Yazı Detayı
14 Şubat 2020 - Cuma 17:24 Bu yazı 623 kez okundu
 
KAHVERENGİ AYAKKABI
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Şöyle kahverengi bir ayakkabım olsun istemişimdir ama hiç alamamışımdır. Niye alamadım onu da bilmiyorum. Belki hep siyah, lacivert ağırlıklı takım elbise giymemdendir. Sebep ne olursa olsun içimde hep bir ukdedir kahverengi ayakkabı. Kahve gibi ayakkabı, pırıl pırıl ayakkabı, parıl parıl ayakkabı, tiril tiril ayakkabı. Önümden çekil diyeceğim bir şekle büründüren ayakkabı.

Düşünsenize koyu ya da açık ama pırıl pırıl palayan bir kahverengi ayakkabı. Boyaya ihtiyaç da duymayacak, bir bezle silip, ayna diye ayakkabıyı kullanacaksın.

İçimde bir ukde olarak kalsa da, eksikliğini çok hissettiğim söylenemez, ta ki geçen aya kadar.

Emekli adamız, her istediğini her an alacak bir bütçeye sahip değiliz. Memur olsak da değiliz, işçi olsak da değiliz. Emekliyiz, hepten değiliz, tümden değiliz, toptan değiliz, perakende olarak bile değiliz.

Kış mevsimi girdiğinde hanım, “Bir ceket, bir de pantolon alman lazım” dedi. Ee o benden iyi biliyor neye ihtiyacım olduğunu. Hanım evin ambar memurudur diye boşuna dememişler. Kim demiş bilmem ama birileri mutlaka böyle bir şey demiştir. Yıkayan, ütüleyen, her türlü cefamızı çeken eşlerimiz, aynı zamanda evin ambar memurudur.

“Bir ceket kaç lira, senin haberin var mı” diyecektim, diyemedim. Söz konusu olan bendim, yani bana alınacaktı. Kendisine alınacak olsa hiç sesimi çıkarmazdım ya, neyse…

Eşim ceket pantolon deyince vitrinlere daha alıcı gözle bakmaya başladım. Akşam yürüyüşlerimin yönü değişti, sahilden mağazaların olduğu caddelere, AVM’lere kaydı.

Hep siyah, lacivert ağırlıklı giyinen birisi olarak “farklı” bir tarz denemek istedim. Yani özellikle tarz olsun diye seçmedim. Sanatçı yönüm yok, belli bir tarzım olsun diye kaygım da yok. Biz elbiseyi de ayakkabıyı da giyiniriz. Sanatçılar gibi şekil yapmak için tonlarca parayı bayılmayız. Bayılmaya kalksak da gram paramız olmadığı için tonların arasında kendimize yer bulamayız.

Geçen gün bir AVM’de geziyorum, gözüm vitrinde. Çok güzel bir ceket gördüm, kahverengi. Ama ben hiç kahverengi takım ya da ceket giyinmedim, bana yakışır mı diye düşünmedim. Sanki yakışsa ne olacak, yakışmazsa ne olacak diyeceksiniz. Hatta bazınız “ununu elemişsin, eleğini asmışsın be kardeşim, ne yakışması” diyecek. Öyle değil. İnsan yakışanı giymeli, kalitelisini giyinmeli. Bunun parayla alakası yok, fahiş olmamak şartıyla iyi giyinmeli, iyi yemeli, güzel yerlerde gezmeli. Emekli maaşıyla ne kadar iyi olabilir, onun için bir çalıştay yapmak gerekir.

Vitrindeki ceket öyle sadece vitrinde duran cinsten değildi, adeta konuşuyordu.

Çok güzeldi. Tril tirildi. O bana bakıyordu, ben ona. “Ben bunu alırım” diye düşündüm. Düşündüğümden tam emin değilim ama kendimi bir anda tezgâhtar hanım kızın yanında bulduğumu iyi biliyorum. Ben ceket alacaktım, tezgâhtar da prim. O bana satmak için ceketi bir övdü, bir övdü. Fiyatını soracağım, kız bırakmıyor.

Elimle şöyle ceketin etiketini bir yoklasam bakacağım ama hanım kız fırsat vermiyor. Kumaşın kalitesinden, yıkanmasından, renk verip vermemesinden, ütüsünden öyle bir bahsediyor ki, sanırsın beş artı bir villa satıyor.

Çay ikramı geldi, sohbetler, muhabbetler.

Sonunda “hele bir deneyeyim” dedim.

Ben deneme odasına girdim, ceketi denedim, dışarıya çıktım. Tezgâhtar kızın sayısı birden ikiye çıkmıştı. Bir övgüler, bir övgüler. O kadar övdüler ki, acaba hangi mankenden bahsediyorlar diye merak ettim. Sağa baktım benden başka kimse yok, sola baktım yine benden başka kimse yok, belki geridedir, dönmek de ayıp olur diye öylece kalakaldım. O kadar laf kalabalığı olmuş ki, ceketi denediğim halde etiketini çevirip fiyatına bakmak aklıma gelmedi.

“Çok beğendim” dedim memnuniyetle. Ee o kadar övgüyü size yapsalar siz de beğenirsiniz. “O Zaman kasaya götüreyim” dediğinden bende şafak attı. “Şey” dedim, kem küm ettim, başka modellere de bakayım derken, “Bunun fiyatı ne kadardı” diye dilimden pek duyulmayan sözcükler bir biri ardına çıktı.

“Ucuz” dedi tezgâhtar hanım kız. “Kampanya var” dedi. “Yüzde elli indirim var” dedi.

İçimden çok sevindim, sevincimi dışa yansıtmakta da gecikmedim. O kadar sevindim ki, uzun zamandır ilk kez beğendiğim bir ceketi alacaktım. Düşünsenize kahverengi ceket, kahverengi pantolon, kahverengi çorap, koyu kahverengi ya da daha açık bej bir gömlek, altına da hayallerimi süsleyen kahverengi ayakkabı.

Hanım kız fiyatın uygunluğundan ballandıra ballandıra bahsediyor ama fiyatını söylemek bir türlü dilinin ucuna gelmiyor. Sabrım taştı, “ben başka da bakayım” dedim, “fiyatı neydi” diye de sanki daha önce söylemiş de teyit ediyormuşum havasına büründüm. “Çok uygun” dedi, “çok uygun, 14 bin 999 lira”

Uzun bir süre sessizlik oldu.

Zaman durdu, her şey olduğu yerde kaldı, gözlerimin önünde uçuşan siyah noktacıklar belirdi. Başım dönmeye başladı, gözlerim kararmaya, artık hiçbir şey görmemeye başladım. Kahverengi hiçbir şey görecek halim yoktu. Zaten gözlerim hiçbir şey seçemiyordu.

Hanım kız ceket yerine dükkânı mı veriyordu bilmiyorum, bahsettiği miktar tek ceket içindi. Yani elimde tuttuğum bir ceket için. Yüzde elli indirimli. Üstelik kampanyalı. Üstelik çok uygun olan ceket için.

Kendime geldiğimde belli belirsiz “Çok uygunmuş” dedim ama dediğime en başta ben bile inanmadım, tezgâhtar kızın inandığını ise hiç sanmıyorum. “Başka bakayım, dönüşte uğrarım” dedim. Benim gibi diyenlerin yüzde 99’unun uğramadığını o benden iyi biliyordu.

Neyse canım dedim kendi kendime ceket almam, gömlek alırım, ayakkabı alırım, çorap alırım. Zaten benim kahverengi ayakkabı hayalim vardı, ceket hayalim değil ki…

Kombini tamamla düşüncemde ceket eksildi, pantolon ve ayakkabı kaldı. Diğer mağazada pantolon bakayım diye düşündüm. Hiç değilse alacağım kahverengi ayakkabının üstüne gelecek bir kahverengi pantolonum olurdu. Kahverengi pantolon, kahverengi ceket gibi hemen gözüme ilişmedi. Belki de ceketin fiyatı, görme kapasitemi de zayıflatmıştır, ne bileyim ki…

Sonunda beşinci dükkânda çok güzel bir kahverengi pantolon buldum. Şimdi bunun altına bir de kahverengi ayakkabı aldın mı, değme keyfine…

 

Dükkânın tezgâhtarı erkekti. Yardımcı olmasını rica ettim, memnuniyetle yardıma başladı. Kumaşın kalitesinden, ütülenmesinden, renginin solmamasından, garantisinden falan bahsetmeye başlayınca beni aldı mı bir korku. Ya bu da ceket gibi fahiş bir fiyatsa. Yok canım dedim kendi kendime, alt tarafı bir pantolon, üst tarafı da bir pantolon. Yüz lira, taş çatlasın (taş niye çatlıyor ki) iki yüz liraydı.

Tezgâhtar hanım kızın laf kalabalığı gibi erkek tezgâhtarın da laf kalabalığı etmesine fırsat vermedim. Önceden fiyatını sordum.  9.999 lira dediğinde oradan nasıl çıktım, pantolonu ne yaptım, adama ne dedim, yüzüne baktım mı, göz göze geldik mi bilmiyorum.

Pantolondan da vazgeçtim. Benim zaten kahverengi ayakkabı hayalim vardı, kahverengi pantolon değil. O sadece bir kombin oluşturmak içindi, varsın pantolon da eksik olsun.

Gözümü açtığımda bir gömlek mağazasının tam önündeydim. “Allah beni buraya getirdi” diye içimden geçirdim. Neyse kısmette kahverengi bir gömlek almak varmış. İçeriye girdim. Beni karşılayan tezgâhtar hanım kıza kahverengi gömlek alacağımı söyleyince tezgâhın üzeri bir anda çeşit çeşit kahverengi gömlekle doldu. Açık kahverengi, koyu kahverengi, sütlü kahve bile vardı anlayacağınız. Aslında rengi çok fark etmeyecekti. Kahverengi olması yetecekti. Zira ne kahverengi ceket ne de kahverengi pantolon alabilmiştim. Bütçem şimdilik gömlek ve ayakkabı almaya yetecekti. Tam emin değilim ama sanırım yeterdi. Sütlü kahvenin bir ton koyusu olan gömlek çok hoşuma gitti. “Tamam” dedim tezgâhtar kıza, “bunu alıyorum”

O ara cep telefonum çaldı, ona cevap vereyim derken fiyatını sormayı unuttum, tezgâhtar kızın peşinden kasaya yöneldim. Kartımı uzattım, kasiyer “peşin mi, taksitle mi” dedi. Kendimden emin bir şekilde “peşin” dedim, tek çekim iyiydi. Bir gömlek alt tarafı, nedir ki…

Kasiyer kızın “şifrenizi girer misiniz” diye beni şifreye davet ettiği sesini duydum, sonra şifre gireceğim aparatın ekranında yazan miktarı gördüm. Gerisini hatırladığımı sanmıyorum.

Gözümü hastane odasında açtım. Eşim, çocuklarım başucumdaydı ve hayli telaşlanmışlardı. AVM’de fenalaştığımı, ambulansla hastaneye getirdiklerini söylediler. Orada ne oldu diye sordu eşim. Gömlek fiyatı diyecek halim yok ya, tansiyonum düşmüştür zahir!

 
Etiketler: , KAHVERENGİ, AYAKKABI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Mart 2020
ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇANLARA BAK!
330 Okunma.
28 Şubat 2020
AĞAM BENCE BU VİRÜS KONTROLLÜ
595 Okunma.
26 Ocak 2020
YAŞAYAN ÖLÜLER VE YAŞAYANLAR
483 Okunma.
21 Ocak 2020
BAŞKAN KOLTUĞU
1045 Okunma.
14 Ocak 2020
YAĞCILIK ÖYLE YAPILMAZ, BÖYLE YAPILIR!
592 Okunma.
07 Ocak 2020
EN İYİ ÖRNEK, EN KÖTÜSÜDÜR!
1103 Okunma.
01 Ocak 2020
NEREYE AİTSİNİZ, NEREYE AİT OLMALISINIZ?
1241 Okunma.
31 Aralık 2019
Tik Tak.. Tik Tak..
1234 Okunma.
24 Aralık 2019
Resmi görüş mü, şahsi görüş mü?
1497 Okunma.
16 Aralık 2019
‘Şahsiyet’e dair birkaç kelam
2122 Okunma.
05 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-4
1377 Okunma.
04 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-3
1339 Okunma.
03 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-2
1323 Okunma.
02 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-1
1426 Okunma.
01 Aralık 2019
HANGİ KUTUPTA YAŞIYORSUNUZ?
1485 Okunma.
25 Kasım 2019
BÖYLE BİR YALAN AZ BULUNUR
2391 Okunma.
21 Kasım 2019
ANADOLU'NUN BAĞRINDAN KOPUP GELEN...
1601 Okunma.
14 Kasım 2019
Tecrübe Konuşuyor!
1391 Okunma.
07 Kasım 2019
Bir çöp konteynerinden yayılan sevgi
1401 Okunma.
05 Kasım 2019
Gelelim ıspanağın faydalarına
1415 Okunma.
24 Ekim 2019
Robinson Crusoe olamamak
1217 Okunma.
03 Ekim 2019
Onlar hep yanlış yapar, biz doğru
1608 Okunma.
30 Eylül 2019
Dişimdeki sancı, düşümdeki yabancı
1486 Okunma.
23 Eylül 2019
Bir tıklanma uğruna ya Rab…
1701 Okunma.
20 Eylül 2019
Sizin yapmadığınızı onlar yapıyor, kızmayın!
1559 Okunma.
19 Eylül 2019
Bütün Üzüntüm Brad Pitt İçin
1446 Okunma.
17 Eylül 2019
İki kızgın ihtiyar
1916 Okunma.
28 Ağustos 2019
Ahmet Beyin Şaşkın Bakkalı
2003 Okunma.
26 Ağustos 2019
Şiddetli bir toplum
1565 Okunma.
19 Ağustos 2019
Biz kurum olarak kuş pohunu çok önemsiyoruz!
2491 Okunma.
05 Ağustos 2019
Bir gösteriş olarak kurban
1579 Okunma.
31 Temmuz 2019
En iyi sığınmacı, ölü sığınmacıdır!
2304 Okunma.
29 Temmuz 2019
Küllerinden doğan şehir; Gölcük
2179 Okunma.
23 Temmuz 2019
KENDİ ELİMİZLE YEŞERTTİĞİMİZ DİKENLER
2319 Okunma.
18 Temmuz 2019
Bir faceApp olduk
2829 Okunma.
16 Temmuz 2019
Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy
2166 Okunma.
15 Temmuz 2019
Ya olsaydı?
2115 Okunma.
10 Temmuz 2019
Bugün ne giyinsem?
1557 Okunma.
05 Temmuz 2019
Yazmak bir hastalık mı?
1640 Okunma.
03 Temmuz 2019
Gözün aydın abi!
1607 Okunma.
02 Temmuz 2019
Siyasetten çiçek böceğe
1561 Okunma.
01 Temmuz 2019
Kimine at, kimine meydan…
1662 Okunma.
28 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-3 ve son
1653 Okunma.
26 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-2
1573 Okunma.
25 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-1
1627 Okunma.
21 Haziran 2019
Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak
1640 Okunma.
19 Haziran 2019
Müşterisine itibar kazandıran mekânlar
1643 Okunma.
18 Haziran 2019
Tartış(ama)ma kültürü
1410 Okunma.
17 Haziran 2019
Dikkat, takip ediliyoruz
1615 Okunma.
14 Haziran 2019
Aradığımız gerçekten de tarafsızlık mı?
562 Okunma.
12 Haziran 2019
Seç(eme)me ve Seçil(eme)me Hakkı
650 Okunma.
11 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -2
619 Okunma.
10 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -1
2485 Okunma.
25 Nisan 2019
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
931 Okunma.
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
1034 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
998 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
1381 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
1530 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
1335 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
1166 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
982 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
1023 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
1425 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1709 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
1420 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
1410 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
1014 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
3285 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
1411 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1582 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
1327 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
1045 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
1266 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
1100 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
1234 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
993 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
1522 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1891 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
1645 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
5527 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2731 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1444 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
1313 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
2543 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
1411 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
2458 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
2055 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2532 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1599 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1574 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
3526 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1760 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1649 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
2452 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
1606 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1661 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
1520 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1829 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1607 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
1525 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1447 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1596 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1497 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1628 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
1490 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
1387 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1666 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1581 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
1350 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
1504 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1570 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
5037 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1997 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1937 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
2415 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1980 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
2013 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
2053 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
2369 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1865 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1902 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
2210 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1836 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1968 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
2102 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
2192 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
3231 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
2042 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
2806 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
2072 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1777 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1972 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1992 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
3492 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
2000 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
2118 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1841 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
2041 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1989 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1988 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1988 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
2092 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
2115 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1918 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1899 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
2289 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1957 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1957 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
2120 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1998 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1946 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1789 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
2062 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
2125 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1882 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
2163 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
2021 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
2276 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1947 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
2087 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
2520 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
2124 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
2017 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
2074 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
2164 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
2015 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
2180 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
2061 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
2020 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
2046 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
2384 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1928 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
1653 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
2138 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1923 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1998 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1929 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
2007 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1961 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1983 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1928 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1995 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1801 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
2016 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
2077 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
2139 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
2100 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
2059 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
2308 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
2010 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
2013 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
2245 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
2105 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
2678 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
2018 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1890 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1929 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
2118 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1925 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
2017 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
2276 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
2114 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
2244 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
2081 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
2066 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1985 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
2021 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1835 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
2200 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
2139 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1921 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
2282 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
2145 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
2123 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
2466 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
2008 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
2154 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
2097 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
2292 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
2121 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
2095 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
2186 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
2073 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
2182 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
2237 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
2136 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
2575 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
2097 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
2153 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
2108 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
2145 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
2125 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
2066 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
2260 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
2200 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
2396 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
2047 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
2232 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
2237 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
2270 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1954 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
2014 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
2245 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
2104 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
2216 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
2305 Okunma.
30 Kasım -0001
RÜZGÂR MÜDÜRÜ
581 Okunma.
Haber Yazılımı