google-site-verification=xfFz-F1IWG-jrKWY1FSzE2BoEKXyCxwkXubRPveg5wU
Yazı Detayı
09 Mayıs 2020 - Cumartesi 00:02 Bu yazı 930 kez okundu
 
YENİ DENGELER POLİTİĞİ
Veysel ÇITLAK
 
 

İnsanlar evlerinden çok fazla çıkamadığı veya mümkün olduğunca izole olmayı seçtiği için bugünlerde sohbetler hep aynı kapıya çıkıyor, mesele hep aynı şeyin etrafında dönüyor. Virüs, hayatımızın merkezine yerleşmiş durumda ve daha ne kadar orada olacağı belirsiz. Bir anda ortaya çıktığı gibi, bir anda bitmeyeceğini ise uzmanlar söylüyor. Şu an yapılan, salgının artışını durdurmak ve onu makul bir seviyede kontrol altına almak. Gerisi aşı çalışmaları, toplum bağışıklığı, kişisel tedbirlere, kurumsal önlemlere uymak ve beklemek ile devam edecek yeni bir süreç olacak. Bu sene sonuna kadar mı sürer, bir dahaki seneyi de kapsar mı şu an için net bir söylem de yok açıkçası. Bekleyip, tedbirlere devam edip, hep birlikte göreceğiz. Bu süreçte özellikle Avrupa, Asya ve Amerika üçgeninden yeni ekonomik ve siyasi gelişmeler de görülüyor. Solunum cihazlarının yetersiz ve sağlık hizmetlerinin düzensiz olduğu, aids, ebola gibi hastalıklar yanında sürekli çatışmalar ve açlık ile mücadele eden Afrika’yı ise “sömürmek” dışında düşünen pek yok. Petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşün Suudları ve Rusya’yı zorladığı biliniyor. Yine petrol üreticisi olan Amerika için ise durum farklı. Kültürünü ve silahını ihraç eden, petrolü ise daha ziyade iç pazarında tüketen Amerika bu durumdan pek etkilenmemiş gözüküyor. Yine de ülkenin sağlık sisteminde yaşanan aksaklıklar, virüs ile mücadelede gecikmesi Trump’ı zorlayan bazı konular. O da halkını bir arada tutmak adına Çin’i sürekli hedefe koyuyor ve bu yönde açıklamalarda bulunuyor. Bu açıklamaların hepsinde haksız olmamakla birlikte bunda Çin’in yükselmesi ve Amerika’nın nüfuz alanında gedikler açma ihtimali de etkili. Avrupa ise, Avrupa Birliği çatısı altında yine virüse karşı gerekli ve etkin önlemleri hızla alamadı. Görece geliri düşük birlik ülkelerinde koruyucu kıyafet, solunum cihazı, maske ihtiyacı yanı sıra maddi olarak da ciddi sıkıntılar yaşandı. Bu anlamda birliğin temel iki ülkesi Almanya ve Fransa ise kendi gemilerini kurtaran kaptanı oynadılar veya öyle oynamak zorunda hissettiler. Yine de İngiltere’nin brexit ilanı sonrası bir dalgalanma yaşayan AB’nin, bundan sonraki süreçte nasıl bir durumda olacağı belirsiz. Birlik ülkeleri yeniden birbirlerine güvenecekler mi yoksa Almanya ve Fransa çekirdeği etrafındaki birlik gevşeyecek mi? Sora erecek mi diyemiyorum çünkü pek çok ticari anlaşma ile birbirine bağlı birlik ülkelerinin bir anda “Ben gidiyorum” demesi mümkün değil. Dünya, bir tarafında hala Amerika’nın olduğu yeni birden fazla kutuplu bir yere evrilmek üzere. Avrupa, Çin, Rusya bu birliğin diğer kanadı veya kanatları olmaya aday. Elbette caydırıcı güç olarak adlandırılan ve bir ülkenin diğerinden korunmak adına kendini güçlü göstermesini mümkün kılan nükleer silah ve asker sayısı halen önemli. Öte yandan güç dengesi artık kendini ekonomi ve teknoloji ile gösterme eğiliminde. Bu da ilk bölümdeki caydırıcı gücün aksine daha saldırgan bir yapıya sahip. Diğerinin teknolojisini geçmek aynı zamanda bu teknolojiyi satmak demek. Bunu yapmak için yeni ortaklar, yeni müttefikler, yeni etki alanları bulmak da ekonomik olarak bu alandaki başka bir ülkenin pastasından bir dilim koparmak anlamına geliyor. Yani dünya şu an, ortada duran pastadan bir dilim daha fazla almak ve ekonomik etki alanını genişletmek için bekleyen güçlerin savaşına tanıklık etmeye hazırlanıyor. Bu çatışmayı daha önce Amerika ve Çin arasında gümrük vergileri, Huawei telefonlar vb üzerinden görmüştük ama şimdi yaşanan ekonomik daralma sebebiyle bunu daha net göreceğiz. Amerika’nın, virüsü Çin’in yaydığı tezini sürekli işlemesi de bu anlamda ellerine geçirdikleri önemli bir koz ve bunu son ana kadar kullanacakları belli. Rusya ise ne Amerika ne de Çin için güvenilir bir ülke değil. Hatta Asya üzerindeki nüfuz alanları ve anlaşmazlıklar düşünülürse çıkarları Çin ile daha ters düşüyor. Belki de onların alacakları tavır, bu dengeler politiğinin en önemli kısmını oluşturacak. Burada, Rusya’nın Avrupa ve Asya arasında durduğunu düşünürsek, yine Avrupa’nın da Rusya ile Amerika arasında, hatta Rusya ile Çin arasında bir nokta seçmek veya bu dengeleri en iyi şekilde muhafaza edecek adımlar atmak zorunda olduğu da muhakkak. AB’nin Amerika ile arasına bir mesafe koymuş olduğu, dikkatli incelendiğinde görülebilecek bir durum ama kendi ayakları üstünde durmaya (birlik olarak) yetecek güce sahipler mi yoksa kendilerince bir alan seçecekler mi yine bunu ancak salgın sonrası dönemde görebileceğiz. Şu an dünya, dört merkeze bölünmüş durumda ve bu merkezlerden sadece birkaç tanesi ana merkezler olarak varlığını sürdürürken, diğerleri daha ziyade alıcı ülkeler veya müttefikler konumunda kalacak. Kim masada kalacak, kim ana aktör olacak ve nasıl değişiklikler yaşanacak, bunu da zamanla göreceğiz. Temennimiz, ülkemizin bu dengeler politiğinden en karlı şekilde faydalanması ve yerini sağlam tutmasıdır.

 
Etiketler: YENİ, DENGELER, POLİTİĞİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı