Yazı Detayı
27 Nisan 2018 - Cuma 20:39 Bu yazı 925 kez okundu
 
Hayat savuruyordu ve boşluk kabul etmiyordu
Arife GÜLERYÜZ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

Hayata en alttan bakmak ile üstten bakmak arasında uçurum gün geçtikçe artmaktadır. Orta sınıf olarak kabul edilen ve toplum geçişlerin olduğu alan yani sistemin güvenlik sibobu olan siyasi katman gün geçtikçe erimektedir. Obezite toplum yerine kafası küçük ama sermayesi büyük bir kesimin ayak takımını yani büyük ayaklıları yönetmesi konumuna dönüşmektedir. Vücutlar Barbie Bebek gibi incedir ve beyin ile ayak arasında emir komuta zincirinin sadece lojistik alanı gibidir.
 12 Eylül öncesi ile 12 Eylül sonrası önemli farklar söz konusudur, toplum 12 Eylül öncesi ulus devleti mantığında “sosyal devlet” kavramı içinde kendisini biçimlendirirken, 12 Eylül sonrası ama 12 Eylül öncesi alınan 24 Ocak kavramının hayata geçmesi ile liberal ekonomi ve onun yansıması küreselleşme sürecidir. Her ne kadar bu süreç hala sonlanmış olmamasına rağmen kırılgan bir dönemden geçtiğimiz kabul edilmektedir. Bu geçiş sürecin kendisine ait kırılmaları ve bu kırılmalara dayalı yeniden görev paylaşımları ile yüz yüzeyiz. Her ne kadar, her yeni eskisinin üzerinden oluşmuş olsa da geçmiş de olan her türlü alışkanlılarında buharlaşması anlamına gelmektedir. Dijital alanda ki teknolojik gelişme, onun yaratmış olduğu mantığın yeni olanakları da küreselleşme çağının düşünce yapısını ve örgütleniş biçimini eskisinden farklılaştırmıştır. Sistem kendisini restorasyon ederken, eskiye ait olanın üzeri kaplanmıyor, aksine yıkılıyor ve yeni bina yeni zemine uygun olarak inşaat edilmek isteniyor ama henüz yeni zemin tam olarak tanımlanmış değildir. Deneme yanılma yolu ile yapılan binaların (sitemin) çökmesi ve yeniden oluşturulması süreci içerisindeyiz…
 12 Eylül öncesi her dergi bir örgüt olarak algılanırdı, resmi bakışa göre dergi ismi örgüt ismidir ve açılan davalar da dergi ismi olarak açılmış ve o dergi okuru örgüt üyesi gibi ceza almıştır. Yazı işleri müdürleri ülkemizin en uzun süreli ceza alanlar olarak dünya rekoru sahibidir. Dergilerde ki yazılar; genelde polemik yazılarıdır ve isimsiz dergi adına yazılmıştır. İsimsiz yazılar dergilerin görüşlerini temsil eder. Her ne kadar bir sayıda ki yazı diğer sayıda ki yazıyı çürütmüş olsa dahi o çevre bu polemik yazılar üzerinden örgütlenilmiştir. Polemik yazılar; dergi okurlarını diğer dergi okurlarından ayıran ve bir arada tutmaya yarayan cepheleşmelerdir. Her dergi kendisini öteki dergiye göre tanımlamıştır, özgün fikirler polemikler sonucunda ortaya çıkmıştır ve mahallelerde ki ayrışma da bu tartışmaların/ çatışmalarının yansıması olarak kendisini somutlamıştır. Kurtarılmış bölgeler, sadece belirli dergi okurunun yönettiği mahaller, ilçeler oluşmuştur.
 12 Eylül sonrası ise durum daha farklıdır, dergiler çıkmıştır ama dergilerin hiç biri bir örgüt ismi olamamıştır. 12 Eylül öncesi çıkan dergiler ve o dergilerin evirilmesi sonucu ortaya çıkan örgütlerin adları daha geçerlidir. Dergiler ayrışma ve yeniden bir araya gelmenin platformu işlevini görmüştür, kısaca tartışma platformlarına dönmüştür. Dergilerde ki yazılar genelde yazarın ismi ile yayımlanmış ve polemikler de o isimlerin yazdıkları yazılar üzerinden olmuştur. Genelde bu yazılar kitap halinde yayınlanmıştır, bugün kimse o kitaplarda neler yazığını bugün merak bile etmemektedir. Yasal zeminde siyaset yapmak sol için kendisini ifade etmek için önemli bir araç olmuştur. Kurulan siyasi partiler başlangıçta tartışmaların bir yansıması olarak bir arada kurulmuş olsa da kısa bir zaman sonra ülkemizde gelişen “Kürt sorunun”  gündemi belirlemesi ve sorunun toplum içinde çatışmanın kaynağı ya da çözümü ve bu yolda takınılan kişisel/ grup tavırlar siyasi partilerin de yolunu belirlemiştir. Birlikler ve ayrılıklar
 Kürt sorunu merkezi etrafında kendisini biçimlendirecektir.
 Sol, sınıf politikası merkezinden daha çok gelişen günlük olaylar ve gündemlerin yaratmış olduğu acil sorunlar üzerinden kendisini örgütlemeye ve tavır almaya geliştirmiştir. Günlük değişen gündemin içinde derli toplu bir strateji çizemeden, toplum içinde ki bağları da “yenilgiden” kaynaklanan ve daha sonra Sovyet Blok’unun dağılmasının sonucunda oluşan liberal rüzgarın etkisi ile “özgürlükçü sol” kavramının içinde yeniden konumlanmaya çalışmıştır. Liberalizm gerçek anlamda kendisini ifade edecek bir politika üretmediği gibi yıktığı ulus devleti karşısında da yeni bir sistem ortaya küresel/yerel anlamda çıkaramamıştır. Ulusal sorunlardan kaynaklanan sorunlar “bahar” kavramı ile ülkelerin iç savaşa sürüklenmesi ve yeni dünya düzenine uygun liderlerin ülke yönetimine gelmesi sürecine şahitlik ettik. Demokrasi ve özgürlük kavramı bir dudak arasında çıkan ve o dudak sahibine verilen bir imtiyaz haline gelmiştir.
 Söz gelmişken 12 Eylül sonrası bilinçli olarak işçi sınıfını örgütsüz ve savunmasız bırakılmıştır, çünkü liberalizm kazanılmış haklar üzerine değil, kaybedilmiş haklar üzerine kendisini oturtacak ve sermaye merkezli sistemini kuracaktı. İşçi sınıfının örgütsüzlüğü askeri bildiriler ve onların yapmış olduğu operasyon ile gerçekleşecektir. 12 Eylül sonrası örgütlü işçi sınıfı lider kadrosu mahkeme önlerinde savunma yaparken, gerçek lideri 12 Eylül öncesi suikast sonucu öldürülecekti. Bu suikasta gerekli tepkiyi koyamayan sınıf, yenilgiyi aslında o günden kabul etmişti.
 Hayat bizi hayallerimiz ve ütopyalarımız ile birlikte savurdu ve biz bu savrulmadan büyük yaralar alarak atlattık diye inanırken aslında “özgürlükçü sol” adı altında henüz atlatamadığımızı, yaşanacak “yetmez ama evet” propaganda süreci içinde görecektik. Var olan tüm değerlere ve geçmişte ki hareketlere küfürlere kadar ileri gidecek bir söylem karşısında sol henüz yeteri kadar politik güç ve örgüt olamamanın sorunları ile uğraşıyordu. Geçmişin hayalleri ve harekete yapılan pozitif göndermeler, hareketi olduğundan farklı bir şekilde sunuyordu ama bu yaşanan sürecin bir parçasıydı sanki, çünkü her şey yeniden tanımlanıyor ve var olan değerlerin boşalan altları yeniden farklı gerçeklikler üzerinden dolduruluyordu.
 Hayat savuruyordu ve boşluk kabul etmiyordu.
 Her boşluğu dolduran soyut ve somut öğelerin üzerinde liberalizm dalgasının etkisi vardı, viski şişesi içinde boğaza bakıp piyano sesi altında var olan sistemin nimetlerinden yararlanmak isteyenler ve o nimetlere ulaşması imkansız bir geniş halk tabanı vardı. Yaratılan sanal gerçekliği kabul edip doğru gibi algılayanlar “dört eğilimi” partiler içinde kendilerine yer bulurken, ihaleler ve projeler içinde yeniden kendilerini tanımlıyorlardı. Her birey birilerine hizmet ederken, hizmet etmesi gereken sınıfından uzaklaşmış, rakip olanın maaşlı bir elemanına dönüştürülmüştü, üstelik hiçbir güvence almadan proje içinde kendini konumlandırmıştı.
 Sol savruluyordu, o kadar savruldu ki dinci bir parti ya da oluşumları bile solda görenler oldu. El ele çekilen fotoğraflar ile yeni dünya düzenin nimetleri halka sunuluyor ve “geçmiş ile yüzleşme” adı altında her suç gündeme getiriliyor ama yüzleşilemiyordu, çünkü yüzleşme için henüz ne hukuki bir düzenleme vardı ne de bunu gerçekleştirecek bir demokratik ortam. Özgürlük için iktidara gelenler “adalet” kavramını ve “özgürlük” tanımını kendisine göre yontmuş ve bu absürt anlayış içinde istediğine her türlü aracı kullanarak baskı yapma/ değiştirme özgürlüğüne dönüştürmüştü. Badem bıyıklar altında yeni bir gülümseme ve küçümseme yerleşirken, ayaklarda ki takunyalar çıkarılmış, kişiye özel ibadet hanelerde gösteriş amaçlı toplum içinde din yeniden yaratılıyor ve dinin bilinmeyen yüzü gün yüzüne çıkıyordu. Kadın, çocuk üzerinde yaratılan baskı ve aşağılama sonunda linçe dönüşecek ve kadın cinayetleri, çocuk istismarları günlük yaşamın bir parçası olacaktı…
 Hayat bizim öngörülerimizi doğrulamamış, tersine hiç düşünmediğimizi yaşamaya ve de savunmasız bırakmıştı bizi. Üstelik 12 Eylül’de “örgüt olamadığımız için” yenilmiştik ve hala örgüt kavramının altını dolduramamıştık.
 Görünürde örgütlü ama özde örgütsüzdük.
 Örgüt olmayan örgüt gibi örgütlerin içinde değirmen taşının bir birine sürtmesi gibi bir birimiz yemeye başladık, çünkü iki taşın arasında olması gerekenler yoktu.
Her seçim bir dönemeçtir, her dönemeç bizi olduğumuzdan daha yukarıya taşıma yerine iki dudak arasında çıkacak olan özgür alanlara mahkum etmişti. Bizler bugün iki dudak arasında bize bırakılan alan kadar özgür ve kendimizi ifade eder olduk. Çünkü var olan yasalar kağıt üzerinde bir lekeye dönüşmüştü, yasaları yorumlayanların gözlerinde iki dudağın izi bulunmaktadır ve onun çıkarı her şeyin üstündedir.
Savruluyoruz uçurumdan aşağıya düşmekte olan her hangi bir nesne gibi. Bizlerin yukarıya doğru koşmamız düşmemizi ne yazık ki engelleyemeyecek ama nasıl bir zemine düşeceğimiz çok önemlidir. 12 Eylül’de düştüğümüz zemin bataklıktı ve düşen şey yükselme şansını bile yakalayamadan çamur içinde aşağıya doğru gitmeye devam ediyor. Kafamızı dik tutuyoruz, çünkü nefes almak için sadece o kaldı elimizde!
Savruluyoruz, öngörülerimiz de bizi doğrulamadı…

 

 
Etiketler: Hayat, savuruyordu, ve, boşluk, kabul, etmiyordu,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Ekim 2019
BENCE HERKES 'MUHTAR' OLMALI
888 Okunma.
11 Ekim 2019
İNSANLIĞIN UMUDU KIZ ÇOCUKLARI
897 Okunma.
02 Ekim 2019
Kaldırım uygulamaları
1186 Okunma.
24 Eylül 2019
O’NUN ARDINDAN…
1726 Okunma.
16 Eylül 2019
EĞİTİM SAVAŞI
1552 Okunma.
13 Eylül 2019
SÜRÜNCEMELİ SÜREÇ ÇÖZÜME KAVUŞUYOR MU?
1166 Okunma.
06 Eylül 2019
AZDINIZ!
1831 Okunma.
30 Ağustos 2019
TEMBİHLENDİ ISIRMAYACAK!
1832 Okunma.
23 Ağustos 2019
ALIŞMAYACAĞIZ, SUSMAYACAĞIZ!
1447 Okunma.
21 Ağustos 2019
DÜNYANIN SIRRI..
1391 Okunma.
20 Ağustos 2019
HAYATIMIZI ŞEKİLLENDİREN KORKULAR
1175 Okunma.
22 Temmuz 2019
HERKES TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMALI
1429 Okunma.
19 Temmuz 2019
TEKNOLOJİYE ENDEKSLİ HAYATLAR!
973 Okunma.
17 Temmuz 2019
TÜRKİYE’DE GENÇ İŞSİZLİĞİ!
1274 Okunma.
16 Temmuz 2019
BİR ÜLKE HAYVANLARINA GÖSTERDİĞİ DAVRANIŞTAN BELLİ OLUR
1643 Okunma.
15 Temmuz 2019
BU ÇOCUKLAR AĞAÇ KAVUĞUNDAN ÇIKMADI
2050 Okunma.
12 Temmuz 2019
ACILARIMIZI SORGULADIK MI?
1227 Okunma.
11 Temmuz 2019
‘Sonunu düşünmeyen kahraman olamaz'
1205 Okunma.
05 Temmuz 2019
GENÇLER KABUS YAŞIYOR!
1644 Okunma.
28 Haziran 2019
SAHİP ÇIKILMASI ŞART
1289 Okunma.
21 Haziran 2019
GENÇLERİMİZ ÖLÜYOR!
1241 Okunma.
14 Haziran 2019
HAYAT DURDU
362 Okunma.
31 Mayıs 2019
YAŞAM KALİTESİ VE CAN DOSTLAR
422 Okunma.
29 Mayıs 2019
ORTAK AKIL VE BELEDİYE ATAMALARI
335 Okunma.
24 Mayıs 2019
GERİ KALMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
306 Okunma.
17 Mayıs 2019
KAÇAĞA KAÇAK MUAMELESİ YAPILMAZSA…
363 Okunma.
14 Mayıs 2019
SİYASET İÇİN DÜRÜSTLÜK ŞART
352 Okunma.
10 Mayıs 2019
HERKES ENGELLİ OLABİLİR
357 Okunma.
08 Mayıs 2019
‘ŞİMDİ İCRAAT ZAMANI’ ERTELENDİ…
263 Okunma.
07 Mayıs 2019
İSTANBUL DA BİR GARİP SEÇİM
211 Okunma.
06 Mayıs 2019
AT ÖLÜR MEYDAN KALIR…
260 Okunma.
03 Mayıs 2019
SENDİKA VE KAÇAK OCAK SORUNU
352 Okunma.
01 Mayıs 2019
İTTİFAKLARDAN SONRA 1 MAYIS
312 Okunma.
26 Nisan 2019
AHLAK VE ÇOCUK İSTİSMARI
364 Okunma.
19 Nisan 2019
TEBRİKLER ALİ BEKTAŞ
463 Okunma.
14 Nisan 2019
Siyasette Ülke ve Zonguldak
458 Okunma.
12 Nisan 2019
HAİNLİK DAMGASI VE SEÇİMLER
447 Okunma.
05 Nisan 2019
İMAMOĞLU - YAVAŞ ve YENİ DEVLET FİKRİ
454 Okunma.
03 Nisan 2019
SEÇİMLERİN ÖNEMİ VE GELECEK NESİLLER
347 Okunma.
01 Nisan 2019
BEDENİ-MEDENİ KAFA VE SEÇİMLER
428 Okunma.
29 Mart 2019
KESİNLİKLE SANDIĞA GİDİLMELİDİR
431 Okunma.
27 Mart 2019
‘YEREL SEÇİM’ DETAYI ALDATMASIN…
484 Okunma.
25 Mart 2019
KALİTELİ YAŞAM İÇİN…
409 Okunma.
20 Mart 2019
TEHDİTLE SEÇİM KAZANILMAZ
584 Okunma.
19 Mart 2019
BAK ŞU KONUŞANA!
848 Okunma.
18 Mart 2019
SEÇMEN ÇANTADA KEKLİK DEĞİL…
382 Okunma.
15 Mart 2019
BİR GÜN ÇOK UZUN GÜN
285 Okunma.
11 Mart 2019
SİYASETİN SON RUH HALİ…
306 Okunma.
08 Mart 2019
SEÇİM-CENAZE- DÜĞÜN
456 Okunma.
04 Mart 2019
MİTİNG MEYDANI - TRAFİK REZALETİ
527 Okunma.
01 Mart 2019
BİR YUMRUK BİR TAHRİFAT
465 Okunma.
22 Şubat 2019
SİYASETÇİLERİMİZE SEVGİ-SAYGIYLA HATIRLATIRIZ
443 Okunma.
19 Şubat 2019
SİSTEM OTURURKEN MANZARA
683 Okunma.
15 Şubat 2019
BU GÜN İTİBARIYLA SEÇİMİ KAYBEDEN YOK
486 Okunma.
11 Şubat 2019
KADIN OLMAK NEDEN BU KADAR ZOR?
709 Okunma.
05 Şubat 2019
LİMAN İÇİ ÇEKEK REZALETİ
642 Okunma.
04 Şubat 2019
VİCDANİ SORUMLULUK VE ADAYLAR
445 Okunma.
01 Şubat 2019
SEÇMEN ADAYA ‘BÖN-BÖN BAKMAMALI
444 Okunma.
30 Ocak 2019
VATANDAŞIN HAKLI İSYANI
470 Okunma.
25 Ocak 2019
ADAYLAR ‘UMUT’ OLMAKTAN UZAK
698 Okunma.
22 Ocak 2019
SEÇMEN ATAMALARI HAZMEDECEK Mİ?
561 Okunma.
18 Ocak 2019
SİYASET ‘REKLAM YAPMAK’ DEĞİL.
627 Okunma.
15 Ocak 2019
SİYASETÇİLERDEN İSTENECEKLER
406 Okunma.
11 Ocak 2019
VALİ-POLİTİKA-SİYASET
689 Okunma.
04 Ocak 2019
CHP, ‘KÖTÜ’ PATİNAJ YAPTI
890 Okunma.
01 Ocak 2019
EN KÜÇÜK UMUT BİLE…
600 Okunma.
28 Aralık 2018
SEÇİM ARİFESİNDE BİR KAÇ KONU
689 Okunma.
18 Aralık 2018
MUTLULUK DEĞİDİĞİN NEDİR Kİ!
741 Okunma.
14 Aralık 2018
Niyetleri ‘Hizmet’ mi, ‘Koltuk’ mu?
625 Okunma.
11 Aralık 2018
CHP ZONGULDAK’TA NEYİ BEKLİYOR?
736 Okunma.
07 Aralık 2018
ASGARİ ÜCRET VE HÜKÜMET
576 Okunma.
30 Kasım 2018
HASTA ŞEHİRİN TİPLERİ!
567 Okunma.
27 Kasım 2018
SİYASET-KOZLU LİMANI-PİYASA
845 Okunma.
26 Kasım 2018
Her Gün Kanat Çırptıkça Özgürleşeceğiz
508 Okunma.
16 Kasım 2018
SEÇMENİN KÖTÜ ALIŞKANLIĞI
1044 Okunma.
04 Kasım 2018
VALİ-HİZMET-SEVGİ
1080 Okunma.
29 Ekim 2018
CUMHURİYET BİZİM İÇİN EN BÜYÜK BAYRAM
781 Okunma.
21 Ekim 2018
SEÇİM-MÜNBİÇ-EKMEK
1013 Okunma.
19 Ekim 2018
Medeni ve bedeni tartışmalar-2019
809 Okunma.
15 Ekim 2018
EKONOMİK DURUMDA HAYAL DÜNYASINI BÜYÜTMEK
717 Okunma.
12 Ekim 2018
TARTIŞMANIN AHLAKLI YANI…
735 Okunma.
08 Ekim 2018
CHP DANIŞMA KURULUNA BAKIŞ
747 Okunma.
05 Ekim 2018
GEÇEN HAFTANIN DEĞERLENDİRMESİ
638 Okunma.
30 Eylül 2018
Ne idam... Ne hadım...
880 Okunma.
26 Eylül 2018
İlerleme değil, gerileme var...
666 Okunma.
24 Eylül 2018
SİYASETTEN FLU GÖRÜNTÜ
749 Okunma.
23 Eylül 2018
Vahşi ve ilkel davranışları kınıyorum
524 Okunma.
19 Eylül 2018
EKONOMİK DURUMUN VATANDAŞA YANSIMASI
624 Okunma.
17 Eylül 2018
EĞİTİM MASRAFI ASGARİ ÜCRETTEN FAZLA
557 Okunma.
12 Eylül 2018
KARA EYLÜL…
559 Okunma.
10 Eylül 2018
HER ŞEY SİL BAŞTAN…
575 Okunma.
05 Eylül 2018
Zamların eğitim-öğretime yansıması
539 Okunma.
27 Ağustos 2018
30 AĞUSTOS’UN ANLAMI
884 Okunma.
15 Ağustos 2018
DOLARIN FIRLAMASI VE MAAŞLAR
861 Okunma.
25 Temmuz 2018
BİR SEÇİM BİTMEDEN…
1323 Okunma.
20 Temmuz 2018
Siyasetin devlet ‘yönetim’ şekli
742 Okunma.
13 Temmuz 2018
POLİTİKACILARIN ŞEHRE BORCU
854 Okunma.
02 Temmuz 2018
EV ALMAK ARTIK HAYAL….
1548 Okunma.
20 Haziran 2018
SEÇİM TELAŞI...
1027 Okunma.
17 Haziran 2018
BİR BAYRAM HİKAYESİ!
793 Okunma.
11 Haziran 2018
TAVLAMASINI VE HARCAMASINI BİLMEK
899 Okunma.
08 Haziran 2018
İNCE’NİN DERDİ, SEÇMENİ GERDİ
929 Okunma.
06 Haziran 2018
POLİTİKANIN GÜZELLİĞİ
741 Okunma.
04 Haziran 2018
ŞEHİR EZİYET ÇEKİYOR
934 Okunma.
01 Haziran 2018
ZONGULDAK’A SİYASİ BAKIŞ
1294 Okunma.
25 Mayıs 2018
YENİ VE İYİ HUYLAR DİLEĞİYLE…
1378 Okunma.
23 Mayıs 2018
SEÇİMDEN GENEL MANZARA
685 Okunma.
18 Mayıs 2018
BU GÖÇ, YOL DA DÜZELİR Mİ?
1141 Okunma.
17 Mayıs 2018
İFTAR ÇADIRI-SEÇİM- MUTLULUK
945 Okunma.
09 Mayıs 2018
DEMOKRASİ OYUNU
1006 Okunma.
04 Mayıs 2018
DÜZENİN DÜMENCİLERİNE…
894 Okunma.
20 Nisan 2018
İŞİNİZE GELİRSE!..
1825 Okunma.
13 Nisan 2018
YAŞANILIR ZONGULDAK…
2612 Okunma.
06 Nisan 2018
AHLAK BOZULUNCA…
2132 Okunma.
30 Mart 2018
TAŞKÖMÜRÜ-TTK- ÖZEL SEKTÖR
1602 Okunma.
23 Mart 2018
TURKUAZ HALI VE ZONGULDAK BELEDİYESİ
1730 Okunma.
16 Mart 2018
İKİ TÜNEL BİR VİYADÜK
1275 Okunma.
09 Mart 2018
GELECEK SEÇİMLER Mİ, NESİLLER Mİ?
892 Okunma.
02 Mart 2018
YÖRENİ NE KADAR SEVİYORSUN?
1800 Okunma.
23 Şubat 2018
BİR KENARA KONANLAR!..
1558 Okunma.
16 Şubat 2018
ZONGULDAK’TA UMUT VAR...
1907 Okunma.
09 Şubat 2018
‘YİĞİTLER’ DEĞİL ‘SORUNLAR’ HARMANI
1496 Okunma.
02 Şubat 2018
ZONGULDAK’TA BİRLİK YOK…
1143 Okunma.
26 Ocak 2018
ZONGULDAK GÜZEL ŞEHİR DE…
1260 Okunma.
19 Ocak 2018
BAŞBAKANI KOZLU LİMANINA GÖTÜRÜN
1895 Okunma.
12 Ocak 2018
POLİTİKA GİRDABI ve ZONGULDAK
1346 Okunma.
05 Ocak 2018
KALP GÖZÜ AÇIK OLANLARA
1247 Okunma.
29 Aralık 2017
2017 OLAYLAR VE YORUMLARI
1365 Okunma.
22 Aralık 2017
BU İKİ SORUNU HALLEDECEKSİNİZ!..
974 Okunma.
15 Aralık 2017
CHP KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
1084 Okunma.
08 Aralık 2017
Kudüs açıklamalarına tepki büyüyor!
946 Okunma.
01 Aralık 2017
MEZBELELİKLERE DOĞRU BAKIŞ…
1110 Okunma.
24 Kasım 2017
ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE SORUNLAR
1385 Okunma.
17 Kasım 2017
VİCDANİ SAKATLIKLARIN SONU
1133 Okunma.
07 Kasım 2017
Madenci olmak kolay değil...
1525 Okunma.
03 Kasım 2017
SORUNLARI HARMAN YAPANLAR
1191 Okunma.
27 Ekim 2017
FABRİKANIN YANLIŞ İMALATLARI
1273 Okunma.
16 Ekim 2017
Kozlunun Eğmeleri!..
2074 Okunma.
12 Ekim 2017
Ne olacak bu Kozlu’nun hali….
2230 Okunma.
06 Ekim 2017
EROZYON VE BELEDİYELER
1364 Okunma.
26 Eylül 2017
BİTSİN ARTIK BU ÇİRKİN GÖRÜNTÜ
1532 Okunma.
26 Ağustos 2017
Buna da şükür... !
2230 Okunma.
11 Ağustos 2017
AKLIMDA DELİ SORULAR….
1607 Okunma.
04 Ağustos 2017
SIKIŞAN ZONGULDAK
1372 Okunma.
28 Temmuz 2017
ŞİKELİ BOŞANMA
1239 Okunma.
20 Temmuz 2017
KELEBEK DEYİNCE…
1372 Okunma.
20 Temmuz 2017
CAN PAZARI
1104 Okunma.
18 Temmuz 2017
FİTNE FÜCÜR ALIŞKANLIĞI
1097 Okunma.
14 Temmuz 2017
KRİZ YÖNETİMİ
1319 Okunma.
04 Temmuz 2017
DEĞİŞEMEYEN ZONGULDAK
1502 Okunma.
27 Haziran 2017
NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR…
1513 Okunma.
21 Haziran 2017
SEYYAR VE İDARECİLER
1437 Okunma.
16 Haziran 2017
Hizmet mi Rezalet mi?
1363 Okunma.
09 Haziran 2017
AHLÂKEN ÇÖKÜŞ
1412 Okunma.
23 Mayıs 2017
İktidarın yeni vizyon ve misyonu
1847 Okunma.
17 Mayıs 2017
SORUN ÜRETEN KİM!
1338 Okunma.
10 Mayıs 2017
ADAMLIK - MADAMLIK
1410 Okunma.
09 Mayıs 2017
TRAFİK KEŞMEKEŞİ
1008 Okunma.
03 Mayıs 2017
ÇENE SUYU ÇORBA
1626 Okunma.
25 Nisan 2017
ÇEVRE- SEÇİLMİŞ VE ATANMIŞLAR
1402 Okunma.
18 Nisan 2017
Hafriyat alanı deyince..
1609 Okunma.
11 Nisan 2017
TTK BİR ARAÇ MI?
1599 Okunma.
05 Nisan 2017
ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN
1364 Okunma.
29 Mart 2017
EVET Mİ? HAYIR MI?
1423 Okunma.
21 Mart 2017
‘+1 FARKLA!’
1443 Okunma.
14 Mart 2017
Öfke!
1394 Okunma.
07 Mart 2017
Bugün bir şeyin farkına vardım
1477 Okunma.
28 Şubat 2017
EMEĞİN Mİ EMEKLİNİN Mİ BAŞKENTİ?
1369 Okunma.
21 Şubat 2017
Namus nedir ?
1495 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİ NEYDİ ?
1447 Okunma.
07 Şubat 2017
REFERANDUM SÜRECİ
582 Okunma.
01 Şubat 2017
Sürpriz olabilir mi?
1502 Okunma.
24 Ocak 2017
Sosyal medyanın hayatımızdaki rolü
1636 Okunma.
17 Ocak 2017
Çalışmayan deneyim nasıl kazanacak!
1842 Okunma.
10 Ocak 2017
Bir olmak varken, çekişmek niye?
1750 Okunma.
04 Ocak 2017
Acının tarifi nedir, onu biliyorum.
1554 Okunma.
03 Ocak 2017
Acının tarifi nedir, onu biliyorum
1797 Okunma.
Haber Yazılımı