Yazı Detayı
25 Nisan 2019 - Perşembe 17:21 Bu yazı 534 kez okundu
 
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bu dava, meslek hayatının son davasıydı. Karara bağlar mıydı bilinmez ama başka bir dava almayacağı kesindi. Son dava, şanına yakışır bir dava olmalı, son dava, bütün diğer davaları unutturmalıydı. Başlaması da, bitişi de hafızalara kazınmalı, Halil Hâkimin son davası Adliye koridorlarında dilden dile dolaşmalıydı. Onun için klasik çağrı yapmak yerine, farklı bir yol denedi. Mübaşire “sıradaki dava” demeyi bile belli bir kafiyeyle söyledi. Meslek hayatını bir şiire benzetirse, şiirindeki son mısra buydu; kafiyesi de, uyağı da, dizesi de tam yerinde olmalıydı.

Sıradaki dava” dedi hâkim, mübaşir “Şiddetsiz geçimsizlik” diyerek bir kadın ve bir de erkek ismi bağırdı, koridorun köhne duvarlarında yankılanarak.

Hâkim, “herhalde yanlış söyledi” diye pek üzerinde durmadı. Doğru ya “şiddetsiz geçimsizlik” olmazdı, şiddetli geçimsizlik olurdu. Geçimsizliğin şiddetini kim ölçerdi orası bilinmezdi ama hepsi de şiddetli bir geçimsizlikle mahkeme koridorlarında “huzur” ararlardı. Tıpkı mutluluğu yanlış yerde aradıkları gibi…

Meslek hayatına başladığında boşanma davalarına baktı, emekli olana dek de hep benzer davalarla uğraştı durdu. Davanın başlamasıyla bitişi çok uzun sürmezdi. Hep gün atardı, belki aile büyükleri barıştırır diye düşünürdü. Sonra “büyükleri” önemseyenin kalmadığından yakınmaya başladı, aile kavramının da ilk o zamanlar çürümeye başladığına inanıyordu.

Halil Hâkimin emekliye ayrılmasına birkaç gün kalmıştı, yeni dava almaya niyeti yoktu ama boşanma davalarına bakan diğer hâkim izne ayrılınca bakacağı son davalar da önüne gelmişti. Bu davada onlardan birisi, hatta sonuncusuydu.

Mübaşir ikinci bağırmaya hazırlanıyordu ki, içeriye bir kadın ve bir erkek girdi. İkisi de sanık sandalyesine yakın yerde durdular, hâkim “otur” işareti yapınca ikisi de oturdu.

Halil bey, davaya başlamadan çiftçi incelemeye başladı, hep böyle yapardı. Onlar konuşmadan, tecrübesini konuştururdu. Belki konuşamazlar, belki heyecanlanırlar, belki düzgün cümle kuramazlar diye, vücut dilini konuşturur, tecrübesiyle yoğururdu.

Erkek 30’lu yaşlardaydı, kadın da 20-25 gösteriyordu. Erkek yakışıklı denecek gibiydi, kadın da çok güzel birisiydi. Doğrusu ikisi bir birine çok yakışıyordu. Uyumlu bir çift görünümündeydiler, bu boşanma nereden çıkmıştı? Bak şimdi merakı bir kat daha arttı. Üstelik ikisi de “pırlanta” denilecek bir görünümdeydi, iyi insanlardı ve iyiler bir arada yaşamalıydı, ayrı düşmemeliydi.

Salonda avukat yoktu, savcıya da gerek görülmemişti. Bir hâkim, bir de sıradaki davanın anonsunu yaptıracak mübaşir vardı. Mübaşir arada bir de “şiddetli geçimsizliğin” şahitlerine yemin ettirirdi, sadece gerçeği söyleyeceklerine yemin ederlerdi, çoğu da gerçek olmayanı söylerdi. Mübaşir de bilirdi ki, bir insanın gerçeği söylemesi için yemin etmesine gerek yoktu. İnsanın doğası, doğruyu söyleme üzerineydi. Aksine yalan söyleyecekler için bir yemin merasimi düzenlenmeliydi ya, her şey gibi bu da bozulmuştu.

İlk sözü hali üzere hâkim aldı; “şiddetli geçimsizlikle mahkememize boşanmak istediğinizi…

-Sayın hâkimim bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik.

Halil Hâkim şaşırdı. Deminki mübaşirin anonsunda bir yanlışlık olmadığını o zaman anladı ama şiddetsiz geçimsizliği anlayamamıştı.

-Nasıl yani, diye sordu…

-Sayın hakimim, eşimle severek evlendik..

Evet” diye araya girdi genç kadın.

Genç adam devam etti; Biz bir birimizi çok seviyorduk, halen de çok seviyoruz.

-Ah be evladım! Bu benim son davam. Farklı olsun dedim ama böyle değil. Madem bir birinizi seviyorsunuz benim karşımda ne işiniz var, bu soğuk duvarların arasına ne diye geçtiniz, sıcak ve mutlu yuvanız varken?

-Haklısın hâkim bey, biz de bu soruyu kendimize çok sorduk ama cevabını burada bulacağımıza inanarak geldik…

-Bu anlattıklarından bir geçimsizlik yok, dur bakalım diyeceğim ama sen hikâye gibi anlatacaksın. İyisi mi saadete gel.

-Tamam, hâkim bey. Eşimle üç yıl önce evlendik ve üç yıldır bir birimize ne kötü bir söz söyledik ne ters bir laf konuştuk.

Öyle” diye araya girdi genç kadın.

Hâkim sinirlendi, “Evladım siz benle dalga mı geçiyorsunuz? Yoksa meslektaşlarım ‘son dava oyunu’nu üzerimde mi deniyor. Madem böyle sevişiyorsunuz, niye boşanıyorsunuz?

Genç adam devam etti;

-Bizim bir geçimsizliğimiz var ama şiddetli değil, şiddetsiz yani sessiz geçimsizlik.

-O nasıl oluyor?

-Şöyle oluyor hâkim bey, bir birimizle konuşmuyoruz, dertleşmiyoruz, bir birimizi dinlemiyoruz, artık bir birimizle paylaşacak bir şeyimiz kalmadı. Hatta bir süre sonra yolda bir birimizi görsek tanımayacağımızdan korkuyoruz.

-Neden?

Genç adam cebinden cep telefonu çıkardı, “aha da bundan” diyerek hâkime gösterdi ve devam etti.

-Sayın hâkimim, sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp işe gidiyorum, hanım da çalışıyor o da başka bir araçla işe gidiyor. Sabahtan akşama kadar bir birimize hasret kalıyoruz. Akşam eve gelince o bir köşede telefonla uğraşıyor, ben bir köşede.

-Yemek yemiyor musunuz?

-Ne mümkün sayın hâkimim ne mümkün? Aslında hiçbir yemek paylaşımını kaçırmaz ama yemek yapmayı da bilmez. Olsun dedim, ben eşimi seviyorum, yemek yapmasını değil ya…

-Aferin be, ilk kez böyle bir eş gördüm. Kızım sen yemek yapmayı bilmiyor musun?

-Biliyorum hâkim bey! Bütün yemek paylaşımlarına bakarım, bütün yemek programlarını tek tek izlerim ama uygulamada benimkin değişik çıkıyor…

-Nasıl yani?

Sözü genç adam aldı;

-Sayın hâkimim geçen gün bir ıspanak yapmıştı, ıspanakları doğramayı unutmuş mesela…

-Öyle olur mu be kızım, ıspanağı bir güzel doğrayacaksın, sonra.. ne diyorum ben ya…

-Geçen gün kuru fasulye yaptı, suyu koymayı unutunca gerçekten de kuru fasulye oldu ama çok kuru!

-Susuz kuru fasulye mi olur aa kızım, yanında da bir baş soğanı doğrayacak, biraz pul biber serpecek, biraz da limon sıkacaksın, ohh tadından yenmez!

-Sahanda yumurta yaparken de sahanı unutmuştu…

-Bak onu ben çok iyi yaparım, önce yağı sahana koyuyorsun, sonra.. üfff be siz de burayı yemek programına çevirdiniz.

-Özür dileriz hâkim bey, mesele yemek değil, sessizlik. Yoksa çok şükür halimiz vaktimiz yerinde, iyi de kazanıyoruz. Hani dışarıda da yeriz ama hep telefonla uğraşmaktan bir birimizi davet edemiyoruz, bir tek cümle konuşamıyoruz.

-Eve gelince telefonu kapatın.

-Çok denedik hâkim bey, bu süre 15 dakikayı geçerse başarı sayıyoruz ama zaten olsa da bu defa uğraşacak başka bir teknolojik alet buluyoruz.

-Yani aslında ikiniz de sorunu biliyorsunuz, teknoloji sizin değil, siz teknolojinin esiri olmuşsunuz.

-Aynen öyle ama bu esaretten kurtulamıyoruz. Bizi özgür bırakın hâkim bey, bizi boşayın ki aklımız başımıza gelsin!

-Çocuklar bu benim son davam, iki gün sonra emekli oluyorum. Köyde küçük bir bahçesi olan ev aldım. Çiçekle uğraşacağım, toprağı eşeleyeceğim, temiz havada gezeceğim, bugüne kadar aldığım bütün stresi atacak çok yer bulacağım. Size tavsiyem, boşanmayın. Bu davayı geri çekelim, hiç görülmemiş olsun, hiç duruşulmamış olsun. İkiniz de izin alın, bir ay köyde bizimle birlikte yaşayın. Merak etmeyin eşim de, ben de çok güzel yemek yaparız. Sizin şiddetsiz geçimsizliğiniz şiddetliye çevirmezsek, bu işi başardık demektir ama tek bir şartım var..

İkisi birden atıldı; nedir?

-Cep telefonu, tablet, bilgisayar ve TV olmayacak. Yani “şiddetsiz geçimsizlik” dediğiniz yaşam tarzınızın “şiddetsizliğini” alacağız, tıpkı stresini şıp diye çekip alır gibi…

 
Etiketler: Bizimkisi, şiddetsiz, geçimsizlik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ağustos 2019
Biz kurum olarak kuş pohunu çok önemsiyoruz!
221 Okunma.
05 Ağustos 2019
Bir gösteriş olarak kurban
1020 Okunma.
31 Temmuz 2019
En iyi sığınmacı, ölü sığınmacıdır!
1832 Okunma.
29 Temmuz 2019
Küllerinden doğan şehir; Gölcük
1670 Okunma.
23 Temmuz 2019
KENDİ ELİMİZLE YEŞERTTİĞİMİZ DİKENLER
1807 Okunma.
18 Temmuz 2019
Bir faceApp olduk
2406 Okunma.
16 Temmuz 2019
Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy
1642 Okunma.
15 Temmuz 2019
Ya olsaydı?
1700 Okunma.
10 Temmuz 2019
Bugün ne giyinsem?
1138 Okunma.
05 Temmuz 2019
Yazmak bir hastalık mı?
1159 Okunma.
03 Temmuz 2019
Gözün aydın abi!
1233 Okunma.
02 Temmuz 2019
Siyasetten çiçek böceğe
1122 Okunma.
01 Temmuz 2019
Kimine at, kimine meydan…
1236 Okunma.
28 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-3 ve son
1183 Okunma.
26 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-2
1163 Okunma.
25 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-1
1237 Okunma.
21 Haziran 2019
Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak
1195 Okunma.
19 Haziran 2019
Müşterisine itibar kazandıran mekânlar
1198 Okunma.
18 Haziran 2019
Tartış(ama)ma kültürü
1031 Okunma.
17 Haziran 2019
Dikkat, takip ediliyoruz
1178 Okunma.
14 Haziran 2019
Aradığımız gerçekten de tarafsızlık mı?
167 Okunma.
12 Haziran 2019
Seç(eme)me ve Seçil(eme)me Hakkı
211 Okunma.
11 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -2
200 Okunma.
10 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -1
2059 Okunma.
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
529 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
494 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
916 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
1143 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
883 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
758 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
589 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
678 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
1077 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1193 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
939 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
904 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
621 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2759 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
1000 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1179 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
890 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
729 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
861 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
701 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
824 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
594 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
1082 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1518 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
1147 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
5052 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2296 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1104 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
950 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
2124 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
1021 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
2024 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1669 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2131 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1222 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1187 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
3093 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1328 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1241 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
2029 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
1132 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1277 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
1118 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1448 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1193 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
1135 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1126 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1205 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1121 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1250 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
1119 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
999 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1286 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1203 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
1011 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
1116 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1182 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4682 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1448 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1447 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1764 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1439 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1441 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1579 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1613 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1386 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1339 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1665 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1280 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1467 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1633 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1633 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
2286 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1458 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1867 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1534 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1263 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1419 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1430 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
2267 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1445 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1603 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1353 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1483 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1433 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1441 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1451 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1541 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1559 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1356 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1367 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1724 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1416 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1421 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1591 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1458 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1386 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1246 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1481 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1592 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1452 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1515 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1470 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1717 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1415 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1554 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1854 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1608 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1460 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1582 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1580 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1474 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1621 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1529 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1458 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1502 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1681 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1377 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
1130 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1582 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1386 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1433 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1370 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1438 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1469 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1431 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1364 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1419 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1292 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1468 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1577 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1584 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1559 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1500 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1745 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1458 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1467 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1591 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1571 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1909 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1472 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1359 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1406 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1564 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1391 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1489 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1719 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1567 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1685 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1574 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1438 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1435 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1481 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1361 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1653 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1582 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1557 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1704 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1574 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1575 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1800 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1463 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1593 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1481 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1749 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1618 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1560 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1646 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1523 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1625 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1692 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1578 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1877 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1605 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1609 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1556 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1589 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1602 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1503 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1681 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1607 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1821 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1514 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1657 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1682 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1787 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1471 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1495 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1703 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1621 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1658 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1740 Okunma.
Haber Yazılımı