Yazı Detayı
24 Temmuz 2018 - Salı 18:47 Bu yazı 2248 kez okundu
 
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

İstanbul’da çok fena yağmur yağıyordu. Vıcık vıcık olan yollar, sular seller gibi dolup dolup taşan caddeler, kafamıza kafamıza çarpan ceviz büyüklüğündeki dolular.. Yani İstanbul, felaket tellallarının haber sunması kadar kötü bir durumdaydı. 
Kendimi zorla bir vapura attım, karşıya gidecek veya karşıdan gelecek bir durumda değildim ama göğün yarılıp, bütün rahmetini tepemize gark ettiği bir anda el açıp, “Allah’ım, görüyorsun bu garip kulunu, bize de rahmet ihsan eyle” demenin zamanı değildi. Hele yağmur rahmeti bir dursun, yine rahmet isteriz, bereket isteriz, kısmet isteriz. Veren makam, her halükarda verir.
İstanbul kartımdaki son kuruşu da vapura veren ben, bu gidişin bir dönüşünün olacağını hesaplamamış olmamı, ekonomiden anlamayanın maliyeden sorumlu olmasına benzetebilirsiniz ama ben o hesabı yapacak durumda değildim, gök yarılmıştı, önüme de vapur düşmüştü!
Vapurda bir köşeye sindim, yani yer vardı da biz mi oturmadık? Her taraf tıka basa doluydu, ben de sırılsıklam olmuş halimle bir köşeye sindim. Rahmetin yazın yağmış olması, tir tir titriyor olmamı engellemiş, serinlik iyi bile gelmişti. Şimdi tek sorunum eve nasıl dönecektim, nasıl dönecektim, bilen var mı?
Yok tabii, milletin de işi gücü yok, benim hesapsız “dıt dıt” ederek bastığım İstanbul karttaki “Bakiye yetersiz” lafına mı takılacak? Hem Sultanüş’şuâraya, Divan Edebiyatının en önemli şairine, Mahmud Abdulbaki’ye, yani bildiğimiz Baki’ye yetersiz diyen ahmak kim? Adam o kadar yeterliydi ki, her bir kelamı bugün bile edilebilmiş değil.
“Biraz kenara kayar mısın?” diye tok bir ses duydum. Emredici, hükmedici bu ses, ister istemez beni kendime getirdi ve azıcık değil, çokucuk kenara kaydım. Zaten her yer ıslak, “kayılacak.. kay!” diye komut gelmesine bile gerek olmadan insanlar denizin bir o yana, bir bu yana salınışına ayak uyduran vapur da kayıp duruyordu. Biliyor musunuz çok kaypak oldu bu dünya, insanlar da dünyaya ayak uydurup kayıp kayıp duruyor. İnsanlar mı kaypak, dünya mı bilinmez, hangisi hangisine uydu, o hiç bilinmez. Bilinen, vapur kaygan bir zemine sahip, milletin sırılsıklam vapura doluşması da bu kayganlığı arttırmış. Üstüne bir de sürekli gök gürlemesi var, iliklerimize kadar ıslandığımız yetmiyor gibi, iliklerimize kadar titrememizi sağlayan bir gürültü kopup duruyor.
-Patronun kim olduğunu öğretiyor, dedi demin emredici sesiyle beni kenara kaydıran adam.
O ana kadar adamın yüzüne bakmamıştım, emredici ve hükmedici sesi kâfi gelmişti. Ama şimdi patronun başkası olduğunu öğreniyorum, “şu aciz kula bir bakayım” tavrına bürünmüş olmalıyım ki, adamın yüzüne baktım.
70 yaşlarında var/yoktu. Başında kalan bir tutam saçı omuzlarına kadar indirmişti. Sakalının aylardır jilet yüzü görmediğine eminim. Üstünde eski püskü bir kıyafet vardı, hatta yer yer yırtıktı ama bu moda olsun diye yırtılan kotlara benzemiyor, sefillikten yırtılan pantolona benziyordu. Yaz sıcağına rağmen sırtında kalın bir ceket, içinde ise göğsüne kadar açık kirli bir gömlek vardı. Ceket de öyle temiz sayılmazdı. Yüzü kırış kırıştı ama yaşıyla bağlantılı değil, daha çok çektiği acıların izinin yüze vurmuş hali gibiydi. Tabii ben nereden bilirdim ki adamın ne acılar çektiğini, siz nereden bilirdiniz ki benim neler çektiğimi, ben nereden bilebilirdim ki, bu yazıyı okuyan her karinin neler çektiğini…
Adam devam ediyordu…
-Yağmur ve gök gürültüsü diyorum, yüce Mevla’m “patron benim” demek istiyor. Ara sıra biz aciz kullarına bunu hatırlatıyor…
En ufak makama kurulanın kendisini patron ilan ettiği şu dünyada, esas patronun ara sıra biz aciz kullarını yoklaması, kulak ardı edilecek bir durum değildi ama sanırım bunu “patron” olanlar değil, biz aciz kullar biliyordu, ya da biz öyle biliyorduk.
Emredici ses tonuyla beni bir kenara iten adamın bilgeliği beni kendisine çekti. Az önce itici bulduğum adamı çekici bile bulmaya başlamıştım.
Bak, dedi, diyelim cebinde beş para yok, (demeye gerek yoktu, zaten beş para yoktu), bu vapura binemezsin, binsen inemezsin, insen bir parça ekmek yiyemezsin, yesen bir liralık tuvalete gidemezsin. Hani insan Eşref-i mahlûktu, ee ne oldu? Çünkü her yer, birilerinin hükümranlığı altında ve oraya senin muhtaç olduğun oranda patronluk yapabilir. Sen para vereceksin, o patron olacak ve sana ve çalışanlara ve gücü yeten, sözü geçen her yere, herkese hükmedecek.
Adam yanıma çömeldi. Şimdi emreden, hükmeden bir konumda değil, benimle aynı hizadaydı. Şefkatle bana baktı, “sevdim seni be” deyip sırtıma okkalı bir tokat indirdi. Öyle bir sendeledim ki, zaten kaygan olan yer, beni kendine doğru çekti, son anda adam gömleğimin yakasından tutarak beni tekrar aynı yere bıraktı.
Ufak tefek bir adam değildim, hatta göbeğimi de hesaba kattığınızda iriyarı ve göbekli bile sayılabilirim ama adam sanki iki parmağıyla gömleğimin yakasını tuttu ve beni çekti. Yani şöyle eliyle bir kavrasaydı, sanırım vapurdan aşağıya bile uçurabilirdi.
Eskiden patrondum dedi adam…
“Belli” diyecektim, sohbeti sulandırmak istemedim.
Ama hiç kimseye patronun kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duymazdım. –Haşa- biz yaradan mıyız ki, iki de bir kendimizi hatırlatalım. Hepimiz aciz kullarız ve hepimiz dünyadaki görevimizi “insanca” ifa ediyoruz/etmeliyiz. Bunun için bir birimizi ezmeye, kırmaya gerek yok, dedi.
-Peki sen biliyor musun insanlar neden hükmetmek ister?
Bilmiyordum, ya da en azından ne diyeceğini öğrenmek için bilmiyormuş gibi yaptım. Belki de gerçekten bilmiyordum. Herkesin neden hükmetme hastalığına yakalandığını ben nereden bilirdim?
Bilirdim aslında…
Öyle dedi adam.
Hükmetme isteğinin esas amacı, insanların içinde var olan ama kendilerinin bile bilmediği Nemrutluk, Firavunlukmuş…
Öyle dedi adam…
Haddini bildirmekle başlarmış her şey; kendisinin diğer insanlardan veya en azından muhatabından daha üstün olduğunu göstermenin bir yoluymuş. Nereye sahipsen oraya hükmedermişsin, ne kadar büyük alana hükmedersen o kadar Firavunlaşırmışsın.
Hükmetme isteğinin esas amacı “patronun kim olduğunu” öğretmektir, dedi adam ve devam etti;
-Ama bilmezler ki, hayat bir köprüden ibarettir, köprüyü geçene kadar farklı dayılar edinmek, yolcu olan herkesin aklına ilk gelendir!
Vapurda bir köşeye sinişim geldi aklıma. Gerçekten de biz köprüyü geçene kadar ne ayılara dayı diyoruz ve o ayılar kendilerini nasıl da dayı sanıyor.
Düşüncemi okumuş gibi adam devam etti;
Peki sence o ayılar mı kötü olan, ona dayı diyenler mi?
Bak bunu hiç düşünmemiştim, cevabını alacak durum da kalmamıştı. Vapur limana yanaşmış, yolcuların itiş kalkışlarıyla ikimiz de yer değişmiştik. 
Vapurdan iniyordum ki, adamın sesi geldi, kendisini göremiyordum, görmek için çabaladım mı onu da bilmiyorum ama bu defa sesi derindendi; Patron olanlara da şunu de, düşmana karşı patron, dosta karşı dost olmak yeterli. Böbürlenmeye gerek yok, hepimiz aciz birer kuluz!
Öyleyiz de…

 
Etiketler: Sana, patronun, kim, olduğunu, göstereceğim!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
454 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
682 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
476 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
481 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
262 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
586 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
779 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
517 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
417 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
483 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
313 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
344 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
251 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
668 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1117 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
725 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4614 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1861 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
737 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
558 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1733 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
676 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1602 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1335 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1735 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
838 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
816 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2699 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
944 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
868 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1605 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
707 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
948 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
717 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1130 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
771 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
720 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
749 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
861 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
732 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
896 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
717 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
651 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
889 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
881 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
703 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
741 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
821 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4422 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1036 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1031 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1284 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
997 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
980 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1132 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1084 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
967 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
903 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1252 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
919 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1060 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1171 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1144 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1601 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1022 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1073 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1089 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
842 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
989 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
974 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1311 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
942 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1109 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
966 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
997 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1034 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1040 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1064 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1115 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1069 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
938 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
974 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1226 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
966 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1004 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1158 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1061 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
985 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
859 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1005 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1173 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1048 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1026 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1008 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1300 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
958 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1129 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1366 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1261 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1000 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1180 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1090 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1041 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1140 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1090 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
943 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1050 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1147 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
972 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
780 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1114 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
987 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
993 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
931 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
964 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1091 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1013 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
899 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
969 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
900 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1095 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1123 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1056 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1163 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1101 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1257 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1039 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1027 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1153 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1128 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1339 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1040 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
904 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1057 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1165 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1035 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1106 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1251 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1106 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1257 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1132 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1021 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1034 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1031 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1045 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1208 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1136 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1092 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1234 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1116 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1182 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1336 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1076 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1151 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1111 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1362 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1237 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1102 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1245 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1092 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1240 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1292 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1140 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1314 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1179 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1187 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1172 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1158 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1176 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1114 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1240 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1248 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1368 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1143 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1279 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1263 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1309 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1020 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1094 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1330 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1172 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1200 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1295 Okunma.
Haber Yazılımı