google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
04 Temmuz 2020 - Cumartesi 00:00 Bu yazı 363 kez okundu
 
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Erdem Can
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

İnsan vücudu kullandığımız ilaçların etkin maddelerini gerekli miktar ve dozajda üretecek kimyasal düzeneğe sahip yaratılmış.

Kendisine zararlı veya faydalı bakteri veya virüsleri ayırt edip, hangi kimyasal aktif madde ile zararlı organizmalarla mücadele edebileceğine karar verme mekanizması var.

Konu uzmanlık gerektiriyor ama hemen hemen herkesin bildiği, lenfositler, antikor, alyuvarlar, akyuvarlar vücutta çok sistematik ve önceden öğrenilmiş planlar dahilinde ço şiddetli savaş veriyorlar.

Beyinin organizatörlüğünde; karaciğer gibi, insan yapısı bir laboratuarla mukayese etsek İstanbul büyüklüğünde bir kimya laboratuarını hayal etmemiz lazım diyor bilim adamları.

İnsan vücudunda; doğal şartlarda, her türlü hastalığı yenebilecek mekanizmalar mevcut. İnsan vücudunda her türlü doğal şartlara; soğuk sıcak, alçak hava basıncı yüksek hava basıncı (alçak rakım yüksek rakım) durumlarına zaman içinde uyum sağlama yeteneği gelişmiştir.

 Bu her türlü eziyeti çektirdiğimiz bedenimizi maruz bıraktığımız, doğal olmayan dışsal etkiler, bedenimizin muazzam düzenini bozuyor, hasat oluyoruz.

Endüstriyel gıdalar ve gıda sektöründeki sahtekarlıkları her gün haberlerde izliyoruz. GDO’lu gıda ürünleri bir yana buğdayın hikayesi bile gerçeği anlatmaya yeterli. Endüstriye tarım ve endüstriyel hazır gıda sektörü, mükemmel insan organizmasının asla kaldıramayacağı olumsuzluk üretiyor.

Buğday ve ekmeğin içler acısı hikayesi;

Buğdayın Altın Özü: Buğday Ruşeymi Nedir?

 “Ruşeym, buğdayın özü demektir. Buğday ruşeymi tüm tanenin 2-3’ünü oluşturur. Bu nedenle buğdayın una dönüştürülmesi sürecinde özel ayrıştırma işlemi uygulanarak 1 ton buğdaydan sadece 1 kg ruşeym elde edilir.

Lif değerinin yüksek olması nedeniyle tokluk hissi sağlar.

E vitamini açısından zengindir.

Taze ya da kuru meyvelere, süt, yoğurt, salata ve çorba gibi besinlere ilave edilerek tüketilebilir.

Protein ve esansiyel yağ oranının yüksek olması nedeniyle dayanıklılık süresi azdır.

Buğday Ruşeymi, paketi açıldıktan sonra 1 ay içerisinde tüketilmelidir.”

Bu tırnak içindeki izahatı anlamadan hastalıkları ve beslenme bozukluklarını çözemezsiniz. Fırınların ürettiği beyaz francala ekmeklerin ununda Ruşeym yoktur. Un fabrikaları un üretirken buğdayın özü (Ruşeym) ayrılıyor. Nedeni ise ekmeğin raf ömrünü uzatmaktır.

 Eğer buğday olduğu gibi değirmende öğütülürse; kabuğu (kepek) özü (Ruşeym) ve araştırın un fabrikaları buğday öğütülürken içine katılan kimyasalları bilseniz ekmek yemezsiniz.

Fırından aldığınız ekmeği ve pastaneden aldığınız boğaçayı, bir kaba koyup defalarca yıkayın, geriye kendir çöpü gibi bir madde kalacak ve suda çözülmez. Bunun adı gluten’dir. Araştırın hangi hastalıklara yol açıyormuş öğrenin.

Fırından aldığınız “tam buğday” ekmeği var ya, tam buğday değil, Boya ile esmerleştirilmiş bayat ekmeklerin yeniden hamur yapılarak üretilmiştir.

 Uzmanlar bas bas bağırıyor, glutenden uzak durun, beyaz ekmek değil tam buğday ekmeği yiyin diyorlar dinliyor musunuz? Maalesef hayır duymuyorsunuz bile.   

Ondan sonra bazı hayvanlardan insanlara bulaşan (nadir de olsa) virüsler karşı toplumsal bağışık kazanacaksınız çok beklersiniz.

  Ticari hesaplarla ürettiğiniz endüstriyel tarım ürünleri ve endüstriyel hazır gıdalardan kurtulmadan hastalık ve salgınlardan kurtulamayacaksınız haberiniz olsun.

 
Etiketler: BAĞIŞIKLIK, SİSTEMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı