Yazı Detayı
14 Temmuz 2017 - Cuma 18:27 Bu yazı 268 kez okundu
 
KRİZ YÖNETİMİ
Arife GÜLERYÜZ
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

“Kriz yönetmek” bu gün bir ilim dalı haline gelmiştir. Seçilmiş ya da atanmışlar bu konuda uzman olmamalıdırlar.

Yöneticiler; bir kurum ya da makamı için adam belirlerken, yetkilerini kullanırken boyu posu, memleketi siyasetinden çok, yöneticilik vasfı olup olmadığına dikkat etmelidir.

“Yöneticilik vasfı” kendini “üç koyunu gütme” pozisyonunda da öne çıkar, devleti yönetme pozisyonunda da…

İki çocuklu bir ailenin güdülmesinden insanların toplu yaşama adım attığı bir Belediye’yi yönlendirme görevinde de…

Aslında “Kriz yönetme” işi çoğu zaman basite indirgenir.

“Kriz yönetme” gibi algı operasyonuna sokulur, basit görülür.

En küçük toplum birimi ‘Aile’ de bunu görmek mümkün.

Seve okşaya büyütülen çocukların “ aklı kesmeye” başlayınca tartışmalar krize dönüşünce el ayak dolanır.

1atsan atılmaz, satsan satılmaz” filminin galasında bulur kendini birden aile reisleri…

İşte “kriz yönetimi tarif olarak bilinmese de tatbik olarak uygulamaya girer.

Tecrübe, haleti ruhiye ve cesaret olarak yönetebilirsen, ailenin çatırdamasını önlersin..

Yönetemezsen “yandı gülüm keten helva”

Aynı işi muhtarlık görev-yetki alanında, Belediye Başkanlık, Başbakanlık yetki alanlarında görmek mümkün.

Bırakın, yüksek dağların sorumluluğunu…

Köy kahvesinde üç kuruşluk çay sohbetinde fındıkkabuğunu doldurmaz

Galatasaray- Fener tartışmasını düşünün!

İyi niyetli oturduğunun oturağın bir celsede elinizde havaya kalktığını düşünebiliyor musunuz?

Kucaklaşıp oturduğunuz sohbet arkadaşınızın kafasına indirme hazırlığında ki oturaklı resim karesi ile noktalanıyor.

Kriz yönetme kabiliyet-kapasitesinden uzak iki kişinin bir arada olmasının sonucu bu.

Bu iki kişiden birinin bir topluluk başında olması halinde de sonuçta görüntü bu olacaktır.

Kriz yönetimi fikri-zikrinden uzak birey her zaman için potansiyel sıkıntı yaşayacak varlıktır.

Gümümüz dünyasından ülkelerin yaşantıların da bu “kriz yönetme” konusunda negatif-pozitif örnekler görmek mümkün.

Elbette Emperyâl devletler dünya coğrafyasında planlamalarını “çıkar” üzerine yaparken; daha çok zayıf halkları seçer yok ederler.

Bu zayıf halkalar, “kriz yönetme” kabiliyetine sahip liderlere sahip olursa daha az zayiatla kapatırlar yaşantılarında ki sıkıntıları.

İşte Ortadoğu, işte Irak, Suriye…

İster devlet açısından bakın, ister zavallı duruma düşmüş halklar açısından…

Kriz yönetmek; başta da söylediğimiz gibi bir ilim haline gelmiş.

 Ancak; Bu ilmin farkında olmayanlar var.

Bunu seçilmiş tiplerde gördüğünüz gibi atanmış tiplerde de görüyoruz.

Ortaya çıkan sorunun büyümesinin farkında olamayan…

Önlem almayı beceremediği için ormanı saran kıvılcım gibi arttıkça daha çok “yakan” kriz çıktığında kendine “kaçma yolu” bile bırakmayan zati muhteremi düşünün.

Aslında “kriz yönetimi”nin başlangıcı öfkeyle kalkmamayı öğrenmektir.

Yani; zarara gidecek yolun başlangıcı beceriksizliğin farkına varmaktır.

İşte bütün mesele burada…

Bilmek var bilmemek var…

Bilmek becermenin yarısıdır. Başlamak gibi.

Neyi bilip neyi bilmediğini biliyorsan, az zayiatla atlatırsın olabilecek, gelebilecek sıkıntı sonuçlarını…

Asıl tehlike bilmemek değil.

Bilmediğini bilmemek, kabul etmemektir.

Hatayı kabul etmemek, hatayı sürdürmekte ısrar etmektir.

Zararın çoğalmasını yangının söndürülemeyecek duruma gelmesine yardımcı olmaktır.

“Kriz yönetmek” yediden yetmişe herkese uygun lisanla anlatılması gereken bir konudur.

İlk etapta zararı sadece “kendini bağlar” şeklinde ifade edilse de krizi yönetemeyen kişinin verdiği zarar; her halükarda birden çok kişiyi etkiler.

Krizi yönetemeyen kişiye örnek çok.

Şöyle çevrenize bir bakıp, kısa süreli empati yapıp tecrübe edinebilirsiniz.

Denemekte fayda var.

Kalın sağlıcakla..

 
Etiketler: KRİZ, YÖNETİMİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Ağustos 2017
Buna da şükür... !
947 Okunma.
11 Ağustos 2017
AKLIMDA DELİ SORULAR….
556 Okunma.
04 Ağustos 2017
SIKIŞAN ZONGULDAK
314 Okunma.
28 Temmuz 2017
ŞİKELİ BOŞANMA
320 Okunma.
20 Temmuz 2017
KELEBEK DEYİNCE…
403 Okunma.
20 Temmuz 2017
CAN PAZARI
157 Okunma.
18 Temmuz 2017
FİTNE FÜCÜR ALIŞKANLIĞI
180 Okunma.
04 Temmuz 2017
DEĞİŞEMEYEN ZONGULDAK
420 Okunma.
27 Haziran 2017
NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR…
389 Okunma.
21 Haziran 2017
SEYYAR VE İDARECİLER
408 Okunma.
16 Haziran 2017
Hizmet mi Rezalet mi?
429 Okunma.
09 Haziran 2017
AHLÂKEN ÇÖKÜŞ
442 Okunma.
23 Mayıs 2017
İktidarın yeni vizyon ve misyonu
806 Okunma.
17 Mayıs 2017
SORUN ÜRETEN KİM!
372 Okunma.
10 Mayıs 2017
ADAMLIK - MADAMLIK
310 Okunma.
09 Mayıs 2017
TRAFİK KEŞMEKEŞİ
198 Okunma.
03 Mayıs 2017
ÇENE SUYU ÇORBA
383 Okunma.
25 Nisan 2017
ÇEVRE- SEÇİLMİŞ VE ATANMIŞLAR
474 Okunma.
18 Nisan 2017
Hafriyat alanı deyince..
370 Okunma.
11 Nisan 2017
TTK BİR ARAÇ MI?
291 Okunma.
05 Nisan 2017
ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN
344 Okunma.
29 Mart 2017
EVET Mİ? HAYIR MI?
306 Okunma.
21 Mart 2017
‘+1 FARKLA!’
325 Okunma.
14 Mart 2017
Öfke!
298 Okunma.
07 Mart 2017
Bugün bir şeyin farkına vardım
390 Okunma.
28 Şubat 2017
EMEĞİN Mİ EMEKLİNİN Mİ BAŞKENTİ?
332 Okunma.
21 Şubat 2017
Namus nedir ?
415 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİ NEYDİ ?
411 Okunma.
07 Şubat 2017
REFERANDUM SÜRECİ
254 Okunma.
01 Şubat 2017
Sürpriz olabilir mi?
347 Okunma.
24 Ocak 2017
Sosyal medyanın hayatımızdaki rolü
553 Okunma.
17 Ocak 2017
Çalışmayan deneyim nasıl kazanacak!
695 Okunma.
10 Ocak 2017
Bir olmak varken, çekişmek niye?
556 Okunma.
04 Ocak 2017
Acının tarifi nedir, onu biliyorum.
357 Okunma.
03 Ocak 2017
Acının tarifi nedir, onu biliyorum
643 Okunma.
Haber Yazılımı