0
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Yazı Detayı
30 Ekim 2018 - Salı 17:36 Bu yazı 676 kez okundu
 
Bir deliyle söyleşi
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Akşamın ışıkları denize vurmaya başlamış, rengarenk ve o doyumsuz yansımaları seyre dalmıştım. Parkta, bir bankta oturup denizi seyretmek vazgeçilmez tutkularımdandır, hele bir de gökyüzünün mavisiyle, denizin mavisinin bir birine nispet yaptığı zamanlarda.. tadından yenmez.

Ama ben ne yapıyorum?

Hiç işim yokmuş gibi, akşamın bir vakti, bir deliyle Bebek’te, bir parkta ve parkın içerisinde bir bankta oturmuş denize bakarak muhabbet ediyorum. Yanlış duymadınız ya da yanlış okumadınız. Bildiğiniz bir deliyle, yani her an sağımızda solumuzda olan, mahallemizde bulunan, çoğunlukla sevimli, akıl fukarası gariban birisiyle muhabbet ediyorum.

Sanat Duvarı’nın sevgili yönetimi “Bu sayı için bir deliyle söyleşi yapar mısın” diye rica etselerdi, “yok canım, siz beni deli mi sandınız. Hiç deliyle söyleşi yapılır mı?” derdim…

Şimdi diyemem, artık bundan böyle diyemem.

Çünkü hemen yanımda bir deli var ve ben bir saattir onunla söyleşi yapıyor, muhabbet ediyor, hayata dair müthiş fikirler ediniyorum. Yani hayata bakışım şu son bir saatte değişti desem bana inanın. Hani çok da inanmayın ama bir şeyler oldu, nasıl olduysa oldu.

Aracımı Bebek’te bulabildiğim bir köşeye park edip, denize doğru yürümeye başlamıştım ki, “Abi!” diye bir ses geldi, ardından da “20 lira versene” diye gözümün önüne bir el uzandı. Elin sahibine bakacaktım, önce o eli gözümün önünden itmek gerekiyordu, nazikçe yaptım bunu. Sesin sahibi bir deliydi. Hani alnında deli yazmıyor, akıl gözükmediği gibi delilik de gözükmüyor ama yine de deliliğin yansımaları insanın üzerinde farklı duruyor. Bazılarına da biçilmiş kaftan gibi cuk oturuyor!

Hani benim bildiğim deliler 50 kuruş ister, bir lira ister ama iki lira istemezdi, 20 lira hiç istemezdi. Demek ki Bebek’in delileri bile zengin! Kim bilir belki de İstanbul’un taşı toprağı altın sözü, burası için söylenmiş bir sözdür. Fırsatın nereden, nasıl geleceği belli mi olur, değil mi ama…

“Tamam.. dedim, sana 20 lira vereceğim, ama benle şurada, bankta bir çay içeceksin, muhabbet edeceğiz” dedim. Deli deli baktı bana, hani aklı olsaydı belki de akıllı akıllı bakacaktı. Ya da ne bileyim “Aaa deli mi ne” der gibi bakmıştır ya da “şu akıllının zoruna bak” demiştir. Neyse de ne, adam teklifimi kabul etti. Bunun için de “Emrin olur abi” dedi. Estağfurullah’ı içimden dedim, muhabbeti hayat felsefesini öğrenmeye saklamalıydım.

Sahile en yakın banka oturduk. Bebek Parkı (Türkan Saylan Parkı) o akşam biraz tenhaydı. Denizi seyrederek bir çay içmek iyi olurdu ama burada çay 6 lira, iki çay eder 12 lira. Birer çay, ikişer çay bizi kesmez, yüz lira gitti. Deliye de 20 lira sözümüz var. Bu söyleşi bana pahalıya patlar. Neyse ki, dergi yönetimi bu fedakarlığımı görüyor, duyuyor, hatta ihtimal dahilindedir ki şu an okuyor ve ona göre muhasebeye bir talimat yolluyor!

Delinin adı Nevzat’mış, çaylar da 6 lira değil, 10 liraymış. Amerika’nın dolar silahıyla başlattığı savaş buradaki çayı da vurmuş. Sitenin desteği aklıma gelince sorgusuz sualsiz iki çay kapıp geldim ama fiyatının 10 lira olduğunu öğrenince içim burkuldu, bir hoş oldum, cebim de aynı oranda bir boş oldu.

Deliyle muhabbeti sürdürdüm. Nereli olduğunu sordum, dünyalıymış. Annesinin babasının adını bilmiyor. Yaşayıp yaşamadıkları konusunda bir fikre de sahip değilmiş. Akıllı olsaymış belki bu sorulara cevap verebilirmiş.

Neden 20 lira istediğini sordum, hani bizim memlekette bir Deli Mehmet vardı, rahmetli oldu. O, 10 kuruş isterdi. “Yahu Mehmet 10 kuruş tedavülden kalktı sana bir lira verelim, beş lira verelim, 10 lira verelim” desek de kabul etmezdi. İlla da on kuruş.

“Hayat pahalı “ dedi Deli Nevzat. “Bebek’te yaşıyoruz, her şey ateş pahası.”

Yok yok asıl mesele o değil gibi geliyor, hele şunun aslını astarını bir söylesen, dedim.

-Abi seni anlamıyorum, hayatın pahalı olduğunu zaten biliyorsun, neden inanmıyorsun?

-Hayatın pahalı olduğunu sadece bilmiyorum Nevzatcığım, iliklerime kadar da yaşıyorum. Ama senin 20 lira istemenin hayat pahalılığıyla alakası yok. Çünkü senin bir şeye para harcadığın yok.

-Hımmm dedi deli deli.

Sonra devam etti, “Sen benden de delisin be, sevdim seni. Abi çaktırma burası Bebek, ben bir lira istesem kimsenin cebinde bir lira bulunmaz, hepsi değilse de büyük çoğunluğu çok zengin. Öyle böyle değil, çok çok zengin. Zenginlerde bir lira ne arasın. Bir lira istesem, cebini yoklayacak, eli boş kalacak, ben de yolsuz kalacağım. 20 lira istiyorum ki, hem farkımız ortaya çıksın hem de istediğim kişinin cebinde o miktar olsun.”

-Nasıl yani senin farkın ne?

-Eee biz Bebek’in delisiyiz, Bağcılar’ın delisi değiliz ki bir lira isteyelim.

-Aradaki fark ne, halen anlayamadım.

-Statü farkı var, burada birinci sınıf deli oluyoruz.

-Yahu biz insanlar arasında statü farkı olmasın istiyoruz, akıllılar anlamıyor, deliler de mi anlamıyor, anlamıyorum. Yahu ben ne diyorum?

-Bizim sınıfa hoş geldin (gülüyor). Ama meseleyi bilmiyorsun, senin dünyadan haberin yok. Hiç Bebek’te yaşayan, bir gecede birkaç asgari ücreti masada bırakıp gidenle Bağcılar’da, ya da ne bileyim Anadolu’nun kuytu bir yerinde geçinmek için canını dişine takan ama asgari ücreti bile kazanamayanlar aynı olur mu, bir mi bütün bu insanlar, eşit mi, değil..

-Bir dakika ya sen bu kadar cümleyi hiç takılmadan nasıl söyledin, eee ama sen delisin?

-Bak abi seni sevdim, senin kanında da sanki bizim kanımız var gibi. Para isteyen deli, deli değildir. Yani bildiğiniz manada deli değildir. Deliliğin yüzlerce çeşidi var. Biliyorsun abi akıl gözükmez ama herkes o görünmez aklıyla övünür ve onun varlığından çok emindir. Hatta herkes kendi aklını dünyadaki bütün akıllardan daha iyi bilir.

-Vayy neler de bilirmiş. Peki sen hangi sınıf delisin, zır deli değilsin, zır zır deli de değilsin, zincirli deli de değilsin..

-Ben kendi halinde bir deliyim. Yolumu böyle buluyorum. Bak abi siz yaşadığınızı sanıyorsunuz, ben yaşıyorum.

-O nasıl oluyor?

-Siz yaşamak için her şeyinizi feda ediyorsunuz. Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz. Sevdiklerinizi ihmal ediyorsunuz. Hatta sevdiğiniz birçok şeyden vazgeçiyorsunuz. İşe yaramaz ıvır zıvırlar için hayatınız boyunca borç ödüyorsunuz, bazılarınız ölürken bile borçlu gidiyor. Dönüp ardınıza baktığınızda, emeğinizi, zamanınızı ve hayatınızı neler için feda ettiğinizi görüyor ama feryat edecek zamanınız bile kalmıyor ama ben öyle miyim, 20 lira isterim senden, sen vermezsen verecek çok kişi var. Ben bir köşede kıvrılır yatarım, sen illa ev istersin, mobilya istersin, tatil istersin, istersin de istersin. Sen istemezsen eşin ister, o istemezse çocuğun ister. İnsanın isteğinin bir sınırı yok. Hayatımızın sonunda sen eşya için yaşadığını anlarsın, ben ise kendim için yaşadığımı bilir, Azrail’e de güler geçer, giderim.

-Çok doğru laflar ediyorsun, sana deli diyen delidir.

-Abi bak unutma her yerde sadece iki kişi doğruyu söyler. Bunlardan birisi onuncu köye yollanır, diğeri de deli olarak bilinir. Sen hele söyle, sen hangisisin?

Aklımda tarttım mı bilmiyorum, hangi cevabın bana uyacağı konusunda fikir yürüttüm mü onu da bilmiyorum ama dilimden bir şeyler döküldü, belki de sadece mırıldandım;

-Onuncu köye yollanandan!

 
Etiketler: Bir, deliyle, söyleşi,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
199 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
233 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
633 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
905 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
647 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
534 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
353 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
494 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
843 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
942 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
697 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
441 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2497 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
767 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
990 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
695 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
624 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
662 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
501 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
569 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
433 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
867 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1335 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
916 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4824 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2072 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
944 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
738 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1919 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
851 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1814 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1538 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1920 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1019 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1023 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2895 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1131 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1043 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1811 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
897 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1121 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
887 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1301 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
985 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
916 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
934 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1040 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
943 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1079 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
893 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
845 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1100 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1065 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
883 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
929 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1000 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4586 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1222 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1230 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1478 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1168 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1195 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1339 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1307 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1158 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1095 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1465 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1098 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1256 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1353 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1344 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1875 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1217 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1397 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1290 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
991 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1169 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1184 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1635 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1156 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1313 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1152 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1181 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1190 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1218 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1217 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1300 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1271 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1103 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1150 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1434 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1159 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1196 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1341 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1238 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1187 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
995 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1181 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1385 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1225 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1214 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1199 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1493 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1134 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1304 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1563 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1436 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1197 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1365 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1274 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1216 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1320 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1276 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1155 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1239 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1336 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1130 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
924 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1306 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1145 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1163 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1114 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1140 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1266 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1183 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1062 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1147 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1064 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1258 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1279 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1258 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1328 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1268 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1450 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1203 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1212 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1344 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1309 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1567 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1217 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1077 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1242 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1346 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1195 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1251 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1440 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1294 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1448 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1313 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1191 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1208 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1219 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1200 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1380 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1329 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1267 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1458 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1291 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1360 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1535 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1261 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1316 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1287 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1533 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1441 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1266 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1434 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1265 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1419 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1451 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1309 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1519 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1336 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1378 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1342 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1318 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1346 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1285 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1440 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1412 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1539 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1320 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1485 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1423 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1506 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1189 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1268 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1502 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1327 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1375 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1486 Okunma.
Haber Yazılımı