google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
08 Nisan 2020 - Çarşamba 00:05 Bu yazı 1431 kez okundu
 
EVDE KALDIK
Veysel ÇITLAK
 
 

   Her ne kadar gündemden uzak kalmaya çaba göstersek de şu sıralar ana gündemimizin salgın olduğu bir gerçek. Üstelik ciddi önlemlerin alındığı, büyükşehirlerin tamamı ile Zonguldak’a giriş çıkışların “mücbir sebepler” harici kısıtlandığı, halka maske dağıtımına başlanacak düzeye gelen ve azami özen ve dikkat gerektiren bir süreç bu. Tabi ki bu süreci en az hasarla, maddi ve manevi olarak en iyi şekilde atlatmak adına da hepimizin gayretini muhafaza etmesi gerekiyor. Bu kapı komşumuza kadar hızla ulaşabilecek, “bize uğramaz” diyemeyeceğimiz bir gerçeklik durumuna gelmiş halde.
    Bundan kaçınmak için daha önce uygulanan 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağına, 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı da eklendi. Okulları ileri bir tarihe kadar tatil edilmiş olanlar da eklenince, dedeler / nineler ile torunlar birlikte evde kaldı. İnsanlar, yaşlılarını tek başına bırakmak istemediği için bir kısmı annelerini / babalarını yanlarına aldı. Çalışanların bir kısmı izne ayrıldı.  Böylelikle evlere fazladan birkaç kişi daha eklenmiş oldu ve yeniden geniş aile sahneleri yaşanmaya başlandı. Bu belki de geniş aileden çekirdek aileye doğru değişmiş olan toplumsal yapı için de bir değişim noktası olacaktır. 
     Bunu zamanla göreceğiz ama bir husus var ki milenyum ile birlikte hızla yaygınlaşan internet, son yıllarda kendi dilini, kendi yaşam tarzını, kendi bakış açısını getirdi. Çok geçmişe gitmeye gerek duymadan şunu diyebiliriz: 2005 sonrası doğanlar ile öncesinde doğanlar, hatta daha da daraltırsak 2000-2005 arasında doğanlar ile bu grup arasında dahi dil, düşünüş ve yaşayış olarak farklılıklar gözle görülür derecede. İnternetle geç tanışanlar, internetle erken tanışanlar ve internetin içine doğanlar olarak da gruplandırabiliriz bu kuşakları. Bu kuşaklar arasındaki kopukluğun en önemli sebebi belki de aradaki “tecrübe aktarımı” sürecinin sekteye uğramış olması. Bu “mecburi ikamet” süreci bunda ufak da olsa bir değişime yol açabilir. Tabi ki burada “eskiye rağbet” konusu ileri sürülebilir ama mesele tam olarak böyle değil. Geçmişin tecrübeleri ve insanları ile kurulan bireysel ve sağlıklı ilişkiler, tekâmülün de şartlarından. Çünkü sosyal bir canlı olan insan için kendi kabuğuna çekilmek ve tamamen soyutlanmak mümkün değil. Makul olan, bunu yayabilmek ve tecrübe ile bilgiyi bir araya getirebilmek.

   Bilgi demişken bu süreçte televizyon kanallarının şifresiz yayınlara dönmesi, iletişim araçlarında bu yönde değişimler, gençler için ücretsiz oyunlar, kitap indirimleri derken evdeki süreci değerlendirmek için pek çok seçenek ortaya çıktı. Özellikle bu süreçte kitap okumaya yoğun bir talep olduğunu kitap satış grafiklerinden, bilgisayar / konsol oyunlara talebin de arttığını yine benzer bir tablo vasıtasıyla biliyoruz. Yani bir yandan öğrenme süreci devam ederken, diğer yandan insan zihnini meşgul edecek oyunlarla da süreç aslında kendini dengeliyor. Burada bir eğitimci olarak belirtmem gereken husus şudur ki; sınırlamalara riayet edilerek oynanan oyunlar kitapların veya kitaplar bu oyunların alternatifi değildir. Bu tarz dönemlerde insan zihni “kendini savunma” yönünde çalışır. Bu sebeple zihni rahatlatacak her aktivite, yeni bir zihinsel / ruhsal buhrana sürükleyen öğeler içermediği sürece sağlıklıdır. Yani çocuklarımızı ve gençlerimizi sadece kitap okuma yönünde bir baskıyla karşı karşıya bırakıp, onları bıktırmayalım. Kendi zamanımızı da onların zamanını da en verimli şekilde geçirmek için düzenlemeler yaparsak, herkesin kazandığı bir süreç olacaktır. 
Yazımı sona erdirirken eklemek istediğim son bir husus da evde kalmanın sosyal ilişkiler açısından bazı faydaları olsa da zamanın uzaması sonucu herkesin yavaş yavaş ev içinde kendi kabuğuna çekilmesi durumu da görülebilir. Bundan kaçınmak adına kahvaltı ve yemek saatlerinde mutlaka birlikte olmaya çalışmak, zaman zaman ikili sohbetler etmek, kişisel bakımı ihmal etmemek, çocuklar ile oyunlar oynamak faydalı olacaktır. Unutmayalım ki bu bir arada uzun süre ve plansız bir şekilde yaşamak zorunda kaldığımız bir süreç. Bunu zorunluluk olmaktan çıkarırsak, kazancımız da o ölçüde olacaktır.
Sağlıklı ve güzel konular üzerine konuşmak umuduyla…

 

 
Etiketler: EVDE, KALDIK,
Yorumlar
Haber Yazılımı