google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
30 Mart 2020 - Pazartesi 00:03 Bu yazı 1139 kez okundu
 
SALGIN VE TARTIŞMALAR
Veysel ÇITLAK
 
 

Yaşadığımız günler, hayatın içinde pek çok şeyi yeniden inceleme imkânı verdi bizlere. Özellikle virüsün hızla yayılması, insanların yeryüzünde ne kadar hızlı hareket ettiğini, ülkeler ve insanlar arası etkileşimin ne denli öne çıktığını gösterdi. Herhangi bir ülkeden uçağa binen bir kişi, birkaç saat sonra başka bir ülkeye ulaşabilmekte; uçağı aktarmalı ise bu arada üçüncü bir ülkeye de uğramak zorunda kalması ile etkileşime gireceği insan sayısı iki kat artmakta. Bu da özellikle salgın süreçlerinde önemli bir göstergedir. Yani seyahat sadece insanların değil, aynı zamanda virüsün de seyahati olmuştur.

Tabi bu sırada bazı tartışmalar da sürmektedir. Bunlardan ilki Çin hükümetinin bu virüsün yayılımı veya salgın haline dönüşme riski üzerine bazı bilgileri gizlediği veya dünya ile kısmen paylaştığı yönündedir. Öyle ki, bu sırada bu ülke ile karşılıklı seyahatlerin devam etmiş olduğu ve hastalığın bu şekilde taşındığı ileri sürülmektedir. Bunun yanında diğer bir tartışma da Dünya Sağlık Örgütü’nün bu virüsün bir salgına yol açabileceğine dair ulaşan bilgileri gizlediği, devletleri önlem almada akamete uğrattığı ve salgının yayılmasına dolaylı olarak sebep olduğu yönündedir. Elbette bunlar ciddi iddialardır ve dünyanın bu salgın kontrol altına alındıktan sonra bunları tartışacağı muhakkaktır.

Bir diğer mesele ise bu sırada ülkelerin güvenlik meselelerinin ön plana çıkmasıdır. Salgınlar özellikle ülkelerin insan gücüne darbe vurması, ekonomik kaynakları tüketmesi, iş gücü ve üretimi etkilemesi sebebiyle ciddi birer tehdittir. Bu denli yayılması ve bir pandemiye dönüşmesi ise işin daha ciddi bir boyuta taşınmasına sebep olmuştur. Avrupa’da özellikle bazı ülkelerde çok daha hızlı yayılması sadece önlemlerin yetersiz olması ile açıklanabilecek bir durum değildir. Bu ülkelerin ekonomik durumları ve buna bağlı olarak sağlık alanına yaptıkları / yapacakları yatırımlar ile de ilgilidir.

Her ne kadar bu tür salgınlar beklendik hadiseler değilse de görülmüştür ki ekonomik ve biyolojik etkenler bundan sonra dünyanın şekillenmesini etkileyecektir ve ülkeler bunlara uygun planlar geliştirmelidir. Aksi takdirde bu tür hadiseler karşısında zayıf düşmeleri, ekonomik bir buhrana sürüklenmeleri, bunun sonucunda da uluslar arası desteğe ihtiyaç duymaları doğal bir sonuç olarak ortaya çıkacaktır. Her ne kadar gıda, ilaç vb. yardımlar uluslar arası kuruluşlar tarafından sağlanabilir olsa da ülkelerin ekonomik olarak girdikleri buhranlar için “müttefik” araması ve bu müttefiklerin de bu “yardımlar” karşılığında bazı imtiyazlar istemesi de yine ilki kadar doğal bir sonuç olacaktır. Bu da ülkelerin kendi çıkar alanlarını genişletme ve daha geniş bir pazara yayılma isteklerini tetikleyecektir. Elbette bu asrın bir “sömürge” asrı olmasından bahsedemeyiz ama yayılmacı politikaların yeniden gündeme geleceği artık aşikâr olamaya başlamıştır.

Hepsinin hulasası olarak şunu diyebiliriz ki; dünya ekonomik ve siyasi olarak yeni bir sürece girmenin eşiğindedir. İnsanların bu süreçten normal hayatların dönmeleri yavaş yavaş mümkün olsa da ülkeler için yeni şartlara göre alternatif planlamalar yapılması zarureti kendini göstermiştir. Bu sebeple, dünya gelecek süreçte hem sağlık alanında hem de siyasi manada yeni tartışmalara, işbirliklerine ayrılıklarına sahne olacaktır.

 
Etiketler: SALGIN, VE, TARTIŞMALAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı