İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
“Hibe şartları esnetilmeli”
Yazı Detayı
12 Nisan 2018 - Perşembe 18:19 Bu yazı 1875 kez okundu
 
Beslenme ve Alışkanlıkları;
Recep ALKAN
 
 

 

          Tarımda endüstrileşme, bu kadar insanı doyurma kaygısından mı? Yoksa insanların beslenme ihtiyaçlarını paraya tahvil etme projesi mi? 

          Sağlıklı beslenme. Düzenli beslenme. Dengeli beslenme. Beslenme. Beslenme. Alın size subliminal mesaj. Hangi iletişim kanalına yönelseniz, beslenme, besleneme ille de beslenme.

           Beslenme kelimesi; ses veya çağrışım mesajı bakımından insan algısına etkisi, “ye” telkinidir. ‘Sağlıklı, dengeli, düzenli beslen’ tavsiyesi; yazılı ve görsel basında sürekli, şu gıda kanseri önlüyor, bu sebze bağışıklığı güçlendiriyor, şu sebze karaciğere iyi geliyor, bu tahıl ömrü uzatıyor bombardımanının etkisi altına sokuyor insanları.

           Söyleyenin söyleyiş amacı ile söylenenin algı aktivitesine taşıdığı anlam farklı olabiliyor. Buradaki sebep sonuç ilişkisi üzerinde duran yok.

           Tiryakilik yan etkisi olan endüstriyel gıdalar elde bir dersek, yapay açlık duygusu tetikleyen işlenmiş pastörize paketlenmiş besinlerin içindeki kimyasalların etkilerinden kimse emin değil. Birde bu ve benzer işlenmiş pastörize besinlerin raf ömrünü uzatmak veya lezzet vermek için ilave kimyasallar cabası.

            Geçelim karşısına insanların diyelim ki; sağlıklı, dengeli ve düzenli beslen. İnsanların gelir düzeyi yükseldikçe; canlarının kıymeti artıyor ve beslenme tarzları değiştiği gibi, “can boğazdan gelir” diyerek yükleniyorlar koca kaşığa.

Alışkanlıklar

            1993 yılında 20 bin madenci resen emekli edilince Zonguldak nüfusu düşüşe geçti. Hala göç veriyor. 1990’lı yıllarda Zonguldak’ta üç tane temel gıda maddesi satan dükkan vardı. Ve bunlar her kesin bildiği meşhur isimler. Şimdi; nüfus aynı olmakla beraber adım başı market var ve marketlerde özellikle akşamüzeri kasa önlerinde kuyruk var.

             Üç temel gıda maddesi satandan adım başı süper markete geldik, üstelik her mahallede her marka marketin şubesi var hepsinde akşamüzeri kasada kuyruk var.

            Yani; nüfus aynı, ve fakat daha çok tüketiyoruz. Ye babam ye. Eskiden üç temel gıda maddesi satan dükkanlarda; beyaz peynir vardı kendi damak tadımıza göre bir lezzeti vardı. Birde eski kaşar vardı, genelde Kars kaşarı adıyla satılırdı. Şimdi süt ürünlerinde özellikle peynir ve yoğurtta modernleştik, saymakla bitmeyen süslü ambalaj içinde çeşit çeşit peynirler. Marketlerde peynir reyonu soğutucusunun boyu on metre envai çeşit peynir.

Maya meselesi

             Bundan 35-40 sene önce doğal usullerle, (mayalama) üretilen yörelere göre farklı peynir çeşitleri vardı. Toroslar’da yerleşik Yörüklerin; baharda, sabah namazından sonra ekinlerin yapraklarına tutunan çiğ damlacıkların toplayıp, yoğurt ve hamur mayaladıkları söylenir.

             New york’a yıllar önce Türkiye’den göç etmiş bir Türk ailenin 200 yıllık hamur mayasını hala kullanarak ABD’liler ekmek yaptığını gazetelerde okumuştum. Mayalama kültürü bir Türk geleneği ve buluşudur. Türk tarihi kadar eski. Yoğurt bu bakımdan Türk milletinin insanlığa armağanıdır.

            Mayalama yöntemiyle elde edilmiş besinlerin doğal yöntemlerle mayalanmış olması, bilim çevreleri tarafından ısrarla önerilmektedir.

            Mayalanmış, ama kesinlikle doğal yollarla mayalanmış hamurdan üretilmiş ekmeğin barsak florasını koruyup geliştirdiği biliniyor.

            Piyasada satılan kimyasal mayalar aslında gerçek anlamda mayalanmayı gerçekleştirmiyor. Aslında hamur mayasını oluşturmak üç hafta gibi bir zaman alsa da mümkün. İnternette araştırıldığında hamur mayasının doğal yollardan nasıl üretileceği bilgisine ulaşmak mümkün.

            Maya işi tamam da peki mayalayacağımız hamuru hangi undan elde edeceğiz.

 

Buğday ununun hazin hikâyesi

             Hz. Muhammet SAV. “Buğday neslin güvencesidir” diyerek hangi acı gerçeğin altını çiziyordu.

            Toprağın ve tohum kültürünün acıklı halini yukarıda dilimin döndüğü kadarıyla anlatmıştım. Toprak; zirai mücadele veya toprağı beslemek adına yapılan kimyasal gübreleme insanlığın geleceğini usulca karartıyor. Toprak zehirlendi kimyası bozuldu. Tohumlar; GDO teknolojisi ile genleri değiştirilerek sözde verimliliği artırarak muhtemel açlığa çare bulunulacaktı. Bir milyar insan açlıkla boğuşuyor.

             Çünkü GDO’lu buğday; insan organizmasıyla uyumlu değil. İnsan vücudu buğday ununu tanımadığı için farklı şekilde değerlendiriyor. GDO tehlikesini geçip, buğdayın un haline gelip fırınlara ekmeklik un olarak satılan unun nasıl bir şey olduğunu hatırlayalım. Un fabrikalarında buğdayın; önce özü (Rüşeymi)ve kepeği ayrılıyor. Rüşeymi buğdayın toprakta biten kıhsımıdır. Ve insan bedenin ihtiyacı olan çok özel vitaminleri barındıran kısımdır. Buğday esas yararlı unsurlarından ayrılarak bir sürü kimyasal katkı ilave edilip insana tamamen zararlı hale getirilip fırınlara veriliyor. Bunlar işin uzmanları yazıp çiziyor ve TV’de konuşuyor ben söylemiyorum.

             Peynir üretimi endüstriyel metotlarla yapılıyor süslenip güzel bir reklamla ‘ne özelliği varsa’ tüketiciye sunuluyor. Üstelik raf ömrünü uzatmak bozulmayı önlemek için bir sürü kimyasal katkı maddesiyle üretildiğini bile bile peynir ekmek gibi satılıyorlar.

             Bitkisel gıdalarda; verimi artırmak, birim alandan daha fazla ürün kaldırmak amacıyla genetiği değiştirilmiş (GDO’lu) ürünler bollaştı maşallah. Birde dalga geçer gibi, organik üretim diye alternatif bir model geliştirdiler. Sonuçta hepsi endüstriyel ve doğal olarak yetiştirilmiyor.

              İnsanlar bu ürünlere öyle bir alıştı ki; sigara tiryakisi gibi o ürünleri yemezse huzursuz oluyor. Artık alenen konuşulan enteresan bir mevzu var. Endüstriyel ürünlere; alışkanlık yapan, hatta yapay açlık hissi uyandıran kimyasallar katıldığı gizlenmiyor artık.

             İnsan bedeni dışsal uyaranlara karşı oldukça savunmasızdır. Görsel veya yazılı basınla insanlar yağmur gibi dışsal uyaranlara maruz kalarak gereksiz veya ihtiyaç dışı tüketim tiryakisi yapılıyor. İnsan bedeni içsel uyaran mekanizmasının ihtiyaç duymadığı, tükettiği ürünlere ilave edilen kimyasallar vasıtasıyla yapay uyaran ajanlar nedeniyle organizmanın ihtiyaç duymadığı gıdalara yapay açlık yaşıyor. Bence son yirmi yılda obezitenin temel nedeni budur.

             İnsan bedeni ihtiyacı olan maddeyi diğer bir anlamıyla eksikliği görülen bir maddeye açlık hissiyle, kişinin bilincini uyarır ve o kişinin, maddeyi içinde barındıran besini yiyesi gelir, ona acıktırır. Endüstriyel gıdaların içine katılan bazı kimyasalların, hem ihtiyaç dışı açlık hissi, hem de bedenin alışkanlık zaafını tetikleyip tiryakilik geliştirdiği inkar edilemiyor.

             Kapitalist sitemin insanları tüketim kölesi yaptığını biliyoruz ama bu kadarına pes artık. Tarımda endüstrileşme, bu kadar insanı doyurma kaygısından mı? Yoksa insanların beslenme ihtiyaçlarını paraya tahvil etme projesi mi?  Bu sorunun cevabı verilmedi henüz.

             Tarımda muhtelif kimyasalların kullanılması, hem ürün yelpazesini, hem de ürün rekoltesin artırmış olsa bile, toprağı ve insanı sonuçlarından emin olunamayan kimyasallara maruz bırakmaya değer miydi? Bilmiyoruz. Yeryüzünde, bitkilerin yetişmesine elverişli toprak katmanının oluşması beş yüz sene sürüyor. Bu katmanın bileşenleri yer yer değişim gösterse de, henüz tam olarak kimyası analiz edilip listelenemedi.

              Bitkilerin topraktan çıkıp büyüyüp gelişip olgunlaşması sürecinde her ihtiyaç duyduğu her organizma veya mineralin, zamanlamasından alın da dozajına kadar bir ince ayar ve düzen vardır. Her hangi birinin eksikliği veya fazlalığı o bitkinin yaşamasına, olgunlaşmasına, veya meyvesinin kimyasının değişmesine neden olabilir. Bu sebeplerden ötürüdür ki; her toprak parçasının florası veya endemik bitki karakteristiği değişiktir.

              Toprağın ilave kimyasallarla (kimyasal gübre, tarımsal ilaçlar) verimliliğini artırma gayreti sadece ticari bir nedensellikle açıklanabilir. Bu bakımdan sebep-sonuç bağlamında sebebin sonucu karşılama aksiyonu bilimsel olmaktan ziyade, ticari sonucu öne almaktadır.

             Beslenme alışkanlıkları ve tükettiği gıda yelpazesi bakımından; ırklar veya ülkeler karakteristik olarak sınıflandırılabiliyor. En çarpıcı örnek olarak Türk Milleti başka hiçbir millete benzemeyen beslenme kültürüne sahip olarak kişilik yapısı mizaç olarak farklıdır.

             Buradan yola çıkarak tüketilen besinlerin muhtevası veya yetiştirilme şartları bakımından doğallıktan uzaklaştıkça insan organizması ve insanın mizacı değişimlere uğrayabiliyor.

             İnsan bedeninin kimyası, öyle mükemmel mekanizmalara sahiptir ki; insan bedeninin ortalama yüzde 67,5’u su olmasına rağmen, biyolojik olarak, mükemmel bir denge ve koordinasyona sahiptir. Her ne kadar hücrenin içini inceleyebiliyorsak ta, değişik isimlerle anılan hücreler arasındaki koordinasyonu ve iş bölümünün otomatik olarak yönetilişini anlayabilmiş değiliz. Bu nedenledir ki insan bedenin beslenme yoluyla maruz kaldığı yüklemelerden ve hangisinden ne şekilde etkilendiğinden emin değiliz.

             Ancak şurası bir gerçek ki; insan bedenindeki biyolojik saatin ritmi doğanın periyotları ile eşgüdümlü olarak işlemektedir. Bilimsel araştırmalarla elde edilen sonuçlara göre; doğada mevsimleri izleyen tarımsal ürünlerin yetiştiği mevsimde tüketilmesi, mevsimsel periyoda bedenin senkronize olmasını sağlamaktadır.   

             

              

 

 
Etiketler: Beslenme, ve, Alışkanlıkları;,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Temmuz 2018
SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ
57 Okunma.
12 Temmuz 2018
TÜRK SOLU SORUNSALI
304 Okunma.
05 Temmuz 2018
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
426 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
559 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
372 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
417 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
350 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
253 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
140 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
845 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
346 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
558 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
1557 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
1431 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
1009 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
1063 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
651 Okunma.
08 Mart 2018
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
523 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
1238 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
1002 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
1419 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
932 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
660 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
700 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
1266 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
542 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
723 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
666 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
481 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
686 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
508 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
628 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
721 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
708 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
680 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
807 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1037 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
793 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
974 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
693 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
833 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
1018 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
1067 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
710 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
955 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
722 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
1131 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
794 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
895 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
902 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1152 Okunma.
Haber Yazılımı