DYT. ÖZDEMİR'DEN DİYABET İLE İLGİLİ BİLGİLER

SAĞLIK 15.11.2022 - 11:18, Güncelleme: 02.12.2022 - 10:21
 

DYT. ÖZDEMİR'DEN DİYABET İLE İLGİLİ BİLGİLER

Zonguldak Level Hospital Diyet ve Beslenme Polikliniği’nden Diyetisyen Hilal Özdemir, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla  Diyabet (şeker hastalığı) ile ilgili bilgiler verdi.  Diyabet hastalığını tedavisi, bilinmesi gerekenler, şeker hastalığı olanların nelere dikkat etmesi ve Diyabet hastalarının karşılaştıkları sorunlar hakkında açıklamada bulunan Özdemir, şunları söylei:  Diyabet halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen kronik bir hastalıktır. Dünyada görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.  Kayıtlara göre 1980 yılında 108 milyon kişi diyabet hastası iken, 2014 yılında bu rakam 422 milyona ulaşmıştır. 2035 yılında ise bu rakamın 592 milyona ulaşması beklenmektedir. Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğu bilinmektedir. Diyabet hastalarının sayısı açısından Türkiye, tüm Avrupa ülkeleri içinde en hızlı artışı göstererek Rusya ve Almanya’nın ardından 3. Sırada gelmektedir. İnsülinin keşfini gerçekleştiren ve böylelikle diyabetin tıbbi tedavisine olanak sağlayan Dr. Frederick G. Banting’in doğum günü olan 14 Kasım aynı zamanda Dünya Diyabet Günü ilan edilmiştir. DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? İnsan vücudunun enerji ihtiyacı; tüketilen besinlerdeki karbonhidrat, protein ve yağların sindirimiyle açığa çıkan glikoz adı verilen basit şekerler tarafından sağlanır. Glikoz vücudun tüm organları için en önemli besin kaynağıdır. Vücudun glikozdan enerji üretebilmesi için glikozun önce sindirim yoluyla kan dolaşımına geçmesi sonra hücre içine alınması gerekmektedir. Glikozun hücre içine alınmasında pankreas bezi tarafından salgılanan insülin hormonu görev alır. Diyabet (şeker hastalığı), pankreasın vücut için yeterli miktarda insülin üretememesi, az üretmesi ya da ürettiği insülinin vücut tarafından etkili bir şekilde kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Şeker hastalığına yakalan kişi, insülin hormonunun görevini yerine getirememesi sebebiyle, besinlerden elde ettiği glikozu(şekeri) kan dolaşımından hücre içine alamaz. Bu durum halk arasında yüksek kan şekeri olarak bilinen hiperglisemiye sebep olur. Ağız kurumasıyla beraber derin susuzluk hali, sık idrara çıkma, sürekli acıkma hali, halsizlik, bulanık puslu görme, geç yara iyileşmesi, psikolojik değişimler, aşırı sinir hali, hızlı kilo kaybı ya da obezite diyabetin en büyük belirtileri arasındadır. Diyabet; sıklıkla çocukluk ve gençlik döneminde rastlanan tip 1 diyabet, ilerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan tip 2 diyabet ve gebelik döneminde ortaya çıkan gebelik şekeri olarak da bilinen gestasyonel diyabet olarak üç türde görülmektedir. Yüksek riskli grupta olan bireyler düzenli diyabet taraması için teşvik edilmelidir. 45 yaş üzeri tüm bireyler ve 45 yaş altı fazla kilolu, fiziksel olarak hareketsiz, birinci derece akrabasında diyabet bulunan, gestasyonel diyabet tanısı alan, hipertansiyon tedavisi gören, insülin direnci olan, düşük HDL ve yüksek trigliserit değerlerine sahip, açlık kan şekeri ve HbA1c değeri yüksek seyreden tüm bireyler diyabet riski taşımaktadır. Risk durumuna bağlı olarak bu bireyler, doktorun belirlediği aralıklarla mutlaka tarama yaptırmalıdır. Çocuklarda ise; 10 yaşında veya 10 yaşından önce ergenlik başlangıcı, fazla kilo, ailede diyabet öyküsü, insülin direnci veya polikistik over sendromu, anormal kolestrol değerleri, hipertansiyon, gestasyon yaşına göre düşük doğum ağırlığı, annede diyabet öyküsü veya çocuğun gestasyonu sırasında annede gebelik şekeri görülmesi diyabet riskini oluşturmaktadır. BESLENME TEDAVİSİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR? Öğün saatleri belirli olmalıdır. 4 saatten uzun açlıklar kan şekerinin düşmesiyle hipoglisemiye sebep olabilir. Hipoglisemiyi önlemek için öğün aralarında mutlaka ara öğün yapılmalıdır. Her öğünde tabağımızın dörtte biri karbonhidratlardan, dörtte biri proteinlerden ve yarısı ise sebzelerden oluşmalıdır.  Çeşitli beslenmeye özen gösterilmelidir. Diyette lif açısından zengin ve her renkten sebzeye yer verilmelidir. Kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olabilecek nişasta oranı yüksek havuç ve patates gibi kök sebzeler mutlaka soğuduktan sonra tüketilmelidir. Protein olarak yağ oranı düşük et, tavuk ve balıklar tercih edilmelidir. Örnek olarak bonfile et, tavukgöğsü, levrek ve somon balığı gösterilebilir, bir öğünde tüketilen miktar bir avuç ayasını geçmemelidir. Süt, yoğurt, peynir, yumurta, kuru baklagiller ve ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar da sağlıklı protein kaynakları arasındadır. Karbonhidrat tüketiminde en önemli nokta ise, kan şekerinin dengesiz seyretmesine sebep olabilecek beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi basit karbonhidratları tercih etmemek, seçimlerimizi tam tahıllı ekmek, bulgur pilavı, kepekli makarna gibi kompleks karbonhidratlardan yana yapmaktır. Ara öğünlerde ise bir yumruk veya bir avuca denk gelecek şekilde meyvelere yer verilebilir. Meyveyi fazla tüketmek yine kan şekerinin dengesiz seyretmesine sebep olabileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Diyabet kalp damar hastalık risklerini arttırır. Bu sebeple diyette daha çok faydalı olan doymamış yağ tüketimi arttırılmalı, daha az faydalı olan doymuş yağ tüketimi azaltılmalıdır. Daha faydalı yağ içeren besinlere örnek olarak; somon balığı, ceviz, badem, fındık, zeytinyağı, keten ve chia tohumu gösterilebilir. Daha az tüketilmesi gereken doymuş yağ oranı yüksek besinlere örnek olarak ise; tereyağı, et şarküteri ürünleri, yağlı süt ürünleri gösterilebilir. Kötü yağlar dediğimiz trans yağ içeren kızartma ürünler ve hazır bisküvi gibi paketli gıdalar ise tamamen diyetten çıkarılmalıdır. Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Tencere yemeklerinde 2 yemek kaşığından fazla yağ kullanılmamalıdır. Kızartmadan uzak durulmalı, haşlama, buğulama, ızgara, fırında pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. İşlenmiş şekerden kaçınılmalı, ürün etiketi okumaya özen gösterilmelidir. Hızlı sindirilerek kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olan; beyaz ekmek, beyaz pirinç, pasta, her türlü beyaz unlu mamul, şeker, çikolata, bisküvi, gazlı içecekler, meyve suları ve şekerli kahvaltılıklar gibi işlenmiş şeker içeren gıdalar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştıracağından diyetten çıkarılmalıdır. Diyet ürün adı altında satılan paketli gıdaları tüketirken içeriğinde şeker olmadığından emin olunmalıdır.   Alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Alkol tüketimi hipoglisemi (düşük kan şekeri) riskini arttırır. Bu nedenle kan şekerini dengede tutmakta zorluk yaşayan diyabet hastalarının alkol tüketimi sakıncalıdır. Haber Merkezi

Zonguldak Level Hospital Diyet ve Beslenme Polikliniği’nden Diyetisyen Hilal Özdemir, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla  Diyabet (şeker hastalığı) ile ilgili bilgiler verdi. 
Diyabet hastalığını tedavisi, bilinmesi gerekenler, şeker hastalığı olanların nelere dikkat etmesi ve Diyabet hastalarının karşılaştıkları sorunlar hakkında açıklamada bulunan Özdemir, şunları söylei: 
Diyabet halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen kronik bir hastalıktır. Dünyada görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.  Kayıtlara göre 1980 yılında 108 milyon kişi diyabet hastası iken, 2014 yılında bu rakam 422 milyona ulaşmıştır. 2035 yılında ise bu rakamın 592 milyona ulaşması beklenmektedir. Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğu bilinmektedir. Diyabet hastalarının sayısı açısından Türkiye, tüm Avrupa ülkeleri içinde en hızlı artışı göstererek Rusya ve Almanya’nın ardından 3. Sırada gelmektedir.
İnsülinin keşfini gerçekleştiren ve böylelikle diyabetin tıbbi tedavisine olanak sağlayan Dr. Frederick G. Banting’in doğum günü olan 14 Kasım aynı zamanda Dünya Diyabet Günü ilan edilmiştir.
DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR?
İnsan vücudunun enerji ihtiyacı; tüketilen besinlerdeki karbonhidrat, protein ve yağların sindirimiyle açığa çıkan glikoz adı verilen basit şekerler tarafından sağlanır. Glikoz vücudun tüm organları için en önemli besin kaynağıdır. Vücudun glikozdan enerji üretebilmesi için glikozun önce sindirim yoluyla kan dolaşımına geçmesi sonra hücre içine alınması gerekmektedir. Glikozun hücre içine alınmasında pankreas bezi tarafından salgılanan insülin hormonu görev alır.
Diyabet (şeker hastalığı), pankreasın vücut için yeterli miktarda insülin üretememesi, az üretmesi ya da ürettiği insülinin vücut tarafından etkili bir şekilde kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Şeker hastalığına yakalan kişi, insülin hormonunun görevini yerine getirememesi sebebiyle, besinlerden elde ettiği glikozu(şekeri) kan dolaşımından hücre içine alamaz. Bu durum halk arasında yüksek kan şekeri olarak bilinen hiperglisemiye sebep olur. Ağız kurumasıyla beraber derin susuzluk hali, sık idrara çıkma, sürekli acıkma hali, halsizlik, bulanık puslu görme, geç yara iyileşmesi, psikolojik değişimler, aşırı sinir hali, hızlı kilo kaybı ya da obezite diyabetin en büyük belirtileri arasındadır.
Diyabet; sıklıkla çocukluk ve gençlik döneminde rastlanan tip 1 diyabet, ilerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan tip 2 diyabet ve gebelik döneminde ortaya çıkan gebelik şekeri olarak da bilinen gestasyonel diyabet olarak üç türde görülmektedir.
Yüksek riskli grupta olan bireyler düzenli diyabet taraması için teşvik edilmelidir.
45 yaş üzeri tüm bireyler ve 45 yaş altı fazla kilolu, fiziksel olarak hareketsiz, birinci derece akrabasında diyabet bulunan, gestasyonel diyabet tanısı alan, hipertansiyon tedavisi gören, insülin direnci olan, düşük HDL ve yüksek trigliserit değerlerine sahip, açlık kan şekeri ve HbA1c değeri yüksek seyreden tüm bireyler diyabet riski taşımaktadır. Risk durumuna bağlı olarak bu bireyler, doktorun belirlediği aralıklarla mutlaka tarama yaptırmalıdır. Çocuklarda ise; 10 yaşında veya 10 yaşından önce ergenlik başlangıcı, fazla kilo, ailede diyabet öyküsü, insülin direnci veya polikistik over sendromu, anormal kolestrol değerleri, hipertansiyon, gestasyon yaşına göre düşük doğum ağırlığı, annede diyabet öyküsü veya çocuğun gestasyonu sırasında annede gebelik şekeri görülmesi diyabet riskini oluşturmaktadır.
BESLENME TEDAVİSİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Öğün saatleri belirli olmalıdır.
4 saatten uzun açlıklar kan şekerinin düşmesiyle hipoglisemiye sebep olabilir. Hipoglisemiyi önlemek için öğün aralarında mutlaka ara öğün yapılmalıdır.
Her öğünde tabağımızın dörtte biri karbonhidratlardan, dörtte biri proteinlerden ve yarısı ise sebzelerden oluşmalıdır.  Çeşitli beslenmeye özen gösterilmelidir.
Diyette lif açısından zengin ve her renkten sebzeye yer verilmelidir. Kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olabilecek nişasta oranı yüksek havuç ve patates gibi kök sebzeler mutlaka soğuduktan sonra tüketilmelidir. Protein olarak yağ oranı düşük et, tavuk ve balıklar tercih edilmelidir. Örnek olarak bonfile et, tavukgöğsü, levrek ve somon balığı gösterilebilir, bir öğünde tüketilen miktar bir avuç ayasını geçmemelidir. Süt, yoğurt, peynir, yumurta, kuru baklagiller ve ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar da sağlıklı protein kaynakları arasındadır. Karbonhidrat tüketiminde en önemli nokta ise, kan şekerinin dengesiz seyretmesine sebep olabilecek beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi basit karbonhidratları tercih etmemek, seçimlerimizi tam tahıllı ekmek, bulgur pilavı, kepekli makarna gibi kompleks karbonhidratlardan yana yapmaktır. Ara öğünlerde ise bir yumruk veya bir avuca denk gelecek şekilde meyvelere yer verilebilir. Meyveyi fazla tüketmek yine kan şekerinin dengesiz seyretmesine sebep olabileceğinden dikkatli tüketilmelidir.
Diyabet kalp damar hastalık risklerini arttırır. Bu sebeple diyette daha çok faydalı olan doymamış yağ tüketimi arttırılmalı, daha az faydalı olan doymuş yağ tüketimi azaltılmalıdır.
Daha faydalı yağ içeren besinlere örnek olarak; somon balığı, ceviz, badem, fındık, zeytinyağı, keten ve chia tohumu gösterilebilir. Daha az tüketilmesi gereken doymuş yağ oranı yüksek besinlere örnek olarak ise; tereyağı, et şarküteri ürünleri, yağlı süt ürünleri gösterilebilir. Kötü yağlar dediğimiz trans yağ içeren kızartma ürünler ve hazır bisküvi gibi paketli gıdalar ise tamamen diyetten çıkarılmalıdır.
Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
Tencere yemeklerinde 2 yemek kaşığından fazla yağ kullanılmamalıdır. Kızartmadan uzak durulmalı, haşlama, buğulama, ızgara, fırında pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
İşlenmiş şekerden kaçınılmalı, ürün etiketi okumaya özen gösterilmelidir.
Hızlı sindirilerek kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olan; beyaz ekmek, beyaz pirinç, pasta, her türlü beyaz unlu mamul, şeker, çikolata, bisküvi, gazlı içecekler, meyve suları ve şekerli kahvaltılıklar gibi işlenmiş şeker içeren gıdalar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştıracağından diyetten çıkarılmalıdır. Diyet ürün adı altında satılan paketli gıdaları tüketirken içeriğinde şeker olmadığından emin olunmalıdır.  
Alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.
Alkol tüketimi hipoglisemi (düşük kan şekeri) riskini arttırır. Bu nedenle kan şekerini dengede tutmakta zorluk yaşayan diyabet hastalarının alkol tüketimi sakıncalıdır.

Haber Merkezi

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inanisgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.