google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Haber Detayı
28 Mayıs 2020 - Perşembe 19:00 Bu haber 2050 kez okundu
 
TTK 4 VARDİYA’YA DÖNÜYOR
GÜNDEM Haberi
TTK 4 VARDİYA’YA DÖNÜYOR

TTK 4 VARDİYA’YA DÖNÜYOR

Hedefini ‘Varolmak’ üzerine kuran Türkiye Taşkömürleri Kurumu(TTK) COVİD-19 önlemleri çerçevesinde bir an için ‘Beklentileri’ üzerinde ‘Patinaj’ yapmıştı.

Genel Müdür Kazım Eroğlu, müesseselere 4 vardiya sistemine geçiş için hazırlıklara başlanması için talimat verdi.

Üç vardiyadan dört vardiyaya geçiş ile Covid-19 önlemleri kafeslerde işçi sayısı 40-50’den 15-20’ye düşecek; dolayısıyla ‘Sosyal temas’ mesafesine uyulacak.

Böylece ülke de ‘Normalleşme’ süreci kapsamında, geride bırakılan iki ayın telafisi ve ‘1gram fazla kömür’ ile ekonomiye katkı konusunda  mesafe alınacak.

Bu arada dört vardiya’ya dönülmesi halinde beklenen 7/24 çalışma sağlanamayacak. İşçilerin hafta sonu kullandıkları iki gün istirahatları devam edecek.

7/24 çalışılması için yani hafta tatillerinin hafta içine kaydırılması için, işçi sayısının yeterli olmadığı belirtiliyor.

Gözlemciler, 4 vardiya sisteminde; bir hazırlık, 2 nakliyat ve iki üretim vardiyası olarak çalışma yapılmasının beklendiğini belirtiyorlar.

Siyaset, yeni planlamaya karışmadı. Sendika ise ‘İşçi sağlığı’ öne çıktığı için, konuya ‘Muttali’ ve ‘Olumlu’ bakıyor.

Aslında yapılan basit bir ‘Teknik’ operasyon.

Üç vardiya da, 250 iş gününden 750 iş günü değerlendiriliyordu. Dört vardiya da hedeflenen 1000(Bin) iş günü oluyor.

Yani; dolaylı olarak eski çalışma günü yakalanmış oluyor.

Yani, 6 gün çalışıp bir gün tatil. 303 iş günü x 3= 900 iş günü yakalanmış oluyor.

Bu arada sorun gibi görünen bir konu, işçi servisleri. İşçiler kendi araçları ve pasolu servislerle gidip-geliyordu. Covid’li ulaşımda, araçlar yolcu kapasitelerinin yarısı kadar yolcu taşıyabiliyor.

Yapılan 4 vardiya düzenlemesinde iş -giriş-çıkışlarında bir sıkıntı yok. Ancak, ‘Ulaşım’ konusunda organize çalışmaları sürüyor.

Kömürün Başkenti Zonguldak’ta, taşkömürünün amiral gemisi TTK, her ne kadar bazı ‘Zafiyetler’ nedeniyle ‘Kurtuluş’ mücadelesi verdiği muhakkak.

Ancak, stratejik ürün/kömür nedeniyle TTK’nın; ‘Liyakat’ değil ‘Hemşeri’ ve ‘Yandaş’ kademe istekleri olan siyaset/çiyi dışlaması şart.

İnanıyorum ki, Genel Müdür Sayın Kazım Eroğlu, ‘Ülke geleceği’ ve ‘Tüyü bitmedik yetim hakkı’ paralelinde, bu ulvi ve kutsi görevi yerine layıkıyla getirecektir.

ÇATES 1 HAZİRAN DA ÜRETİM HAZIRLIĞINDA

Türkiye’nin ilk taşkömürü ile çalışan termik santrali (1948) ünvanı var.

Zonguldak’a 17 Km uzaktaki  ÇATES, bölgenin 7 termik santralinden biri durumunda.

Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nun ürettiği (3.500- 4.000 cal.) miks ve şlam(Toz kömür) yani filitrasyon tüketiyor. Santral, TTKZ dışında redevanslı alanlarda(TTK’nın kiralık sahaları) kömür çıkartan özel sektörden de kömür alıyor.

400 personeli olan santral bacalarının çevreyi kirlettiği gerekçesiyle 2020 yılbaşı gecesi üretimi durdurulmuştu.

Üretimi durdurulan santral mevcut elektro filitlrelerin onarıp, kükürt tutucuları da yenileyip, Enerji Bakanlığı’na ‘Geçici belge’ almak için müracaatını yaptı. Ancak, yapılan denetimler neticesinde, yeni yasal düzenlemelerin getirdiği ‘derin deşarj sistemi’ isteği ile karşılaştı.

Bu konuda çalışmaların ve projeleri bakanlığa getiren firma, 1.5 yıl içinde sistemi gerçekleştirme taahhüdünde bulunduğu öğrenildi.

Bakanlık onay verdiği takdirde 1 Haziran itibarıyla ÇATES üretime geçecek.

ÇATES, üretim için yeterli kömürü TTK, Özel sektör ve stoklarından temin edebilecek.

Bölge için istihdam, ülke için üretimine ihtiyaç olan ÇATES’in, çevreye zarar vermeden çalışması en büyük dileğimiz.

GÜVENLİK ve TTK

Dost okurlar, ‘Sigara dumanı olup uçan vaatler’ ile ‘Geçmişte denetlenmeyen özel sektörün maliyeti’ üzerine sorular yöneltiyorlar.

‘Bir paket cigaranın, nöbete izdüşümü’ şeklinde şimdilik geçiştirelim bu sağlığa zararlı ‘Dumanlı’ tüketim aracını.

Denetlenmeyen özel sektörün, ‘Denetlenseydi alacağı cezalar nedeniyle giremeyeceği ihaleler’ açısından bir taramasını yapın. Bölge ve isimleri şöyle bir geçirin ‘Göz retinası’ çerçevesinden…

Biz olaylara, dünün ışığında, yapılanların kişi ve kuruluşlara sağladığı ‘Faideler/faydalar/ekstralar açısından bakıyoruz.

Olaya merkezde oluşturulan üç kişilik denetim ekibi( ) açısından bakalım.

Kağıt üzerinde gözükmesine neden, kılık-kıyafet görüntüleri yeter. Zaten, üç vardiya olarak belirlenmeyişine neden, kağıt üzerinde tutulma isteği olabilir mi?

Elbette, TTK’nın ‘Var olmak’ üzerine yaptığı ‘Planlar/projeler’ çerçevesinde, ‘Dört vardiya’ sistemine dönüş sonrası, bir çok konuda ciddi önlemler alması ‘Kuvvetle muhtemel’ olacaktır.

 COVİD/ İŞSİZLİK/ KRONİK HASTALAR

Olaya elbette Covid pandemi/salgını açısından bakacağız.

Dünya can ile cüzdan arasına sıkıştı diyoruz ya?

Can/sağlık/hayatta kalmak ile cüzdan/ekonomi/ ayakta kalmak şeklinde açabiliriz parantezi.

  1. Günlük ticaret ile evini geçindirmek zorunda olanlar çarpıldı. İşsizler için değişen olmadı. Düne inat bu gün bahaneleri var.
  2. Asgari ücretli (2. 300TL)ile 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı(2.438TL) altında geliri olanlarda fiyat artışlarıyla yoksulluk sınırına(7. 498TL) bir adım daha yaklaştı.

Özetle geride bıraktığımız üç aylık süre, sabit gelirli üzerinde Covid’in akciğerler üzerinde bıraktığı zarar gibi bir etki yarattı.

Elbette merkezi ve yerel yönetimler, yoksullara yaptıkları yardımları arttırdılar. Ancak, yapılan yardımlar, ‘Devede kulak’ kalıp, geleceğe ‘Hüsranlı’ bakışı engellemedi.

İşsizlik, bu nalet virüs ile birlikte bomba gibi düştü toplumun ortasına.  ‘Normalleşme’ süreci inşallah, bir nebze de olsa çözüm getirir.

COVİD’in ekstra olumsuz tesir yaptığı konulardan biride, kontrol edil(e)meyen zamlar. Dört kişilik bir ailenin gıda harcamaları asgari ücret üzerinde.

Bırakın 4 kişilik aileyi,  bekar bir çalışanın ‘Yaşama maliyeti’ 2 bin 961 lira olarak açıklandı.

Virüs ile ilgili önlemlerin gevşetilmeye başlaması esnasında, ‘Her kes maske taksın, salaklık etmesin’ diye feryat etmemizin nedeni bu. Düşen vaka ve ölüm sayılarının en azından kontrol edilmesi şart. Yeniden Pandemi/salgın olayı, daha ziyade kendini ortalığa saçan işsizleri vuracaktır8. Topluma yeniden moralsizlik-/korku salacaktır.

Her şeyin sırası var. Burada birinci sırada Pandemi var. Sonra yaşlıların kronik hastalıkları ve işsizlik.

‘Önlem’ tekliflerine harfiyen uyan 65 yaş üstü grup biraz daha evde hapis edilirse, su koyvermeye başlarsa şaşmayın.

Her şeyin hayırlısı

SOSYAL MEDYA KILAVUZU VE SİYASET

Zonguldak Valiliği, hafta içinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın hazırladığı ‘'Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu'’nu paylaşarak kamuoyuna duyuru yaptı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, kitabın önsözünde, sosyal medyanın avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyan, insan ilişkileri üzerindeki etkilerini inceleyen, dünyada bu alanla ilgili önemli araştırmalara atıflar yapan, öneriler sunan, hesap güvenliği konularından ırkçılık, nefret söylemi ve etik değerlere kadar birçok konuya işaret eden bir çalışma hazırladıklarını kaydetti.

Altun, ‘Hakikat Ötesi/porst truth’ olarak  adlandırılan bu dönem için, üretilen ‘Manüplatif’ bilgi ve ‘Provokatif’ siyasetin tesirlerini anlattı.

Gerçekten de ‘Sosyal medya’ hele COVİD dolayısıyla kendini evinde tecrit eden(Sosyal izolasyon) insanların dinlence/eğlence ve haberleşme aracı olarak ‘Aktüel medya’ durumuna geldi.

Aslında, ‘tüzük/statü/ yapı’ itibarıyla ilgilenilmedi sosyal medya malzemelerince. Okur-yazarlık yetti kullanmak için.

Elbette, yalan haber(Dezenformasyon) yada algı operasyonları havada uçuşurken tutunmamak mümkün olur mu? Başarılı profil ve hesap/veri güvenliğine kaç kişi dikkat etti!

‘Sosyal medya bağımlılığı’ ve ‘Sosyal medya hukuku’ elbette önemli. Ancak, yozlaşmanın toplum katmanlarını sardığı bir ortam da, hele de ‘Siyasilerin birbirlerini ötekileştiren’ saldırıları sürerken, ‘Bağımlılık ve medya hukuku’ ne kadar etkili olur.

Evvel emirde, bu kitapçık,’Kütüphane malzemesi’ olarak güzel ve gerekli. Ancak, yapılacak olan, siyasilerin topluma güven-itimat telkinidir.

Gerçekten de ‘Sosyal medya duvarları’, çalakalem yazıların yaydığı ‘Hela duvarı’ yazılarıyla yarışmaya başladı.

Siyasilerin birbirlerine yönelik üslupları düzeldikçe, taraftarları da kendilerine çeki-düzen verecektir. Geleceğin teminatı olan gençler, bu dezenformasyon ve ‘çalakalem’ yazma şeklinden en fazla muzdarip olanlardan olduğu unutulmamalı.

‘Ceza-i müeyyide’ elbette şart ve olmalı. Ancak, önce siyasetin temsilcileri kendilerine  ‘Şekil’ verip,örnek olursa Türkiye bir çok konuda olduğu gibi ‘Sosyal medya’ kullanma konusunda da dünya ya örnek olabilir.

Kaynak: Editör:
Etiketler: TTK, 4, VARDİYA’YA, DÖNÜYOR,
Yorumlar
Haber Yazılımı