Yazı Detayı
18 Mayıs 2017 - Perşembe 19:07 Bu yazı 239 kez okundu
 
Ezikliğe gönüllü olmak
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son Amerika ziyareti, birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Kimi Amerika’da nasıl karşılandığıyla övündü, kimi nasıl karşılanmadığıyla.
Bazıları “ezik” durumuna düşülmediğini söyleyerek övündü, bazıları da neden ezik durumuna düşülmediğine hayıflandı, hatta olmayan tabloları yansıtmak için iki kesimden de kırk dereden su getirenlere bile rastladık.
Oysa orada ziyaret eden ve ziyaret edilen kişiler değildi, ülkelerdi. Dünyada ilk ziyaret o değildi, son ziyaret de o olmayacaktı.
Kaldı ki, sadece biz ziyaret etmiyor, bütün ülkeler, bir başka ülkeyi ziyaret ediyor ve aynı kurallar çerçevesinde.
Bugün Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump’u ziyaret eder, yarın Ahmet bey, Corç beyi…
Türkiye adına kim giderse gitsin, Türkiye’de yaşayan her ferdi temsilen gider.
Ziyareti kabul eden de kim olursa olsun, Amerika’da yaşayan her fert adına kabul eder…
Ziyaret eden veya edilenin onursuzluğu, bütün ülkeyi, onuru ise yine bütün ülkeyi bağlar.
Her iki kesime de baktığımızda geçmişten gelen bir eziklik var, derinlerde bir yerde.
Ne yazık ki, bunu kendine bile itiraf edemeyecek milyonlar var.
Merhum Ecevit’in Cilinton’un karşısında el pençe divan durması, Cilinton’un da bir çocuğu azarlar tarzda kıçını masaya dayaması, bugün “eziklik arayışında” olan hiç kimseyi rahatsız etmemişti.
Oysa şöyle çocukluğumuza doğru bir yol alsak, bütün bunları çözebilirdik…

***
Her yörenin bir misafir ağırlama geleneği vardır.
Bizim oralarda misafire çok önem verilirdi, halen de bu gelenek değişikliğe uğramadı.
Misafirliğe gittiğin evde kuru kuruya çay verilmez, yanına mutlaka kek, kurabiye türü şeyler konulur.
Meyve olur, tatlı olur…
Belki bizim yöreye uygun olarak çiğköfte yapılır, peynirli helva ya da evde yapılan başka başka tatlılar ikram edilir. Bunlar sütlaç olur, başka şey olur ama mutlaka olur.
Elbette bu ikramda ev sahibinin maddi durumu önemli olsa da, maddi durumunu bile bir yana atarak, kendini zora koşana rastlanır.
Kadınların gündüz gezmelerinde kek, kurabiye gibi tatlı çöreklerin yanına mutlaka köfte türü şeyler de eklenir. Erkeklerle yapılan ziyaretlerin bir “ağırlığı” olduğundan, ikram da ona göre daha da ağırlaştırılır. Çünkü bir aile komple gelmiş, bir ferdi veya birkaç ferdi değildir.
Misafirliğe gitmek güzel bir haslettir ama misafirin o eve geliyor olması, bir değer vermektir her şeyden önce.
Ziyaretlerin sık yapılıp yapılmaması da ikramların ağırlığını etkiler, doğal olarak.
Eğer ikramda kusur varsa, bu kusur ‘sadece’ ev sahibinde aranmaz, “biz ne hata ettik ki, bizi iyi ağırlamadılar” diye düşünmeye sevk eder o aileyi…
Eziklik, övgüye konu olacak bir şey değildir. “Bizi ezdiler” diye zil takıp oynamak, akıl sağlığı yerinde olmayanlar veya “içerideki hain” hali/tavrıdır.
Aksine, “ezik” durumuna düşmenin sebepleri araştırılır, hem kendi yanında hem de karşı cenahta…
Ülkemizin 600 yılı aşkın bir imparatorluk geçmişi var, öyle hiçbir ülkeye ezik duruma düşecek durumu söz konusu bile değil.
Ancak, Osmanlı’nın yıkılışından sonra (kabul edelim ki) git gide küçülen, yoksullaşan ve üç kuruşa muhtaç olan bir yüz yıla yakın “ezik” bir dönemimiz var.
İnsanların daha iyi yaşaması, ülkenin daha çok kalkınması yerine, insanların düşünceleriyle, kıyafetleriyle, şekliyle uğraşan “kendi halkına düşman bir devlet” anlayışı ve geleneği var.
Oysa Türkiye, bölgede söz sahibi olacak bir konumda, ekonomisi çok iyi, yatırımları göz dolduruyor, şehirleşme Avrupa standartlarında…
AK Parti iktidarından sonra yakalanan ivme, hatırı sayılır bir çizgide artmaya devam ediyor. Bölgenin umudu, mazlumların sesi, muhacirlerin Ensar’ı olan bir ülke söz konusu.
Bunu iç politikada eritmeye çalışırsanız, yediği sofraya bıçak saplayan durumuna düşebilirsiniz.
Kendi ülkeniz adına, sizin adınıza yapılan ziyaretleri, görüşmeleri, anlaşmaları “sabote” edilmesini, “ezik” durumuna düşülmesini beklemek, kendine olan saygısızlıktır.
Aynı şekilde, “falanca bize şöyle davrandı, böyle davrandı” diye övünmek de, “bak biz ezik değiliz” diye yaygara koparmaktır.
Kendinizi biliyorsanız, nasıl davranılması gerektiğini de çok iyi biliyorsunuz demektir. Tek sorun, sizi temsil edenin, gerçekten sizi temsil ediyor olup olmadığıdır…
Elbette bütün bu güzellikler var ama cebimize bakana kadar…
Türkiye’de tek sorun, halkın “cep” ezikliğidir. 
Onu atlatmadığımız müddetçe, yüz yıllık “eziklik” kanımıza işlemiş olarak, bütün bedenimizi sarmayı sürdürecektir, hem de habis bir ur gibi…
Tweetimden Seçmeler
Büyük davası olanların küçük hesabı, küçük hesabı olanların büyük davası olamaz.

 

 
Etiketler: Ezikliğe, gönüllü, olmak,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
Bir cemaat nasıl olmalı?
Özür seanslarına buyurun… (2)
Özür seanslarına buyurun… (1)
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
Darbenin itirafı
OHALde, bu halde, her halde
Darbeyi rüyamda gördüm
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
Her şeyi paralele bağlamak…
Neden Darbe Yaparlar?
Darbecilere idam gelmeli mi?
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
Her şey o büyük gün için
Köydeki bütün itler öldürülecek
Darbe neden başarısız oldu?
Darbe öyle değil, böyle vurulur
Yanlış taşa basmak yasak!
Ülkeler ve sınırlar
Ben gazeteci değilim...
Herkes uyurken uyanmalı!
Ülkemizde kaç fikir var?
Devenin zoruna giden konu!
Terör ve yüzsüzler…
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
İsrail’le normalleş(eme)me
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
Bu biz olamayız
İnadına yatırıma yeni adres
Ahlaka ahlaki bakış
Bizi boşayın hâkim bey
Ama o fakir
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
Yalan söylemek orucu bozar mı?
O geliyor o!
Siz iyisi mi hıyar ekin!
Yeter, yoksulların halini anladık!
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
Aslında ben iyi adamım
Çocuk ve ramazan...
Soykırımda kelimelerin dili
Yazı yazmanın mevsimi
Fikrinden emin olmayan yazarlar
Siz susun be azizim, susun!
Biz yiyici grubundanız!
Bu yazı olmamış!
Gündemin nerede, canın orada
Bir sevdadır bakanlık
İnsanlara dokunmadan dokunun
Yıldırımların Bin Ali’si
Bakılacak falın mı var?
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
Yargı neden hep tartışılır?
Başkanlık bizi parça pincik eder!
Seni belgeyle döverim!
Fikrini yalanla savunmak…
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
İtinayla ezber bozulur
Bir sahil kasabası hayali
Erdoğan hastalığına tutulanlar
Savunduğunuz fikri öğrenin!
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
Alışkanlıklardan kurtulmak
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
Yasalar ve dönemler
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
Geçmişe bir baharlık bakış
Gazeteci ne zaman ağlar?
Meydan boş, darbe yapalım
Toplum baskı altında!
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
Irkçılığın iki esas nedeni
Fitne ne zaman anlaşılır?
Aranan kan bulunamadı
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
Bomba mı önemli, bombacı mı?
Patlamadan hemen öncesi
Kendinizi tanımak ister misiniz?
Terörün esas amacını unutmamak
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
İçimizdeki beyinsizler
Yatak odası dinlemek…
Darbelerde gazeteci rolü
Dikkat Resmileşti!
Operasyon tamam, izahı eksik
Neyi savunduğunu bilmemek
Neyi savunduğunu bilmemek
Onlarda hain varsa bizde de var!
AYM kararlarından fal tuttum!
Korku, saplantı olursa…
Yazarların durduğu yer
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
Gerçek gündem ve sanalı
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
Savaş ve boşanma
Kaçınılmaz olan savaş mı?
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
Mutluluk Bakanlığı
Hadi gelin depresyona girelim
Güzel yarınlara giden yol
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
Dizilerde insanlık dersi
Vefasızlık ve nankörlük
Türkiye ve iç savaş
Duruş yoksa eğiliş vardır!
Yalanlar ve gerçekler…
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
Başkanlık sistemi ve kuru inat
Aşağılanmaktan zevk almak…
Başkası olmak, başkalaştırır
Kötüler, her zaman bir birini kollar
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
CHP’de ne değişti?
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
Biz bu imzaları tanıyoruz
Suriyeli olmak ister misiniz?
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
Bazı liderler, komedi filminde güzel
Ceplerime doldurduğum adresler
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
Din sizin mi, Allah’ın mı?
Haber Yazılımı