Yazı Detayı
02 Nisan 2019 - Salı 17:32 Bu yazı 529 kez okundu
 
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Nefes nefese kalan çocuk bir yandan koşuyor, bir yandan da, “Hasan amca yetiş!” diye bağırıyordu. Küçük İbrahim’in bağırtısı üzerine kahvenin önüne çıkan köylüler, çocuğu bu kadar koşturan ve bu kadar heyecanlandıranın ne olduğunu merak etmişlerdi. Asıl merakları da “yetiş” diye bağırırken, ulaştıracağı haberdeydi. Hasan amca neye yetişecekti, nereye yetişecekti, duyacağı haber acı bir haber miydi, bir müjde miydi?

Köyün tek kahvesinde kimi çay içiyor, kimi oyun oynuyor, kimi de sohbetin en koyu yerinde anlatılanları can kulağıyla dinliyordu. Köyün sakin havası, İbrahim’in bağırtısıyla dağılmıştı. Hasan amca, İbrahim’in getirdiği haberin ne olduğunu duymak isteyip istemediğinden emin değildi. Çocuk kahveye yaklaştıkça Hasan amcanın tansiyonu da tavan yapmaya başlamıştı. Bütün köylü kahvenin önünde bir İbrahim’in yaklaşmasını bekliyor bir de Hasan amcanın tepkisini…

Köyün imamı Hasan amcaya biraz daha yaklaştı, muhtar ve öğretmen de hemen yanında bitiverdi. Üçü de Hasan amcanın duyacağı acı haber üzerine onu teselli etmeye hazır ve nazırdı. İbrahim’in sesinin ilk duyulduğu andan bu yana bir dakika olmamıştı ama sanki aylar geçmiş, yıllar bir birini kovalamış gibi hereksin yüreği atmayı bile unutmuştu. Kalp atışı da acı habere kendisini hazırlıyor olmalıydı. Nefesler tutulmuş, İbrahim’in tam önlerine geldiği şu an vereceği haberdeydi. Çocuğun durumunun durum olmadığını gören öğretmen, öğrencisinin yardımına koştu, çaycı Cemal’den bir bardak su istedi. İbrahim’i tutup çektiği sandalyeye oturtturdu, suyu içirdi, soluklanmasını bekledi ama kalabalığın, hele de Hasan amcanın bekleyecek hali kalmamış, dizlerinin bağı çözülmüş, kalbine bir acı saplanmıştı. Ne olacaksa olsundu, ne duyacaksa duysundu…

***

İbrahim’in ulaştırdığı haberden sonra köyde huzur kalmamıştı. Hasan amca haberi ilk duyduğu an kalp krizi geçirmiş, onu hastaneye yetiştirmeye çalışan araç kaza yapmış, köyün imamı, muhtar ve öğretmen kazada hayatını kaybetmişti. Hasan amcanın yaşlı hanımının da bu habere kalbi dayanamamıştı.

***

İbrahim amca çocuklara dönerek, “İşte böyle çocuklar, o gündür bu gündür Taşkesen köyümüzde 1 Nisan şakası yapmak yasak.” dedi.

Çocuklar Nisan bir şakasıyla ilgili komik bir hikâye dinlemeye hazırlanmışlar ama İbrahim amca onlara sonu hazin biten bir öykü anlatmıştı. Bu hikâyeyi ilk kez duyuyorlardı. Köyde Nisan bir şakasının yasaklanmasını duymuşlardı ama ilk kez İbrahim amcadan bunun sebebini detaylı dinlemişlerdi hem de olayın kahramanı küçük İbrahim’in ağzından...

Bütün çocuklar dağılmaya hazırlanıyordu ki, Emre’nin sesi duyuldu;

-Peki İbrahim amca senin ulaştırdığın o haber neydi, yani bu hikayede şaka nerede?

-Bu hikâyede şaka yok. Oldukça ciddi ve hepinizin ders alması gereken bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Ulaştırdığım haber, tamamen yalandı. Köyün muziplerinden olan Kadir amca elime üç beş şeker tutuşturdu, Hasan amcaya çok acil bir haber ulaştırmamı söyledi. Ben de çocuğum, haberi de bilmiyorum, haberin sonucunda neler olacağını da, nasıl bir tepki göreceğimi, nasıl bir tepki alacağımı da bilmiyorum.

Bu defa minik Ahmet’in sesi geldi;

-Ama İbrahim amca halen haberi söylemedin…

-Ne önemi var ki çocuklar, Hasan amcanın tarlasının yandığını söyledim. Hasan amcayı öldüren bu haber değildi, tarlada, tapanda, toprakta gözü yoktu Hasan amcanın. Onu yıkan tarlada 40 yıllık hayat arkadaşının da olmasıydı.

Tam bir eşek şakasıymış” diye bir ses geldi arkada bulunan çocuklardan birisi. “Aynen öyle” dedi İbrahim amca, “hem de ne eşek şakası. Bakın çocuklar Kadir amca, bu haber üzerine tarlaya doğru koşan Hasan amca ve onun arkasındakilere bakıp kıs kıs gülecekti. Bu gülme beş dakika sürecekti belki, belki de on dakika ama o süreçte Hasan amca ve yanındakilerin yaşadıkları ya da yaşayamadıklarının ne olduğu hiç önemsenmiyordu. Bir kahkaha için 4 kişi ölmüş, ne önemi var mı diyeceğiz?

İbrahim amcanın torunu Kerem öne atıldı; “Ama dedeciğim okulda yapılan şakalar böyle değil ki, kalem alıyoruz ‘Nisan bir’ diyerek el koyuyoruz ya da ‘aklımda’ diyor, yani çok masum şaka bunlar.”

-Sevgili torunum peki o kalemi hak edecek ne yapıyorsun, o senin hakkın mı, yoksa gasp etmenin cilalanmış hali mi, deyince torunun başı öne eğildi.

Devam etti İbrahim amca, “İnsanları aldatan olmayın, aldanan da olmayın ama illa birisi olacaksanız, ben derim ki asla aldatan tarafta olmayın. O yanda hiç durmayın, sizi o cephede gören olmasın. Hele hele bunu birkaç saniyelik kahkaha için yapanlardan hiç olmayın.

Çocuklardan birisi 1 Nisan şakasının tarihini sordu İbrahim amcaya, İbrahim amca da çocukların anlayacağı dilde cevap verdi;

-Her ülkenin bir kahramana ihtiyacı, o ülkenin ekmeğe, suya, sabuna, ete, süte ihtiyacından daha çok olduğuna eminim. Öyle ki, içlerinden bir kahraman çıkmazsa bile çıkartırlar. Aslında kahramanlar, toplumları motive eden birer semboldür. Dünyada Süpermen diye bir şey yoktur ama insanların süper güçlerle donatılmış gibi allar, pullar, hatta bazen kendi elleriyle yaptıkları puta bile taparlar.

Çocuklardan birisi atıldı, “İbrahim amca, 1 Nisan’ın tarihini söyleyecektin, şaşırdın kahramanlıkları anlatıyorsun.” Bütün çocuklar hep birlikte güldüler. Muhtemeldir ki İbrahim amcanın artık bunadığını düşünüyorlardı. “Şaşırmadım çocuklar” diye devam etti İbrahim camca, “Şaşırmadım, lafı 1 Nisana getireceğim de siz sabırsız çıktınız” Bu defa gülen İbrahim amcaydı, çocuklar da onun güldüğünü görünce güldüler. Devam etti İbrahim amca,

“Değer yargısını kaybeden, vefayı unutan toplumların ‘vefalı görünme’ adına belli günleri olur, haftaları olur. Bir de buna kapitalist sistemin ‘harcama teşvik’ini ekleyince ‘önemli’ sayılan günlerden geçilmez. 1 Nisan belki böyle değil, harcamayı çok teşvik etmez ama ‘aldatmayı’ normalleştirir. Bu açıdan Nisan 1 şakası, kanmayı ve kandırılmayı ‘normal’ gören yapısı nedeniyle eleştiri konusudur. Eleştirilen şakalaşma değil, ‘aldatmayı normalleştirme’dir çocuklar.”

İbrahim amca devam etti, “Her ülke kendi kahramanını ortaya çıkarırken yazılan destan gibi, bu tür günlerin, haftaların da çıkışını özetleyen hikâyeler yazılır, yazdırılır ve bazen de tamamen rivayetlere dayandırılarak uydurulur. Nisan 1 şakası için uydurulan çokça hikâye var. Bunlardan hiçbirisi de ‘mantıklı bir kurguya’ dayalı değil. Olsa da bir şey çıkmaz. Sonuçta insanların özünde muziplik vardır, hayat çok ciddiye alınmaz ama bir başına da bırakılmaz. Espri, bu açıdan zor yaşam koşullarında sığınacak bir limandır ama bu, bir başkasını aldatma ve hele hele bir başkasının gözyaşına rağmen olmamalıdır. Hayatınız boyunca yüzünüz hep gülsün ama sizin yüzünüz gülsün diye de kimseyi ağlatmayın, olur mu çocuklar” deyince çocuklar hep birden “Olur İbrahim amca” diyerek o haftanın köy odası sohbeti de nihayete erdi.

Çocukların Nisan bir şakası yapma hevesleri kursaklarında kalmıştı, yapacak bir şey de yoktu. Hazin öyküden sonra komiklik yapmaya zaten kimse yanaşmazdı.

Çocuklar çıkarken, İbrahim amca “Haftaya köy odası sohbetleri paralı oluyor, herkes gelirken 5 lira getirecek” deyince çocuklar şaşırdı. Bu şaşkınlıkları tam bir hafta sürdü. Bir hafta boyunca sohbetin neden paralı olduğuyla ilgili kendi aralarında konuşup duran çocuklar, bunun sebebini öğrenememişti.

Bir hafta sonraki köy odası sohbetlerinde tam bir ziyafet vardı. Yemekler, çiğköfteler, tatlılar ve çocuklara oyuncaklar. Bu defaki sohbette sadece İbrahim amca yoktu, köyün diğer büyükleri de, yani çocukların babaları da vardı. Çocuklar bir birini itekleyerek sofrada kendilerine yer buldular. İbrahim amca “Yiyin çocuklar yiyin, kendi malınız gibi yiyin” deyince çocuklar bu ikramın kaynağını da öğrenip, hep birlikte güldüler. Yerken bir yandan da babalarına bakıp, “5 lirayı sizden aldık, siz de kendi malınız gibi yiyin” demeyi çok istediler ama diyemediler…

 
Etiketler: Bana, bir, şaka, yap,, ciddi, olsun!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Biz kurum olarak kuş pohunu çok önemsiyoruz!
218 Okunma.
05 Ağustos 2019
Bir gösteriş olarak kurban
1020 Okunma.
31 Temmuz 2019
En iyi sığınmacı, ölü sığınmacıdır!
1832 Okunma.
29 Temmuz 2019
Küllerinden doğan şehir; Gölcük
1670 Okunma.
23 Temmuz 2019
KENDİ ELİMİZLE YEŞERTTİĞİMİZ DİKENLER
1807 Okunma.
18 Temmuz 2019
Bir faceApp olduk
2406 Okunma.
16 Temmuz 2019
Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy
1642 Okunma.
15 Temmuz 2019
Ya olsaydı?
1700 Okunma.
10 Temmuz 2019
Bugün ne giyinsem?
1138 Okunma.
05 Temmuz 2019
Yazmak bir hastalık mı?
1159 Okunma.
03 Temmuz 2019
Gözün aydın abi!
1233 Okunma.
02 Temmuz 2019
Siyasetten çiçek böceğe
1122 Okunma.
01 Temmuz 2019
Kimine at, kimine meydan…
1236 Okunma.
28 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-3 ve son
1183 Okunma.
26 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-2
1163 Okunma.
25 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-1
1237 Okunma.
21 Haziran 2019
Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak
1195 Okunma.
19 Haziran 2019
Müşterisine itibar kazandıran mekânlar
1198 Okunma.
18 Haziran 2019
Tartış(ama)ma kültürü
1031 Okunma.
17 Haziran 2019
Dikkat, takip ediliyoruz
1178 Okunma.
14 Haziran 2019
Aradığımız gerçekten de tarafsızlık mı?
167 Okunma.
12 Haziran 2019
Seç(eme)me ve Seçil(eme)me Hakkı
211 Okunma.
11 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -2
200 Okunma.
10 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -1
2059 Okunma.
25 Nisan 2019
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
533 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
494 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
916 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
1143 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
883 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
758 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
589 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
678 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
1077 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1193 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
939 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
904 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
621 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2759 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
1000 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1179 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
890 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
729 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
861 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
701 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
824 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
594 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
1082 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1518 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
1147 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
5052 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2296 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1104 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
950 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
2124 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
1021 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
2024 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1669 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2131 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1222 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1187 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
3093 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1328 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1241 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
2029 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
1132 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1277 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
1118 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1448 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1192 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
1135 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1126 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1205 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1121 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1250 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
1119 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
999 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1286 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1203 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
1011 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
1116 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1182 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4682 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1448 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1447 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1764 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1439 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1441 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1579 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1613 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1386 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1339 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1665 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1280 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1467 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1633 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1633 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
2286 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1458 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1867 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1534 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1263 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1419 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1430 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
2267 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1445 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1603 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1353 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1483 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1433 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1441 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1451 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1541 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1559 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1356 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1367 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1724 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1416 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1421 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1591 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1458 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1386 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1246 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1481 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1592 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1452 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1515 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1470 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1717 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1415 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1554 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1854 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1608 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1460 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1582 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1580 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1474 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1621 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1529 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1458 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1502 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1681 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1377 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
1130 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1582 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1386 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1433 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1370 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1438 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1469 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1431 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1364 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1419 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1292 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1468 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1577 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1584 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1558 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1500 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1745 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1458 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1467 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1591 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1571 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1909 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1472 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1359 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1406 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1564 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1391 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1489 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1719 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1567 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1685 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1574 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1438 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1435 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1481 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1361 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1653 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1582 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1557 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1704 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1574 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1575 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1800 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1463 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1593 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1481 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1749 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1618 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1560 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1646 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1523 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1625 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1692 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1578 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1877 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1605 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1609 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1556 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1589 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1602 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1503 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1681 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1607 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1821 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1514 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1657 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1682 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1787 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1471 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1495 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1703 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1621 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1658 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1740 Okunma.
Haber Yazılımı