Yazı Detayı
24 Temmuz 2018 - Salı 18:47 Bu yazı 686 kez okundu
 
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

İstanbul’da çok fena yağmur yağıyordu. Vıcık vıcık olan yollar, sular seller gibi dolup dolup taşan caddeler, kafamıza kafamıza çarpan ceviz büyüklüğündeki dolular.. Yani İstanbul, felaket tellallarının haber sunması kadar kötü bir durumdaydı. 
Kendimi zorla bir vapura attım, karşıya gidecek veya karşıdan gelecek bir durumda değildim ama göğün yarılıp, bütün rahmetini tepemize gark ettiği bir anda el açıp, “Allah’ım, görüyorsun bu garip kulunu, bize de rahmet ihsan eyle” demenin zamanı değildi. Hele yağmur rahmeti bir dursun, yine rahmet isteriz, bereket isteriz, kısmet isteriz. Veren makam, her halükarda verir.
İstanbul kartımdaki son kuruşu da vapura veren ben, bu gidişin bir dönüşünün olacağını hesaplamamış olmamı, ekonomiden anlamayanın maliyeden sorumlu olmasına benzetebilirsiniz ama ben o hesabı yapacak durumda değildim, gök yarılmıştı, önüme de vapur düşmüştü!
Vapurda bir köşeye sindim, yani yer vardı da biz mi oturmadık? Her taraf tıka basa doluydu, ben de sırılsıklam olmuş halimle bir köşeye sindim. Rahmetin yazın yağmış olması, tir tir titriyor olmamı engellemiş, serinlik iyi bile gelmişti. Şimdi tek sorunum eve nasıl dönecektim, nasıl dönecektim, bilen var mı?
Yok tabii, milletin de işi gücü yok, benim hesapsız “dıt dıt” ederek bastığım İstanbul karttaki “Bakiye yetersiz” lafına mı takılacak? Hem Sultanüş’şuâraya, Divan Edebiyatının en önemli şairine, Mahmud Abdulbaki’ye, yani bildiğimiz Baki’ye yetersiz diyen ahmak kim? Adam o kadar yeterliydi ki, her bir kelamı bugün bile edilebilmiş değil.
“Biraz kenara kayar mısın?” diye tok bir ses duydum. Emredici, hükmedici bu ses, ister istemez beni kendime getirdi ve azıcık değil, çokucuk kenara kaydım. Zaten her yer ıslak, “kayılacak.. kay!” diye komut gelmesine bile gerek olmadan insanlar denizin bir o yana, bir bu yana salınışına ayak uyduran vapur da kayıp duruyordu. Biliyor musunuz çok kaypak oldu bu dünya, insanlar da dünyaya ayak uydurup kayıp kayıp duruyor. İnsanlar mı kaypak, dünya mı bilinmez, hangisi hangisine uydu, o hiç bilinmez. Bilinen, vapur kaygan bir zemine sahip, milletin sırılsıklam vapura doluşması da bu kayganlığı arttırmış. Üstüne bir de sürekli gök gürlemesi var, iliklerimize kadar ıslandığımız yetmiyor gibi, iliklerimize kadar titrememizi sağlayan bir gürültü kopup duruyor.
-Patronun kim olduğunu öğretiyor, dedi demin emredici sesiyle beni kenara kaydıran adam.
O ana kadar adamın yüzüne bakmamıştım, emredici ve hükmedici sesi kâfi gelmişti. Ama şimdi patronun başkası olduğunu öğreniyorum, “şu aciz kula bir bakayım” tavrına bürünmüş olmalıyım ki, adamın yüzüne baktım.
70 yaşlarında var/yoktu. Başında kalan bir tutam saçı omuzlarına kadar indirmişti. Sakalının aylardır jilet yüzü görmediğine eminim. Üstünde eski püskü bir kıyafet vardı, hatta yer yer yırtıktı ama bu moda olsun diye yırtılan kotlara benzemiyor, sefillikten yırtılan pantolona benziyordu. Yaz sıcağına rağmen sırtında kalın bir ceket, içinde ise göğsüne kadar açık kirli bir gömlek vardı. Ceket de öyle temiz sayılmazdı. Yüzü kırış kırıştı ama yaşıyla bağlantılı değil, daha çok çektiği acıların izinin yüze vurmuş hali gibiydi. Tabii ben nereden bilirdim ki adamın ne acılar çektiğini, siz nereden bilirdiniz ki benim neler çektiğimi, ben nereden bilebilirdim ki, bu yazıyı okuyan her karinin neler çektiğini…
Adam devam ediyordu…
-Yağmur ve gök gürültüsü diyorum, yüce Mevla’m “patron benim” demek istiyor. Ara sıra biz aciz kullarına bunu hatırlatıyor…
En ufak makama kurulanın kendisini patron ilan ettiği şu dünyada, esas patronun ara sıra biz aciz kullarını yoklaması, kulak ardı edilecek bir durum değildi ama sanırım bunu “patron” olanlar değil, biz aciz kullar biliyordu, ya da biz öyle biliyorduk.
Emredici ses tonuyla beni bir kenara iten adamın bilgeliği beni kendisine çekti. Az önce itici bulduğum adamı çekici bile bulmaya başlamıştım.
Bak, dedi, diyelim cebinde beş para yok, (demeye gerek yoktu, zaten beş para yoktu), bu vapura binemezsin, binsen inemezsin, insen bir parça ekmek yiyemezsin, yesen bir liralık tuvalete gidemezsin. Hani insan Eşref-i mahlûktu, ee ne oldu? Çünkü her yer, birilerinin hükümranlığı altında ve oraya senin muhtaç olduğun oranda patronluk yapabilir. Sen para vereceksin, o patron olacak ve sana ve çalışanlara ve gücü yeten, sözü geçen her yere, herkese hükmedecek.
Adam yanıma çömeldi. Şimdi emreden, hükmeden bir konumda değil, benimle aynı hizadaydı. Şefkatle bana baktı, “sevdim seni be” deyip sırtıma okkalı bir tokat indirdi. Öyle bir sendeledim ki, zaten kaygan olan yer, beni kendine doğru çekti, son anda adam gömleğimin yakasından tutarak beni tekrar aynı yere bıraktı.
Ufak tefek bir adam değildim, hatta göbeğimi de hesaba kattığınızda iriyarı ve göbekli bile sayılabilirim ama adam sanki iki parmağıyla gömleğimin yakasını tuttu ve beni çekti. Yani şöyle eliyle bir kavrasaydı, sanırım vapurdan aşağıya bile uçurabilirdi.
Eskiden patrondum dedi adam…
“Belli” diyecektim, sohbeti sulandırmak istemedim.
Ama hiç kimseye patronun kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duymazdım. –Haşa- biz yaradan mıyız ki, iki de bir kendimizi hatırlatalım. Hepimiz aciz kullarız ve hepimiz dünyadaki görevimizi “insanca” ifa ediyoruz/etmeliyiz. Bunun için bir birimizi ezmeye, kırmaya gerek yok, dedi.
-Peki sen biliyor musun insanlar neden hükmetmek ister?
Bilmiyordum, ya da en azından ne diyeceğini öğrenmek için bilmiyormuş gibi yaptım. Belki de gerçekten bilmiyordum. Herkesin neden hükmetme hastalığına yakalandığını ben nereden bilirdim?
Bilirdim aslında…
Öyle dedi adam.
Hükmetme isteğinin esas amacı, insanların içinde var olan ama kendilerinin bile bilmediği Nemrutluk, Firavunlukmuş…
Öyle dedi adam…
Haddini bildirmekle başlarmış her şey; kendisinin diğer insanlardan veya en azından muhatabından daha üstün olduğunu göstermenin bir yoluymuş. Nereye sahipsen oraya hükmedermişsin, ne kadar büyük alana hükmedersen o kadar Firavunlaşırmışsın.
Hükmetme isteğinin esas amacı “patronun kim olduğunu” öğretmektir, dedi adam ve devam etti;
-Ama bilmezler ki, hayat bir köprüden ibarettir, köprüyü geçene kadar farklı dayılar edinmek, yolcu olan herkesin aklına ilk gelendir!
Vapurda bir köşeye sinişim geldi aklıma. Gerçekten de biz köprüyü geçene kadar ne ayılara dayı diyoruz ve o ayılar kendilerini nasıl da dayı sanıyor.
Düşüncemi okumuş gibi adam devam etti;
Peki sence o ayılar mı kötü olan, ona dayı diyenler mi?
Bak bunu hiç düşünmemiştim, cevabını alacak durum da kalmamıştı. Vapur limana yanaşmış, yolcuların itiş kalkışlarıyla ikimiz de yer değişmiştik. 
Vapurdan iniyordum ki, adamın sesi geldi, kendisini göremiyordum, görmek için çabaladım mı onu da bilmiyorum ama bu defa sesi derindendi; Patron olanlara da şunu de, düşmana karşı patron, dosta karşı dost olmak yeterli. Böbürlenmeye gerek yok, hepimiz aciz birer kuluz!
Öyleyiz de…

 
Etiketler: Sana, patronun, kim, olduğunu, göstereceğim!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
362 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
600 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
391 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
263 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
354 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
168 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
201 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
128 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
511 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
946 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
588 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4454 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1699 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
575 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
390 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1591 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
533 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1426 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1147 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1568 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
707 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
651 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2533 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
786 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
751 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1473 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
547 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
819 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
590 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
979 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
602 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
587 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
601 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
733 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
569 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
733 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
584 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
513 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
713 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
710 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
583 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
571 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
664 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4287 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
876 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
850 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1116 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
818 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
821 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
970 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
945 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
800 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
736 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1053 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
779 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
890 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1009 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
989 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1360 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
869 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
876 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
899 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
735 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
855 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
826 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1143 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
796 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
928 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
822 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
829 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
893 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
868 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
921 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
964 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
926 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
803 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
855 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1075 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
791 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
866 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1003 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
928 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
824 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
707 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
879 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
992 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
918 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
867 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
888 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1139 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
807 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
979 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1209 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1096 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
849 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1026 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
928 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
917 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1017 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
953 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
802 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
874 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1009 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
782 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
694 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
935 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
868 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
872 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
794 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
810 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
916 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
882 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
786 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
838 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
790 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
961 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1013 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
924 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1029 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
966 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1106 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
912 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
897 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
995 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
991 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1135 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
928 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
764 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
890 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1012 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
911 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
970 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1054 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
957 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1072 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
992 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
851 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
911 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
913 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
908 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1088 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
994 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
949 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1093 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
967 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1057 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1190 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
935 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1022 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
996 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1179 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1081 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
992 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1096 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
959 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1067 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1168 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1018 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1137 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1046 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1052 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1020 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1026 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1043 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
979 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1111 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1114 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1235 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
981 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1154 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1089 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1158 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
905 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
943 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1185 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1056 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1072 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1154 Okunma.
Haber Yazılımı