0
Yazı Detayı
25 Nisan 2019 - Perşembe 17:21 Bu yazı 316 kez okundu
 
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bu dava, meslek hayatının son davasıydı. Karara bağlar mıydı bilinmez ama başka bir dava almayacağı kesindi. Son dava, şanına yakışır bir dava olmalı, son dava, bütün diğer davaları unutturmalıydı. Başlaması da, bitişi de hafızalara kazınmalı, Halil Hâkimin son davası Adliye koridorlarında dilden dile dolaşmalıydı. Onun için klasik çağrı yapmak yerine, farklı bir yol denedi. Mübaşire “sıradaki dava” demeyi bile belli bir kafiyeyle söyledi. Meslek hayatını bir şiire benzetirse, şiirindeki son mısra buydu; kafiyesi de, uyağı da, dizesi de tam yerinde olmalıydı.

Sıradaki dava” dedi hâkim, mübaşir “Şiddetsiz geçimsizlik” diyerek bir kadın ve bir de erkek ismi bağırdı, koridorun köhne duvarlarında yankılanarak.

Hâkim, “herhalde yanlış söyledi” diye pek üzerinde durmadı. Doğru ya “şiddetsiz geçimsizlik” olmazdı, şiddetli geçimsizlik olurdu. Geçimsizliğin şiddetini kim ölçerdi orası bilinmezdi ama hepsi de şiddetli bir geçimsizlikle mahkeme koridorlarında “huzur” ararlardı. Tıpkı mutluluğu yanlış yerde aradıkları gibi…

Meslek hayatına başladığında boşanma davalarına baktı, emekli olana dek de hep benzer davalarla uğraştı durdu. Davanın başlamasıyla bitişi çok uzun sürmezdi. Hep gün atardı, belki aile büyükleri barıştırır diye düşünürdü. Sonra “büyükleri” önemseyenin kalmadığından yakınmaya başladı, aile kavramının da ilk o zamanlar çürümeye başladığına inanıyordu.

Halil Hâkimin emekliye ayrılmasına birkaç gün kalmıştı, yeni dava almaya niyeti yoktu ama boşanma davalarına bakan diğer hâkim izne ayrılınca bakacağı son davalar da önüne gelmişti. Bu davada onlardan birisi, hatta sonuncusuydu.

Mübaşir ikinci bağırmaya hazırlanıyordu ki, içeriye bir kadın ve bir erkek girdi. İkisi de sanık sandalyesine yakın yerde durdular, hâkim “otur” işareti yapınca ikisi de oturdu.

Halil bey, davaya başlamadan çiftçi incelemeye başladı, hep böyle yapardı. Onlar konuşmadan, tecrübesini konuştururdu. Belki konuşamazlar, belki heyecanlanırlar, belki düzgün cümle kuramazlar diye, vücut dilini konuşturur, tecrübesiyle yoğururdu.

Erkek 30’lu yaşlardaydı, kadın da 20-25 gösteriyordu. Erkek yakışıklı denecek gibiydi, kadın da çok güzel birisiydi. Doğrusu ikisi bir birine çok yakışıyordu. Uyumlu bir çift görünümündeydiler, bu boşanma nereden çıkmıştı? Bak şimdi merakı bir kat daha arttı. Üstelik ikisi de “pırlanta” denilecek bir görünümdeydi, iyi insanlardı ve iyiler bir arada yaşamalıydı, ayrı düşmemeliydi.

Salonda avukat yoktu, savcıya da gerek görülmemişti. Bir hâkim, bir de sıradaki davanın anonsunu yaptıracak mübaşir vardı. Mübaşir arada bir de “şiddetli geçimsizliğin” şahitlerine yemin ettirirdi, sadece gerçeği söyleyeceklerine yemin ederlerdi, çoğu da gerçek olmayanı söylerdi. Mübaşir de bilirdi ki, bir insanın gerçeği söylemesi için yemin etmesine gerek yoktu. İnsanın doğası, doğruyu söyleme üzerineydi. Aksine yalan söyleyecekler için bir yemin merasimi düzenlenmeliydi ya, her şey gibi bu da bozulmuştu.

İlk sözü hali üzere hâkim aldı; “şiddetli geçimsizlikle mahkememize boşanmak istediğinizi…

-Sayın hâkimim bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik.

Halil Hâkim şaşırdı. Deminki mübaşirin anonsunda bir yanlışlık olmadığını o zaman anladı ama şiddetsiz geçimsizliği anlayamamıştı.

-Nasıl yani, diye sordu…

-Sayın hakimim, eşimle severek evlendik..

Evet” diye araya girdi genç kadın.

Genç adam devam etti; Biz bir birimizi çok seviyorduk, halen de çok seviyoruz.

-Ah be evladım! Bu benim son davam. Farklı olsun dedim ama böyle değil. Madem bir birinizi seviyorsunuz benim karşımda ne işiniz var, bu soğuk duvarların arasına ne diye geçtiniz, sıcak ve mutlu yuvanız varken?

-Haklısın hâkim bey, biz de bu soruyu kendimize çok sorduk ama cevabını burada bulacağımıza inanarak geldik…

-Bu anlattıklarından bir geçimsizlik yok, dur bakalım diyeceğim ama sen hikâye gibi anlatacaksın. İyisi mi saadete gel.

-Tamam, hâkim bey. Eşimle üç yıl önce evlendik ve üç yıldır bir birimize ne kötü bir söz söyledik ne ters bir laf konuştuk.

Öyle” diye araya girdi genç kadın.

Hâkim sinirlendi, “Evladım siz benle dalga mı geçiyorsunuz? Yoksa meslektaşlarım ‘son dava oyunu’nu üzerimde mi deniyor. Madem böyle sevişiyorsunuz, niye boşanıyorsunuz?

Genç adam devam etti;

-Bizim bir geçimsizliğimiz var ama şiddetli değil, şiddetsiz yani sessiz geçimsizlik.

-O nasıl oluyor?

-Şöyle oluyor hâkim bey, bir birimizle konuşmuyoruz, dertleşmiyoruz, bir birimizi dinlemiyoruz, artık bir birimizle paylaşacak bir şeyimiz kalmadı. Hatta bir süre sonra yolda bir birimizi görsek tanımayacağımızdan korkuyoruz.

-Neden?

Genç adam cebinden cep telefonu çıkardı, “aha da bundan” diyerek hâkime gösterdi ve devam etti.

-Sayın hâkimim, sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp işe gidiyorum, hanım da çalışıyor o da başka bir araçla işe gidiyor. Sabahtan akşama kadar bir birimize hasret kalıyoruz. Akşam eve gelince o bir köşede telefonla uğraşıyor, ben bir köşede.

-Yemek yemiyor musunuz?

-Ne mümkün sayın hâkimim ne mümkün? Aslında hiçbir yemek paylaşımını kaçırmaz ama yemek yapmayı da bilmez. Olsun dedim, ben eşimi seviyorum, yemek yapmasını değil ya…

-Aferin be, ilk kez böyle bir eş gördüm. Kızım sen yemek yapmayı bilmiyor musun?

-Biliyorum hâkim bey! Bütün yemek paylaşımlarına bakarım, bütün yemek programlarını tek tek izlerim ama uygulamada benimkin değişik çıkıyor…

-Nasıl yani?

Sözü genç adam aldı;

-Sayın hâkimim geçen gün bir ıspanak yapmıştı, ıspanakları doğramayı unutmuş mesela…

-Öyle olur mu be kızım, ıspanağı bir güzel doğrayacaksın, sonra.. ne diyorum ben ya…

-Geçen gün kuru fasulye yaptı, suyu koymayı unutunca gerçekten de kuru fasulye oldu ama çok kuru!

-Susuz kuru fasulye mi olur aa kızım, yanında da bir baş soğanı doğrayacak, biraz pul biber serpecek, biraz da limon sıkacaksın, ohh tadından yenmez!

-Sahanda yumurta yaparken de sahanı unutmuştu…

-Bak onu ben çok iyi yaparım, önce yağı sahana koyuyorsun, sonra.. üfff be siz de burayı yemek programına çevirdiniz.

-Özür dileriz hâkim bey, mesele yemek değil, sessizlik. Yoksa çok şükür halimiz vaktimiz yerinde, iyi de kazanıyoruz. Hani dışarıda da yeriz ama hep telefonla uğraşmaktan bir birimizi davet edemiyoruz, bir tek cümle konuşamıyoruz.

-Eve gelince telefonu kapatın.

-Çok denedik hâkim bey, bu süre 15 dakikayı geçerse başarı sayıyoruz ama zaten olsa da bu defa uğraşacak başka bir teknolojik alet buluyoruz.

-Yani aslında ikiniz de sorunu biliyorsunuz, teknoloji sizin değil, siz teknolojinin esiri olmuşsunuz.

-Aynen öyle ama bu esaretten kurtulamıyoruz. Bizi özgür bırakın hâkim bey, bizi boşayın ki aklımız başımıza gelsin!

-Çocuklar bu benim son davam, iki gün sonra emekli oluyorum. Köyde küçük bir bahçesi olan ev aldım. Çiçekle uğraşacağım, toprağı eşeleyeceğim, temiz havada gezeceğim, bugüne kadar aldığım bütün stresi atacak çok yer bulacağım. Size tavsiyem, boşanmayın. Bu davayı geri çekelim, hiç görülmemiş olsun, hiç duruşulmamış olsun. İkiniz de izin alın, bir ay köyde bizimle birlikte yaşayın. Merak etmeyin eşim de, ben de çok güzel yemek yaparız. Sizin şiddetsiz geçimsizliğiniz şiddetliye çevirmezsek, bu işi başardık demektir ama tek bir şartım var..

İkisi birden atıldı; nedir?

-Cep telefonu, tablet, bilgisayar ve TV olmayacak. Yani “şiddetsiz geçimsizlik” dediğiniz yaşam tarzınızın “şiddetsizliğini” alacağız, tıpkı stresini şıp diye çekip alır gibi…

 
Etiketler: Bizimkisi, şiddetsiz, geçimsizlik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
343 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
324 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
719 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
994 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
732 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
610 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
445 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
572 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
929 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1036 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
784 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
760 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
512 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2586 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
851 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1076 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
783 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
673 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
742 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
579 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
669 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
501 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
941 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1420 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
994 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4919 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2150 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1004 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
819 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1994 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
914 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1887 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1599 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2005 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1103 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1083 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2967 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1204 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1119 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1890 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
991 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1199 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
971 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1334 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1071 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
992 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1007 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1101 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1017 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1133 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
967 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
891 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1179 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1110 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
938 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
998 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1062 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4616 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1270 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1259 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1564 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1246 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1263 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1414 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1389 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1233 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1150 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1508 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1126 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1328 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1426 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1426 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1963 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1277 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1541 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1341 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1074 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1226 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1248 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1775 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1233 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1385 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1183 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1267 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1253 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1264 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1272 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1353 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1342 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1168 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1196 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1515 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1226 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1241 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1405 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1282 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1234 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1058 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1276 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1437 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1272 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1300 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1274 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1540 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1221 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1362 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1631 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1469 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1252 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1409 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1351 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1287 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1404 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1349 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1239 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1311 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1421 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1197 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
973 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1389 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1200 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1233 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1187 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1228 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1301 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1238 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1138 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1229 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1100 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1306 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1367 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1341 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1387 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1325 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1522 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1271 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1278 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1406 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1371 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1647 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1281 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1153 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1272 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1391 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1245 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1305 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1507 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1375 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1500 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1365 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1250 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1262 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1288 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1222 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1454 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1395 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1362 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1512 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1379 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1404 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1599 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1293 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1385 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1320 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1574 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1474 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1329 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1497 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1338 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1465 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1523 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1376 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1608 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1423 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1436 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1424 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1398 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1418 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1326 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1498 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1455 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1606 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1358 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1518 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1487 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1581 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1278 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1333 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1541 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1410 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1451 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1551 Okunma.
Haber Yazılımı