Yazı Detayı
12 Temmuz 2018 - Perşembe 17:00 Bu yazı 483 kez okundu
 
TÜRK SOLU SORUNSALI
Recep ALKAN
 
 

  Aşırı solcu, aşırıcı sağcı veya ılımlı solcu ılımlı sağcı yoktur. Özellikle hiç bir ideoloji veya siyasi inanışın ılımlısı olmaz, olsa olsa münafık’ı olur.

 Din mensupları da böyledir. Ilımlı Müslüman veya ılımlı Hıristiyan veya Musevi olmadığı gibi, aşırı Müslüman, Hıristiyan veya Musevi de yoktur. Ilımlı Müslüman, Ilımlı Hıristiyan ve ılımlı Musevi olduğunu söyleyen aslında münafıktır.

 Kendini herhangi bir inanç sitemi veya ideoloji mensubiyeti içinde tanımlayan herkes, o inandığı mücadelesini verdiği sistemin tamamının savunucusudur.

 Bu bakış açısı çerçevesinde; Müslüman Müslümanlığın yazılı tüm kural ve kaidelerine uyan kişidir.

 Hıristiyan; Hıristiyanlığın yazılı tüm kural ve kaidelerine uyan kişidir. Bunun ortası yoktur.

  Musevi de aynı şekilde Tevrat ehlidir orada yazılı kural ve kaidelere uyan kişidir.

 Siyasi partilerin siyaset sahnesinde ki ızdırapları genellikle bu alanda başlar. Kendilerini halka ifade etmekte çektikleri sıkıntı, ilkesel olarak dayandıkları Dünya görüşünü yerelleştirmeye ve özelleştirmeye çalışırlar.

  Siyasi partiler ne kadar yerelleşme merakı içinde olsalar da, ne kadar özelleşmek için kıvransalar da, sonuçta kök olarak dayandıkları evrensel bir ideoloji vardır.  

         Sağ ideoloji genellendiğinde; siyasal olarak burjuva demokrasisi ve liberal bölüşüm düzeninin muhtelif varyasyonları içinde örgütlenir.

Sol ideoloji genellendiğinde; sol olarak ifade edilse de sol hiçbir zaman burada kastedilen ideolojiyi yansıtmaz. Çünkü ideolojisi sosyalizm olan bir siyasi partiyi; yerelleşme veya özelleşme çabaları ile “SOL” tanımıyla anlatılmaya kalkışılırsa sulandırılmış, esnetilmiş hatta bozulmuşluğa giderseniz.

  Sosyalizm; kendi içinde aşırı sol, ılımlı sol veya yerel sol gibi özelleştirilemez. “Sol” dan anlaşılması gereken sosyalizmdir. Kendinizi solcu olarak tanımlarsanız, ya sosyalistsiniz, yada münafık.   

 Sosyalizmin üç temel versiyonu vardır. 1-Evrimle Devrim, 2-Silahlı Devrim, 3-Demokratik devrim. Bu sosyalizmi iktidara taşıma yoludur. Demokratik devrimin şemsiyesinin altına bazı “ılımlı solcu”, “Sosyal demokrat”, “demokratik sol” gibi yerelleştirilme yanılsaması içinde uyduruk yollar gizlenmiştir. Bu girişimler, yanıltmaya, aldatmaya matuf sahteciliklerdir.

  Buradan Türk Solu sorunsalına şöyle bir göz atıldığında sosyal demokrat CHP ve içinde bulunduğu kimlik kabızlığını görürüz.

  Ülkemizde sosyalizmin ve özellikle TKP’nin kurulup kurumsallaşmasında hep CHP takozunun tümseğine takılmıştır.

  Ülkemizde ki sosyalist unsurlar da hep dönüp dolaşıp, sosyalist ideolojinin böyle bir sorunu olmamasına rağmen kendi içsel açmazları olan DİN sorununu aşamamışlardır. Nedense sosyalizm ateistlerin limanı olmaktan öteye geçememiştir. Sosyalist veya sol bir partiye mensup olduktan sonra solculuk adına bütün sorun DİN meselesiymiş gibi DİN ile savaşıyorlar.

 Solcuların yada sosyalistlerin; takılıp kaldıkları iki tümsekten biri Pozitivizm, diğeri Stalin’in kariyerizmidir. Türk sosyalistleri bireysel bazda her biri ayrı bir örgüt gibi davranmaları, gerçek anlamda iç dünyalarını yansıtabilecekleri bir zemin bulamadıklarındadır. 12 Eylül 1980 öncesi DEV-YOL, DEV-SOL gibi anaç sosyalist örgütler, kendi içlerinde tümörleşip ihanet eden münafıkların ürettikleri, küçük farklılıklar yüzünden muhtelif fraksiyonlara bölündüler. Kendi solculuğuna kendiside inanmayan CHP; bu anaç örgütlerin, bilimsel sosyalizme dayalı siyaset üretmelerinden öcü gibi korkuyordu. Bilimsel bağımsız (Stalinizm ve Maoizm)’den değil Marksist-Leninist siyaseti öne çıkarmaları, CHP’nin maskesini düşürmesinden korkan CHP; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararı TBMM’de oylanırken 70 kusur CHP’li milletvekili kabul vermesi başka türlü izah edilemez.

 CHP’yi bilen bilimsel sosyalizm yanlısı devrimciler, iyice dağıldılar, Stalinizm ve Maoizimle her şey bitmiş gibi, sadece CHP gibi Pozitivist yanılsama içinde DİN savaşı ile kendilerini tatmin ediyorlar.

 Bu konuyu Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın Allah-Peygamber-Kitap kitabının Esma-ül Hüsna bölümünde ele almış. Dr. Kıvılcımlı’nın kitabında ki bu bölümü yazımın sonunda bulabilirsiniz.

Ülkemizde ki Sosyal demokrat yanılsamasını ise Yıldırım Koç’un 2015 tarihli makalesinden okuyalım

Aydınlık Gazetesi, 13 Nisan 2015 Yıldırım Koç

(SOSYAL DEMOKRATLAR EMPERYALİZMİN DESTEKÇİSİDİR

Günümüzde Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka, Belçika, Hollanda, İsviçre, Japonya gibi ülkelerdeki sosyal demokratlar, ancak kendi milli çıkarları zarar gördüğünde emperyalizmin bazı politikalarına karşı çıkmaktadırlar.

  Saldırgan bir pakt olan NATO’nun günahları sosyal demokratlar tarafından da paylaşılmaktadır. Sosyal demokrasi, kapitalizmin, işçi sınıfını emperyalist sömürü sayesinde sistemle bütünleştirmesinin ve emperyalist sömürü için işçi sınıfının desteğini seferber etmesinin siyasi ifadesidir.

  Sosyal demokrasinin refah devleti ve yüksek hayat standardının arkasında emperyalist sömürü ve zulüm vardır. Emperyalist sömürünün engellenmesiyle ülke kaynaklarının ülke halkının yararına kullanılması ise halkçılıktır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaşadığı dönemde sosyal demokrasi kendi içinde ayrışmış ve varlığını “sosyal demokrasi” olarak sürdürenlerin niteliği iyice teşhir olmuştu.  

  Mustafa Kemal, sosyal demokratlarla işbirliği yapmadı; komünistlerle işbirliği yaptı. Mustafa Kemal kendi çizgisini “sosyal demokrat” olarak nitelendirmedi; “halkçı” ve “devletçi” olarak nitelendirdi).*(1)

    Bu noktadan sonra; Türkiye’nin ikinci büyük partisi olan CHP’nin, 24 Haziran 2018 seçimleri sonrası ve özellikle 2010 yılı Sayın Baykal’a yapılan kaset komplosu giderek vaziyetine bakıldığında tam bir ideolojik münafıklık felaketiyle karşılaşırız. Dümeni kilitlenmiş gemi gibi ufuk gözükmeyen okyanusta ki geminin kamaralarında marjinal ve illegal yapılarla iktidar yolu arıyorlar.

 Yazımın baş kısmanda anlatmaya çalıştığım gibi; aşırı solcu veya ılımlı solcu diye bir şey yoktur. Sosyalist vardır; sosyalizmin de bir ülkede iktidar olmasının üç yolu vardır. Bir silahlı devrim, iki evrimci devrim, üç demokratik devrim. CHP solcu ise sosyalisttir. Sosyalistse devrimcidir. Devrimci ise devrimle iktidar yolu bellidir.

 Yunus Yılmaz’ın Turancı Ethem Nejat kitabından bir bölümü CHP’ye tavsiye ediyorum.

(Ethem Nejat'ı tanımak ya da solun özüne dönüşü

Yunus Yılmaz'ın araştırmasının kapsamı, bir yazı çerçevesinde anlatılabileceklerin kapsamını çok aşıyor.

Eser bahsettiği tüm konuların ötesinde bizlere, Türk solcularına yapılmış bir öze dönüş çağrısıdır aslında.

Kurtuluş Savaşı'nı koşulsuz destekleyen, ömrü boyunca Türk'ün çıkarını savunmayı hep en öne koyan, Turancı çizgisini her dönem ön planda tutan ve bunlar uğruna da şehit edilmekten korkmayan çok farklı bir sosyalist vardır karşımızda.

Günümüzün milli, manevi tüm değerlerden kopuk olmayı solculuğun kriteri olarak kabul eden "komünist"ine ya da "sosyalist"ine karşı, gerçek bir Türk solcusu ile tanışmış oluyoruz.

Yıllar önce birbirinden ayrılmış iki yarımızın yeniden buluşmasıdır aslında Ethem Nejat'ı tanımak. Yani hem "Turan" hem de "Sosyalizm" diyebilmektir...) *(2)

Hikmet Kıvılcımlı’nın Allah- Peygamber- Kitap adlı kitabından bir bölüm

68- Es Samed:

 İhtiyaçların giderilmesi, ızdırapların, mutsuzlukların son bulması için başvurulacak tek mercidir.

 Tapınç ettiğimiz o kadar çok konu, nesne, kişi, güç ve ilah var ki, Allah'ı, Hz. Muhammed’in biricik Allah'ını bile gölgede unutulmuş bırakıyor artık.

 Allah'ın bu 99 adında veya sıfatında derlenmiş olan yüce özellikleri bilinmediği gibi, kulaktan dolma İslam fikirleri bile umurumuzda değil. Çünkü beyin somut yakın çevre ve çıkar işlerine, kendi yaşanmamışlıklarına daha kolay akıyor ve orada adeta kalakalıyor.

 Para gibi, küçük hayvanlıklarımızı tatmin gibi, lüks gibi, özetle İslam’ın dediği cinsten "Bina ve zina" gibi her türlü üretim dışılığa akış içinde tapınç edilen, alttan alta işleyen şey teknik üretici gücüdür. Beyinlerin yaşanmamışlığını çeken teknik üretici gücünün parıltılı, tüketime yansımış gelişimidir. Bu antik medeniyetlerin de başına bela olmuş çökertici, çürütücü sinsi bir gelişim olmuştur.

  Kuran, göreceğimiz gibi adım başına bu tehlikeyi ve korkusunu göze batırır-. Yılmadan usanmadan nefislerin bu dünya malı mülküne kandıkları için ateşle boğulacaklarını, üzülerek, azarlayarak, şiddetlenerek, merhametleşerek, kahrolarak anlatır. Hz. Muhammed en çok buna kahrolup üzülür. Tıpkı beyin felçli Lenin'in, yeni kurduğu Sovyetlerde beliren bürokrasiyi ve partisinin kapitalist eğilimlerini hele genel sekreter Stalin'in kariyeriz minin derin yıkıcı anlamlarını sezmesi ve çaresizlikten kahrolmasına benzer bir durumdur bu. Hz. Muhammed'in de Lenin'in de çaresi vardı: Her ikisi de kolektivizm’in yetersizliğini görmüşler, parti ve cephelerin kolektivist ruhlu yöneticilerle, halk ateşiyle yıkamayı yenilemeyi düşünmüşler, sürekli bunu önerip denemişlerdi. Ama vakit henüz dolmamıştı.

  Bir tek Hz. Muhammed, Hz.  Ali, Hz. Ömer yetmiyordu. Medeniyet, barbar, yaşamamış nefisleri kolay fethedip kendisine benzetiyordu. Sovyetlerde de öyle bir gidiş oldu: Bir tek Lenin ölüp gidince, arkadan gelenlerin nefisleri, kapitalizmin madde ve ruhunu yenecek gücü gösteremediler.

  Oysa ideoloji Stalin için tapmaydı. Çok geçmedi bu tapınç, alttan sinsice işleyen yoksul Gürcü çocuğunun yaşamadığı parıltılı tüketimlerle yer değiştirmeye başlayarak zaten ezberci papaz (skolastik) akılcılığını iyice zayıflattı. Paranoyaları, ideoloji ve pratiğini gütmeye başladı. Bu gidiş içinde ne İslam Allah'ı, ne de Marksist Allah'ı Tarihsel Maddecilik para etmiyordu. Tarihte Hz. Muhammed ve Leninler adım başına çıkmıyorlardı. O zaman, evrim, tarihsel gidiş, acımasızca çarklarını döndürüyor ve hükmünü işliyordu. Tek çare, o gidişe uyum yapabilecek teorik pratik gücü gösteren teşkilatların topluma egemen olmasındaydı.

    Bu nasıl olurdu? Her derdin ilacı öncelikle teorik güçteydi. Bu noktada müracaat edilecek tek merci: Tarihsel Determinizmin bilince çıkarılması ve ona uyulmasıydı. Hz. Muhammed bir yandan barbar gelenekleri olan çoktanrıcılığa karşı tektanrıyı önce sürerken, diğer yandan kendi içinde o tektanrıyı deterministçe, olayların içindeki ilişkileriyle kavramayı bilmeden geliştiriyor ve bunları adım başına teorileştiriyor (ayetleştiriyor) du. Aksi halde tarihsel devrimini başaramazdı.

    Hz. Muhammed'in bu iç gelişimi, z. İbrahim geleneği kuru tektanrı ideolojisiyle hafızı ekber [büyük hafız] kalsaydı, yalancı deli bir Peygamber müsveddesinden öteye geçemezdi. Peygamber'i ve Kuranı sadece kuru tektanrı ve din sözleriyle ele alırsak; Hz. Muhammed'in bu çelişkili iç gelişimini tarihsel gidiş içinde ele alamazsak, ne Peygamberi, ne kitabını, ne de islamı anlamış olamayız. Sadece bununla da kalmayız, dinlerin gelişimini de kavramakta şaşkın kalırız. Hz. Muhammed, Allah için Es Samed: Dua edilecek ihtiyaçlar için müracaat edilecek tek merci dediği halde, kendisi bunu kuru kuruya duayla bırakmamış daima olayların dilini çözüp, teorisine, kitabına, hadislerine, sünnetlerine katmıştır ve bunu önermiştir. *(3) (Hikmet Kıvılcımlı Allah-Peygamber- Kitap adlı eseri. Bu  kitap KöXüz sitesinin dijital yayınıdır)

KAYNAK

*(1) Aydınlık Gazetesi, 13 Nisan 2015 Yıldırım Koç http://www.yildirimkoc.com.tr/usrfile/1429122511b.pdf

*(2) Kaya Ataberk Yunus Yılmaz’ın “Türk Solunun gerçek Kökenleri” ve “Turancı sosyalist Ethem Nejat” kitabı

http://www.turksolu.com.tr/384/ataberk384.htm

*(3) (Hikmet Kıvılcımlı Allah-Peygamber- Kitap adlı eseri. Bu  kitap KöXüz sitesinin dijital yayınıdır)

https://www.marxists.org/turkce/kivilcimli/kitaplar/allah-peygamber-kitap.pdf

 

 
Etiketler: TÜRK, SOLU, SORUNSALI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Kasım 2018
KUVVETLER AYRILIĞI VE ADİL DEVLET
152 Okunma.
08 Kasım 2018
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kırmızıçizgileri
365 Okunma.
05 Kasım 2018
Sultan Galiyev ve Mustafa Suphi neden öldürüldü?
194 Okunma.
01 Kasım 2018
CUMHURİYET VE MİLLİ KURUMLAR
207 Okunma.
25 Ekim 2018
MİLLİ MEVZULAR VE POLİTİKA
426 Okunma.
18 Ekim 2018
TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR
463 Okunma.
14 Ekim 2018
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İDDİASI
282 Okunma.
11 Ekim 2018
GEÇMİŞ GERİDE DERS ÖNÜMÜZDE
319 Okunma.
04 Ekim 2018
ŞERAFETTİN NAS’IN BİTMEYEN MÜCADELESİ
327 Okunma.
01 Ekim 2018
FİNANSMAN MALİYETİ VE FİYAT ARTIŞI, İÇ PİYASALAR;
358 Okunma.
27 Eylül 2018
BM’NİN 73.GENEL KURULU VE ABD’NİN ÇÖKÜŞÜ
277 Okunma.
20 Eylül 2018
DEMİRPARK AVM (67BURDA) VE 3. HAVA ALANI
293 Okunma.
13 Eylül 2018
İNSAN OLMA SANATI VE DEVLET İŞLERİ
198 Okunma.
06 Eylül 2018
Modern yaşamın sebep sonuç çıkmazı
269 Okunma.
03 Eylül 2018
DARBELER VE EKONOMİK KRİZLER
169 Okunma.
30 Ağustos 2018
TRUMAN DOKTİRİNİ, MARŞHALL YARDIMI VE BAĞIMSIZLIK
242 Okunma.
16 Ağustos 2018
14 AĞUSTOS 2018 AK PARTİ’NİN 17. YAŞ GÜNÜ
499 Okunma.
08 Ağustos 2018
AMERİKA BİRLEŞİK ŞİRKETLER DEVLETİ
678 Okunma.
03 Ağustos 2018
BARDAĞI TAŞIRAN BRICS ZİRVESİ
323 Okunma.
26 Temmuz 2018
ENDİŞELENİN STRATEJİK ORTAKLAR
345 Okunma.
19 Temmuz 2018
SİYASET VE ALGI YÖNETİMİ
394 Okunma.
05 Temmuz 2018
DÜNYANIN SON 200 YILI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ
704 Okunma.
28 Haziran 2018
SEÇİM ATMOSFERİ
775 Okunma.
21 Haziran 2018
DERİN OLAN KUYU DEĞİL, KISA OLAN İPTİR
612 Okunma.
07 Haziran 2018
PARAN KADAR KONUŞ
612 Okunma.
31 Mayıs 2018
Cumhur ittifakı ve Millet İttifakı
524 Okunma.
25 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
399 Okunma.
24 Mayıs 2018
Sultan Galiyev ve Turan
286 Okunma.
10 Mayıs 2018
24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİNDEN SONRA
1052 Okunma.
03 Mayıs 2018
Dünya sahnesinde Türkiye
476 Okunma.
26 Nisan 2018
Bağımsız ve Milli Egemenliğine sahip olmak üzerine
735 Okunma.
19 Nisan 2018
Gündem seçim
1706 Okunma.
12 Nisan 2018
Beslenme ve Alışkanlıkları;
2007 Okunma.
05 Nisan 2018
Bir Ülke tasavvur ediniz ki;
1630 Okunma.
29 Mart 2018
Üçüncü Yol-üçüncü göz
1179 Okunma.
22 Mart 2018
Georges Politzer’den Sonra;
1215 Okunma.
15 Mart 2018
MESELE PETROL ENERJİ KORİDORU DEĞİL
823 Okunma.
08 Mart 2018
GELENEKSEL DÜĞÜNLER VE EKMEĞİN TADI
660 Okunma.
01 Mart 2018
İSTİLA – KATLİAM – YAĞMA GÖRÜN
1384 Okunma.
22 Şubat 2018
YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ VE TERÖR
1176 Okunma.
15 Şubat 2018
Bütün Yollar Ortadoğu’ya çıkıyor
1569 Okunma.
08 Şubat 2018
Köprü meselesi ve kozlu kavşağı
1142 Okunma.
01 Şubat 2018
Birleşmiş Milletler ve Zonguldak
810 Okunma.
25 Ocak 2018
Başarılı olmak yerine, başarılıyı dibe çekmek
854 Okunma.
18 Ocak 2018
Yağmalanmış Ülkeler
1442 Okunma.
11 Ocak 2018
Hasta Partiler, Hastalıklı Partililer
692 Okunma.
05 Ocak 2018
Hafıza Kaybı
899 Okunma.
28 Aralık 2017
Üçüncü Dünya Halkları
823 Okunma.
24 Aralık 2017
İnsan Ne Kurttur, Nede Kuzu
605 Okunma.
14 Aralık 2017
İNSAN İÇİN DEVLET
870 Okunma.
07 Aralık 2017
DEVLET VE İNSAN
671 Okunma.
30 Kasım 2017
İŞLETME VE MALİYET
790 Okunma.
23 Kasım 2017
İŞ KUR, KOSGEB, BAKKA
881 Okunma.
16 Kasım 2017
AMERİKAN RÜYASININ KABUSLARI
877 Okunma.
09 Kasım 2017
NE OLACAK BU TTK
861 Okunma.
02 Kasım 2017
GÜNÜN KONUSU TTK
1013 Okunma.
26 Ekim 2017
TTK’YI KURTARMA PLANI
1211 Okunma.
19 Ekim 2017
DEVLET VE DEMOKRASİ
975 Okunma.
12 Ekim 2017
DALDAN DALA
1160 Okunma.
06 Ekim 2017
KIŞLIKLAR HAZIRLAYIN
844 Okunma.
28 Eylül 2017
ELEŞTİRİLMEK
999 Okunma.
22 Eylül 2017
PARTİLER VE TEŞKİLATLARI
1239 Okunma.
15 Eylül 2017
SİYASETİN FİNANSMANI
1312 Okunma.
08 Eylül 2017
Bu yazıyı 2013 Mayıs’ta yazmıştım!..
860 Okunma.
25 Ağustos 2017
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÇÜRÜME
1115 Okunma.
18 Ağustos 2017
HİZMETKAR VE MİLLİ (YERLİ) OLMAK
867 Okunma.
10 Ağustos 2017
Benim seçilmediğim yer batsın!
1291 Okunma.
02 Ağustos 2017
SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİLERİ
939 Okunma.
25 Temmuz 2017
GENEL KURUL GELENEĞİ
1048 Okunma.
18 Temmuz 2017
DEMOKRASİNİN FİDANLIĞI DERNEKLER
1061 Okunma.
10 Temmuz 2017
EMEKLİ MAAŞLARI
1317 Okunma.
Haber Yazılımı