yıkıldı.

Mithatpaşa Tüneli girişi olan ikinci makas semtinde, yapılacak viyadük ve kavşak düzenlemesi için TTK Tahlisiye binasının yıkılmasıyla birlikte yükselen moraller birden çöktü.

Zira sadece Zonguldak’ta trafik rezaletine olumlu tesir etmeyecek, ulaşım sorununa dokunacak, insanların yaşam kalitelerini yükseltecek bir icraattı Mithatpaşa Tünelleri.

Düşünce faslını (1968) bir kenara koyun. 2003’te ihalesi yapılmış ve 2013’te yapımına başlanmış. Yani son haliyle 17 yıldır sürüyor.

Rize de OVİD tüneli(14.5 Km) yapımı 3.5 yılda tamamlanmış. Olaya bakınca, ‘Ne oluyor?’ diyor insan.

Büyük ihtimalle, Uzunkum mevkiinde yapılan tünel önündeki Viyadük betonu, proje değişikliğinden yıkılmıştır. Herhalde ‘Yanlış yapıldığından’ yıkılmamıştır. Yeni hastanenin, projede gösterilmeyen yetersiz otoparkı yüzünden, Kız Meslek Lisesi’nin yıkılması gündeme gelince, ister istemez, ‘Karışık’ düşünceler hasıl oluyor vesselam.

Şimdi… Durduk yerde neden yıkıldı bu viyadük ayakları? Elbette, arkadaşlara, ‘bu işin mali portresini çıkartalım’ dedim. Yani bu iş devlete kaç lira zarara sebep oldu. Tüyü bitmedik yetim hakkı var bu işte.

Bir de… Nerede AK Partili vekil ve il yöneticileri?

Hani, Mithatpaşa Tüneli ağzında fotoğraf çektirip, ‘Hizmet’ raconu kesen arkadaşlar?

Hadi bakalım, Uzunkum Mevkiinde, yıkılan Viyadük ayağında da bir resim çektirip, yıkılma sebebini paylaşın bakalım.

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: TEFE-KUMAR-DOLANDIRICILIK,
Yorumlar
Haber Yazılımı