Yazı Detayı
11 Temmuz 2018 - Çarşamba 18:57 Bu yazı 427 kez okundu
 
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi veya uygulamadaki tam doğru adıyla Başkanlık Sistemiyle Türkiye’de yeni bir dönem de resmen başlamış oldu. 24 Temmuz seçimlerinden sonra süreç işledi, yeminler edildi, kabine açıklandı, kararnameler yayınlanmaya başlandı.  Aslında çok önceden hazırlandığı tahmin edilen iş ve işlemler sırasıyla bir bir yürürlüğe konulmaya başlanmış oldu. Bütün bunları gördüğümde “Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver” sözü aklıma geldi.

***

Muhakkak ki yeni sistemi önceki günden beri dinliyor, izliyor ve okuyorsunuz, daha da çok okuyacaksınız. O nedenle yeni sistemi yazmayacağım, kabineye ilişkin detay da paylaşmayacağım ve yeni sistemin ne getirip, ne götürdüğü konusunda da bir şeyler söylemeyeceğim…

Ama eskiyle yeniyi kıyaslama adına Milli Savunma Bakanıyla ilgili bir şeyler söylemeye çalışacağım.

12 Eylül 1980 darbesinden önce de, sonra da kurulan bütün hükümetlerin hassas olduğu dört bakanlık vardı. Bunlar İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığıydı.

Tek başına iktidar da olsa, koalisyon hükümetleri de olsa bu dört bakanlık önemliydi ve pazarlığın tek konusuydu. İlk üç bakanlık sorunu bir şekilde aşılıyordu ama sonuncu olan yani Milli Savunma Bakanlığı sorunu öyle kolaylıkla aşılamıyordu. Dolayısıyla Milli Savunma Bakanı, bütün diğer bakanlıklardan daha önemliydi.

Bu önem, bakanlığın öneminden kaynaklanmıyordu, gelirinden kaynaklanmıyordu, rantı değildi bu bakanlığı önemli kılan. Bu bakanlığın önemi, iktidarın devamıyla direkt alakalı olmasındandı…

Milli Savunma Bakanı olanlarda aranan birkaç özellik vardı.

Birincisi hem İsa’ya hem Musa’ya yaramalıydı…

İkincisi Atatürkçü görünmeliydi/olmalıydı…

Üçüncüsü, neci olursa olsun azıcık da “solcu” da görünmeliydi.

Dördüncüsü, uzaktan veya yakından dinle, diyanetle bir alakasının olmaması veya öyle görünmesiydi.

Beşincisi, herkesle uyumlu olmasıydı…

Altıncısı, muhalefet partilerinin “bu olmaz” demeyeceği bir isim olmasıydı. Yani gizli bir konsensüs oluşacak bir isim olmalıydı.

Yedincisi, çok da suya sabuna dokunan bir isim olmamalıydı ya da hem nalına hem mıhına vuran olmalıydı.

Sekizincisi, biraz sessiz, çok mülayim ve de çok alçak gönüllü olmalıydı.

Ve sonuncusu, yani dokuzuncusu, genelkurmay başkanının karşı çıkacağı bir isim olmamasıydı. Hatta diğer sekiz madde olmasa da olurdu, en önemlisi ve olmazsa olmazı bu maddeydi!

Tabii bütün bunların yazılı bir kuralı, bir kanunu ya da bir yasası yoktu. Yönetmenliği de bulunmuyordu ama uygulama böyleydi.

O zamanlar, yazılmayan kurallarla yönetilen bir ülkeydik.

Genel Kurmay Başkanı atanırdı ama bakanın üstündeydi. Hatta başbakanın, hatta cumhurbaşkanının da üstündeydi ama nezaketen onları saymıyoruz.

Kendisinin bağlı olduğu Milli Savunma Bakanının göreve başlamasında ilk ziyaret edip, “hayırlı olsun” diyen Genel Kurmay Başkanı olmalıydı ama (çoğunlukla) böyle bir şey olmazdı.

Yeni nesil inanmaz, belki de inanmak istemez ama Milli Savunma Bakanı göreve başlar başlamaz, Genel Kurmay Başkanından randevu talep eder, yanına gittiğinde de “Hoş Bulduk” derdi!

Çünkü Genel Kurmay Başkanı askerin başıydı…

Güçlüydü, “güç bende artık” derdi, o göreve atandığı gün. Atayan siyasiydi ama olsundu.

Çünkü artık onun eli silahlıydı…

Bir ordusu vardı.

Gerçi silah da, ordu da devletindi, yani milletindi ama her an için millete ve devlete karşı döndürme yetkisi ondaydı.

En azından bu korku vardı.

Yaşanan darbeler de bu korkunun her an için gerçeğe dönüşebileceğini gösteriyordu.

O nedenle herkes haddini bilirdi.

Öyle seçildin diye yasadaki her görevi yapacaksın diye bir kural yoktu.

Kırmızıçizgiler vardı, kırmızı bir kitapta bunlar yazıyordu. Bu kitap ise sadece genelkurmay başkanında bulunurdu. Göreve başlayan hükümet, bu kitaptaki kırmızıçizgilerin dışına çıkamazdı.

Aslında bu kitap, patronun kim olduğunu gösteriyordu.

Bu kitap, seçilenlere haddini bildiriyordu.

Bu kitap, yüzde 99.9’la gelseniz dahi asıl patronun kim olduğunu size öğretendi.

Bu kitap, asıl olan millet değil, devlet olduğunu, devlet derken de “derin devlet”in kastedildiğini ve bundan da kastedilenin “asker” olduğunu bildiren kitaptı.

Bütün bunlara rağmen bunu bilmeyen olduğunda, bunu bildiren medya organları vardı. Manşetler tahsis edilirdi, bir üst rütbeli generalden demeç alınırdı, askerin rahatsızlığı manşetlere taşınırdı, ayar verilirdi, vidalar sıkılırdı ve istenen alınırdı. Asker hariç herkes haddini bilirdi. Haddini bilmezse de zaten darbe kaçınılmaz hale gelirdi.

İşte bir süredir devam eden ve yeni sistemle doruğa çıkan değişimin değiştirdiği de bu anlayış, bu yaklaşım, bu sistem veya bu düzen oldu.

Şimdi asıl olan millettir, millet ne derse o oluyor ve o olacak.

Bugün Recep Tayyip Erdoğan Devlet Başkanı, iktidarda bulunan parti de AK Parti. Yarın bir başka isim ve bir başka parti olur, olabilir, olacak da.

Aslında yeni sistemin kodunu öğrenmek için, 15 Temmuz’da yapılan alçakça darbeye direnen -darbe yapanların makamda oturan- Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanı olmasına iyi bakmak gerekiyor.

O makam, artık darbe yapan bir makam değil, -görev süresi boyunca- millete, devlete ve ülkeye hizmet eden bir makamdır. Görev süresi bittiğinde de, bitmeden de Hulusi Akar gibi sürpriz bir şekilde bakanlığa terfi edebileceği bir makamdır. Tıpkı olması gerektiği gibi…

 
Etiketler: Yeni, Kabine, ve, Hulusi, Akar,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
982 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
632 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
428 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
298 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
388 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
201 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
241 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
152 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
552 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
987 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
616 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4488 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
1725 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
608 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
418 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1626 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
564 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1463 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1179 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1598 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
737 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
694 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2569 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
820 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
777 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1499 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
588 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
850 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
616 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1017 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
647 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
618 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
628 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
758 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
604 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
755 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
614 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
537 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
744 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
745 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
608 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
609 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
702 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4312 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
913 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
882 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1158 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
846 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
861 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1011 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
971 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
830 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
760 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1098 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
813 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
930 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1036 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1020 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1406 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
898 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
914 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
937 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
765 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
880 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
856 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1181 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
829 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
968 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
847 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
859 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
928 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
908 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
950 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1001 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
958 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
830 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
884 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1114 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
825 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
897 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1047 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
950 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
860 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
730 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
908 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1036 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
941 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
897 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
912 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1174 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
849 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1011 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1249 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1132 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
886 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1070 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
958 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
942 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1045 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
991 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
828 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
912 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1043 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
839 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
715 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
966 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
893 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
896 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
821 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
836 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
946 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
909 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
813 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
864 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
820 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
995 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1036 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
955 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1052 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
989 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1138 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
951 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
923 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1033 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1019 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1183 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
948 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
793 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
927 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1044 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
933 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1004 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1105 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
989 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1110 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1024 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
880 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
943 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
944 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
937 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1113 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1023 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
985 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1115 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1001 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1086 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1234 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
962 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1045 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1018 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1219 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1114 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1018 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1129 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
992 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1099 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1200 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1040 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1177 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1070 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1084 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1051 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1054 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1064 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1010 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1140 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1151 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1264 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1004 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1182 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1133 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1189 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
932 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
983 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1211 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1084 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1101 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1179 Okunma.
Haber Yazılımı