GRİZU-KAZIM EROĞLU- NORM KADRO-SENDİKA AMASRA’DA İŞÇİLERİN İZİNLERİ-KOK FABRİKASI

GÜNDEM 27.11.2022 - 14:17, Güncelleme: 02.12.2022 - 10:21
 

GRİZU-KAZIM EROĞLU- NORM KADRO-SENDİKA AMASRA’DA İŞÇİLERİN İZİNLERİ-KOK FABRİKASI

GRİZU-KAZIM EROĞLU- NORM KADRO-SENDİKA AMASRA’DA İŞÇİLERİN İZİNLERİ-KOK FABRİKASI Bartın/Amasra grizu faciası üzerinden günler geçmesine rağmen, ‘seçim/sandık’ kavgası nedeniyle iktidar-muhalefet kavgası giderek hırçınlaşıyor. Konu ‘aktüel’, boyutu ‘ölümlü’ olduğu için etkili olması dolayısıyla, ağzı olan yalınkılıç dalıyor. Daha ziyade, piyasası olmayan küsurat partileri ile sendikacılar ve bazı kuruluşların temsilcileri medyadaki reklam pastasından pay için ‘cumburlop’ atladılar mevzuya. Hele Zonguldak Valisi’nin konu üzerine yorum yapmasını fırsat bilip daha büyük zevk ve cesaretle daldılar. Parlamenter sistem olsa, anlarım eleştirileri. Ancak, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde şehrin üretim/yönetim/denetiminden sorumlu bir ‘zat-ı muhterem’in konuşmasını engellemek neden? Lafa geldi mi, ‘çok seslilik’ üzerinde ‘ahkâm’ kesenler, ‘demokrat’ kesilenler, icraata geldi mi, ‘sus, konuşma’ veya ‘hadi ordan’  gibi ‘taverna ağzı’ ile gürültü çıkartıyorlar. Bu konuda fikrimi, geçen hafta ‘Valiye laf yetiştirene kadar!(25 Kasım 2022)’ başlıklı kuliste paylaştım. Bir konunun tarafı iseniz, her şeyden önce lafa başlamadan, reklam bandında dönmeden ‘özeleştiri’ ile başlayacaksınız. Onun bunun sırtında25-30 milyon para alıp, lüks araçlarla sosyete yapıp, ‘emek/yemek/ahkam’ üçgeninde ‘İşkembe-i Kübra’dan atmayacaksınız. Sizin ürettiğiniz veya tükettiğiniz fikirlere saygı duyulmasını istiyorsanız, karşınızdaki ister siyasi rakibiniz, isterse eli-kolu bağlı bürokrat olsun saygı duyacaksınız. Bu şehrin ‘629 Adımlık şehir’ olmasının sebebi, kendinden başkasının fikrine saygı duymayan tip ve politipler yüzündendir. Bu tiplerin özgürlük ve saygı anlayışı, ya aldıkları maaşla doğru orantılıdır. (Kendinden az maaş alanların fikirlerini yok sayarlar) ya da çok düşük maaş alıp, yüksek maaşlılara karşı ‘kompleks’ duyarlar. Velhasıl-ı kelam, şahsiyet erozyonu yaşayanların ağırlığı var bu meydanda… Efendim geçen hafta, Amasra grizu faciası’nın oluş sebebi üzerinde durmuştuk. Grizu’nun olması için ‘oksijen, karbonmonoksit ve ateş olması şart’ demiştik. Patlamanın sebebi, ocakta patlatılan dinamitler olabilir üzerinde durmuştuk. Dinamitler patlatıldığında oluşan kıvılcımlar, oksijen + karbonmonoksit oluşumunu tetiklemez mi? Acaba, patlatmalar kısa aralıklarla mı yapıldı ki, oluşan kıvılcımların sönmesi sağlanmadı? Aklıma gelen bir sebep. İkincisi, Amasra da bir sendikal seçim yaşandı. Grizu öncesi, sendika şube muhalifi işçilerden vardiyası değiştirilen oldu mu? Fındık kabuğunu doldurmayan işler konuşulurken, böyle bir olayın konuşulması, açığa kavuşturulması ayıp mı yani? Karadon’da muhaliflere yapılanlar medyada yayınlandı. Seçimi kazanan taraf, birlik/dirlik toplantısı yerine makam da çengi oynatmadı mı? Geçen hafta Bartın/Amasra’da grizu sonrası ‘ocak bakıma alındı, işçiler moral iznine çıkartıldı’ demiştik. Başka ocaklara dağıtılmadılar. Sonuç: çalışmayan işçiler içerdeki izinlerini kullanıyorlar. İçerdeki izin bitince, 2023 iznini kullanacaklar. İşçiler, gelecek için ‘iki izin üst üste kullanılmaz TİS maddesini hatırlatıyor. Amasra işçileri, ‘emekliliğe kadar mahsuplaşarak mı gedecekler?’ diye sormuştuk. Kurum yetkilileri ve sendikacılar, bu konuda ‘moral/motivasyon’ için Amasralı işçileri bilgilendirmelidir. Efendim, ‘norm kadro’ ağızlarda ‘pelesenk’ yapılmış. 2000’li yıllarda kurum çalışan yeterli sayısı pazu gücüne göre, 11.500+ 2.500 =14 bin olarak açıklandı. Geçtiğimiz yıl ise Enerji Bakanı Fatih Dönmez, mekanik sistem sonrası norm kadroyu 8.750+2.000= 10. 750 olarak açıkladı. Bu gün, 14 bin üzerinden işçi alınsın diye algı yaratmaya çalışanların maksadı siyaset yapmak, muhalefet yapmaktır. Kaldı ki, mekanik/yarı mekanik sistem ile çalışan kurumun başarılı olduğu ve üretimi arttırdığı konusunda sendikacıların açıklamaları da vardır. Kaldı ki, Norm kadroya uygun işçi çalıştığı zamanlarda olmuş ancak, hedeflenen üretim yine tutturulmamıştır. Genel Müdür Özer Ölçer zamanı. Hiç unutmam, Şemsi Denizer Genel Başkan, SHP-DYP iktidarı olabilir. DYP İl Başkanı Necdet Yazıcı dönemi… Özer Ölçer, ocaklarda seyisleri yan dallara kaydırınca Denizer kıyamet koparmış, otobüslerle işçiler Ankara’ya taşınmıştı. Ocaklarda kömür taşınma işini katırlar yaptığı dönemler. Katırlar ocaklardan çıkartılmıştı. Ancak, seyisler yine ocağa inip, avare dolaşıyordu. Özer Ölçer, bilgisayarda gördüğü seyisleri sorunca, ‘olmaz öyle şey. Çalışmadan maaş olmaz’ deyince pandomim başlamıştı. Konuya dönelim. Özer Ölçer zamanı uygun norm kadro ile çalışıyor. Yer altında kişi başı çıkan kömür 742 kg. Satılabilir kömür 244 bin kg. Halbu ki, kurumun hedefi 5 milyon ton idi. Yani, ‘işçi alınsın, kurum 14 bin norm kadroya göre çalışsın’ demeyle üretim olmuyor. ‘Ağzı olan’ konuşsun elbet. Ancak, teknik ve istatistiğe, tarihe, icraatlara saygılı olsun. ‘Çene suyu çorba’ konuşmanın, ‘üretim-istihdam-kurum ömrüne’ katkısı yok vesselam. Bir de,  ‘çene suyu çorba’ konuşuklardan biri olan ‘Genel Müdür Kazım Eroğlu neden görevden alınmıyor’ yaygarası var. Yıl 1992 Kozlu’da 292 madencimiz hayatını kaybetti. Maden Mühendisleri Oda başkanı Abdurrahman Burkay’dı zannederim. Yanlış hatırlıyorsam düzeltin. O zamanlar, neden ‘Genel Müdür alınsın’, veya ‘yöneticiler katil!’ denmedi? Oda yöneticileri Kozlu’da çalıştığı için olabilir mi? ‘Alınsın’ veya ‘Katil’ dediğiniz adam(Kazım Eroğlu), Bartın/Amasra grizu faciasında, siz döşeklerinizde mışıl-mışıl uyurken, son 14 madenciyi kurtarmak için yanan ocağa girdi, biliyor musunuz? TTK’nın kurtuluşunun yegâne yollarından biri, Karadon’da kurulacak Kok Fabrikası’dır. Karabük DÇ, bizden aldığı kömürle kok üretiyor. Kendi ihtiyacı dışındakini satıp gelir elde ediyor. Taşkömürünün paydaşları, siyeset, KOK Fabrikası için elbirliği yapmalı. Kok Fabrikası hem istihdamı arttıracak hem de zarar hanesini azaltacak. Konuya devam edeceğiz.     TARİHİ SU ZAMMI’NA HUKUK YOLU AÇILACAK MI? Zonguldak Belediye Meclisi’nde AK Parti ve MHP’li üyelerin desteklediği suya yüzde 199 zammın, piyasalarda tartışmaları sürüyor. Türkiye çapında ‘şok’ yaratıp yaygın medyada manşetlere çıkan tarihin en büyük zamlarından biri olan su zammına karşı, Cumhur İttifakı üyeleri dışında herkes konuşuyor. Ancak, yılbaşından itibaren yürürlüğe girecek tarihi su zammı konusunda olayı hukuka intikal ettiren çıkmadı. Önemli konulardan biri de, ‘Metropoliten Belediler Birliği’ne suyun maliyeti nedir, su belediyelere kaç liraya satılıyor?’ şeklinde soruların cevapsız bırakılması. Tüketici Hakları Derneği başta olmak üzere, muhalefet yapmak için su zammına eleştiri yağdıranlar neden zammın geri alınması için hukuki mücadele başlatmıyor? Hadi, diyelim ki, su zammı için Metropoliten Belediyeler Birliği’nin yaptığı deklarasyona CHP’li belediyeler imza attığı için, CHP’liler hukuk yoluna gitmemek için patinaj yapıyor. İYİ Parti ise sorunlar karşısında ‘diplomatik’ davranıyor. Diğer partiler ise yaptıkları ‘desinler’ türü eleştiriler sonrası olayın peşini bırakmış gibiler. Bekleyelim görelim. Bu hafta konu ile ilgili gelişmelerin seyri nasıl olacak?   İHALESİ YAPILAN FEVKANİ KÖPRÜSÜ DEĞİL Geçen hafta sonu İstanbul mahreçli Sözcü Gazetesi’nde çıkan ‘Fevkani Köprüsü yıkım ihalesi’ konulu haber şehirde sansasyonel yarattı. Haber şöyle: “Zonguldak’taki köprü projesi açık usul yerine, rekabete kapalı 21-b pazarlık usulüyle, 26 Ekim 2022 günü yapıldı. Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihaleye 4 firma çağrıldı. 51 milyon 106 bin 193 lira yaklaşık maliyet hesaplanan proje, özel olarak davet edilen Çağıl İnşaat’a 47 milyon liraya verildi. 16 Kasım’da imzalanan sözleşmeye göre, inşaat 120 günde bitecek.18 Kasım’da başlayan inşaat 18 Mart 2023 günü bitecek” Ancak, Sözcü’nün haberi sonrası başlayan tartışma, Belediye Başkanı’nın yaptığı ‘İhalesi yapılan yer Fevkani Köprüsü değil, Tarihi Ankara Köprüsü yanında yıkılan pazaryerinden karşıya(Bülent Ecevit Caddesi) Nergis park yanına yapılacak köprü ihalesi ve nergis park içinde yapılacak kavşak düzenlemesi’ ile son buldu. ‘Yıkılacak’ denen Fevkani Köprüsü ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Yıkılması konusunda belirtilen tarihler ise sürekli erteleniyor. AMELE BİRLİĞİ (AB) ARPALIK MI?.. Türkiye’nin ilk sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumlarından biri. Atatürk’ün emri ile kurulmuş. Bu güne kadar taşkömürü amelelerinin maddi/manevi yanında olmayı başarmış bir kurum. Son zamanlarda ‘arpalık’ olarak dillendiriliyor. 7 işçi, 6 işveren, 1 bakanlık temsilcisi, bir başkan olmak üzere 15 kişilik yönetimden oluşuyor. Bakan Vedat Bilgin, Zonguldak gezisi esnasında ‘bu yönetim fazla. Sayıyı düşürün’ talimatı verdi, ancak, sendikacılar ve birlik işçi üyeleri aleyhte tezahürata başladı. Amele Birliği’ndeki işçi üyeler, sendikacılarında rakibi pozisyonunda olduğu için, her seçim öncesi sürekli didişip, birbirlerini ekarte yarışına girdiğinden Amele Birliği’de hedef tahtasına oturtuluyor. Geçtiğimiz günlerde de AB önüne gelen bir grup, birlik yönetimine eleştiriler yaptı. Amele Birliği’nin maddi/manevi variyeti nedir? Sandık fonu nasıl tasnif ediliyor? Trilyonluk AB’den Zonguldak’ın beklentileri nedir? Amele Birliği yönetim kurulu üyelerinin beklentileri nedir? ‘100. yıl kutlama hazırlıkları arifesinde, AB’nin gelişmesinin önündeki takozlar nelerdir?’ bunları yarın bir ele alalım bakalım.              

GRİZU-KAZIM EROĞLU- NORM KADRO-SENDİKA

AMASRA’DA İŞÇİLERİN İZİNLERİ-KOK FABRİKASI

Bartın/Amasra grizu faciası üzerinden günler geçmesine rağmen, ‘seçim/sandık’ kavgası nedeniyle iktidar-muhalefet kavgası giderek hırçınlaşıyor.

Konu ‘aktüel’, boyutu ‘ölümlü’ olduğu için etkili olması dolayısıyla, ağzı olan yalınkılıç dalıyor. Daha ziyade, piyasası olmayan küsurat partileri ile sendikacılar ve bazı kuruluşların temsilcileri medyadaki reklam pastasından pay için ‘cumburlop’ atladılar mevzuya.

Hele Zonguldak Valisi’nin konu üzerine yorum yapmasını fırsat bilip daha büyük zevk ve cesaretle daldılar. Parlamenter sistem olsa, anlarım eleştirileri. Ancak, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde şehrin üretim/yönetim/denetiminden sorumlu bir ‘zat-ı muhterem’in konuşmasını engellemek neden? Lafa geldi mi, ‘çok seslilik’ üzerinde ‘ahkâm’ kesenler, ‘demokrat’ kesilenler, icraata geldi mi, ‘sus, konuşma’ veya ‘hadi ordan’  gibi ‘taverna ağzı’ ile gürültü çıkartıyorlar.

Bu konuda fikrimi, geçen hafta ‘Valiye laf yetiştirene kadar!(25 Kasım 2022)’ başlıklı kuliste paylaştım. Bir konunun tarafı iseniz, her şeyden önce lafa başlamadan, reklam bandında dönmeden ‘özeleştiri’ ile başlayacaksınız. Onun bunun sırtında25-30 milyon para alıp, lüks araçlarla sosyete yapıp, ‘emek/yemek/ahkam’ üçgeninde ‘İşkembe-i Kübra’dan atmayacaksınız. Sizin ürettiğiniz veya tükettiğiniz fikirlere saygı duyulmasını istiyorsanız, karşınızdaki ister siyasi rakibiniz, isterse eli-kolu bağlı bürokrat olsun saygı duyacaksınız.

Bu şehrin ‘629 Adımlık şehir’ olmasının sebebi, kendinden başkasının fikrine saygı duymayan tip ve politipler yüzündendir. Bu tiplerin özgürlük ve saygı anlayışı, ya aldıkları maaşla doğru orantılıdır. (Kendinden az maaş alanların fikirlerini yok sayarlar) ya da çok düşük maaş alıp, yüksek maaşlılara karşı ‘kompleks’ duyarlar. Velhasıl-ı kelam, şahsiyet erozyonu yaşayanların ağırlığı var bu meydanda…

Efendim geçen hafta, Amasra grizu faciası’nın oluş sebebi üzerinde durmuştuk. Grizu’nun olması için ‘oksijen, karbonmonoksit ve ateş olması şart’ demiştik. Patlamanın sebebi, ocakta patlatılan dinamitler olabilir üzerinde durmuştuk. Dinamitler patlatıldığında oluşan kıvılcımlar, oksijen + karbonmonoksit oluşumunu tetiklemez mi? Acaba, patlatmalar kısa aralıklarla mı yapıldı ki, oluşan kıvılcımların sönmesi sağlanmadı? Aklıma gelen bir sebep.

İkincisi, Amasra da bir sendikal seçim yaşandı. Grizu öncesi, sendika şube muhalifi işçilerden vardiyası değiştirilen oldu mu? Fındık kabuğunu doldurmayan işler konuşulurken, böyle bir olayın konuşulması, açığa kavuşturulması ayıp mı yani? Karadon’da muhaliflere yapılanlar medyada yayınlandı. Seçimi kazanan taraf, birlik/dirlik toplantısı yerine makam da çengi oynatmadı mı?

Geçen hafta Bartın/Amasra’da grizu sonrası ‘ocak bakıma alındı, işçiler moral iznine çıkartıldı’ demiştik. Başka ocaklara dağıtılmadılar. Sonuç: çalışmayan işçiler içerdeki izinlerini kullanıyorlar. İçerdeki izin bitince, 2023 iznini kullanacaklar. İşçiler, gelecek için ‘iki izin üst üste kullanılmaz TİS maddesini hatırlatıyor. Amasra işçileri, ‘emekliliğe kadar mahsuplaşarak mı gedecekler?’ diye sormuştuk. Kurum yetkilileri ve sendikacılar, bu konuda ‘moral/motivasyon’ için Amasralı işçileri bilgilendirmelidir.

Efendim, ‘norm kadro’ ağızlarda ‘pelesenk’ yapılmış. 2000’li yıllarda kurum çalışan yeterli sayısı pazu gücüne göre, 11.500+ 2.500 =14 bin olarak açıklandı. Geçtiğimiz yıl ise Enerji Bakanı Fatih Dönmez, mekanik sistem sonrası norm kadroyu 8.750+2.000= 10. 750 olarak açıkladı. Bu gün, 14 bin üzerinden işçi alınsın diye algı yaratmaya çalışanların maksadı siyaset yapmak, muhalefet yapmaktır.

Kaldı ki, mekanik/yarı mekanik sistem ile çalışan kurumun başarılı olduğu ve üretimi arttırdığı konusunda sendikacıların açıklamaları da vardır.

Kaldı ki, Norm kadroya uygun işçi çalıştığı zamanlarda olmuş ancak, hedeflenen üretim yine tutturulmamıştır.

Genel Müdür Özer Ölçer zamanı. Hiç unutmam, Şemsi Denizer Genel Başkan, SHP-DYP iktidarı olabilir. DYP İl Başkanı Necdet Yazıcı dönemi… Özer Ölçer, ocaklarda seyisleri yan dallara kaydırınca Denizer kıyamet koparmış, otobüslerle işçiler Ankara’ya taşınmıştı. Ocaklarda kömür taşınma işini katırlar yaptığı dönemler. Katırlar ocaklardan çıkartılmıştı. Ancak, seyisler yine ocağa inip, avare dolaşıyordu. Özer Ölçer, bilgisayarda gördüğü seyisleri sorunca, ‘olmaz öyle şey. Çalışmadan maaş olmaz’ deyince pandomim başlamıştı.

Konuya dönelim. Özer Ölçer zamanı uygun norm kadro ile çalışıyor. Yer altında kişi başı çıkan kömür 742 kg. Satılabilir kömür 244 bin kg. Halbu ki, kurumun hedefi 5 milyon ton idi.

Yani, ‘işçi alınsın, kurum 14 bin norm kadroya göre çalışsın’ demeyle üretim olmuyor.

‘Ağzı olan’ konuşsun elbet. Ancak, teknik ve istatistiğe, tarihe, icraatlara saygılı olsun. ‘Çene suyu çorba’ konuşmanın, ‘üretim-istihdam-kurum ömrüne’ katkısı yok vesselam.

Bir de,  ‘çene suyu çorba’ konuşuklardan biri olan ‘Genel Müdür Kazım Eroğlu neden görevden alınmıyor’ yaygarası var.

Yıl 1992 Kozlu’da 292 madencimiz hayatını kaybetti. Maden Mühendisleri Oda başkanı Abdurrahman Burkay’dı zannederim. Yanlış hatırlıyorsam düzeltin. O zamanlar, neden ‘Genel Müdür alınsın’, veya ‘yöneticiler katil!’ denmedi? Oda yöneticileri Kozlu’da çalıştığı için olabilir mi?

‘Alınsın’ veya ‘Katil’ dediğiniz adam(Kazım Eroğlu), Bartın/Amasra grizu faciasında, siz döşeklerinizde mışıl-mışıl uyurken, son 14 madenciyi kurtarmak için yanan ocağa girdi, biliyor musunuz?

TTK’nın kurtuluşunun yegâne yollarından biri, Karadon’da kurulacak Kok Fabrikası’dır. Karabük DÇ, bizden aldığı kömürle kok üretiyor. Kendi ihtiyacı dışındakini satıp gelir elde ediyor. Taşkömürünün paydaşları, siyeset, KOK Fabrikası için elbirliği yapmalı. Kok Fabrikası hem istihdamı arttıracak hem de zarar hanesini azaltacak.

Konuya devam edeceğiz.

 

 

TARİHİ SU ZAMMI’NA HUKUK YOLU AÇILACAK MI?

Zonguldak Belediye Meclisi’nde AK Parti ve MHP’li üyelerin desteklediği suya yüzde 199 zammın, piyasalarda tartışmaları sürüyor. Türkiye çapında ‘şok’ yaratıp yaygın medyada manşetlere çıkan tarihin en büyük zamlarından biri olan su zammına karşı, Cumhur İttifakı üyeleri dışında herkes konuşuyor.

Ancak, yılbaşından itibaren yürürlüğe girecek tarihi su zammı konusunda olayı hukuka intikal ettiren çıkmadı.

Önemli konulardan biri de, ‘Metropoliten Belediler Birliği’ne suyun maliyeti nedir, su belediyelere kaç liraya satılıyor?’ şeklinde soruların cevapsız bırakılması.

Tüketici Hakları Derneği başta olmak üzere, muhalefet yapmak için su zammına eleştiri yağdıranlar neden zammın geri alınması için hukuki mücadele başlatmıyor?

Hadi, diyelim ki, su zammı için Metropoliten Belediyeler Birliği’nin yaptığı deklarasyona CHP’li belediyeler imza attığı için, CHP’liler hukuk yoluna gitmemek için patinaj yapıyor. İYİ Parti ise sorunlar karşısında ‘diplomatik’ davranıyor. Diğer partiler ise yaptıkları ‘desinler’ türü eleştiriler sonrası olayın peşini bırakmış gibiler. Bekleyelim görelim. Bu hafta konu ile ilgili gelişmelerin seyri nasıl olacak?

 

İHALESİ YAPILAN FEVKANİ KÖPRÜSÜ DEĞİL

Geçen hafta sonu İstanbul mahreçli Sözcü Gazetesi’nde çıkan ‘Fevkani Köprüsü yıkım ihalesi’ konulu haber şehirde sansasyonel yarattı.

Haber şöyle: “Zonguldak’taki köprü projesi açık usul yerine, rekabete kapalı 21-b pazarlık usulüyle, 26 Ekim 2022 günü yapıldı. Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihaleye 4 firma çağrıldı.

51 milyon 106 bin 193 lira yaklaşık maliyet hesaplanan proje, özel olarak davet edilen Çağıl İnşaat’a 47 milyon liraya verildi.

16 Kasım’da imzalanan sözleşmeye göre, inşaat 120 günde bitecek.18 Kasım’da başlayan inşaat 18 Mart 2023 günü bitecek”

Ancak, Sözcü’nün haberi sonrası başlayan tartışma, Belediye Başkanı’nın yaptığı ‘İhalesi yapılan yer Fevkani Köprüsü değil, Tarihi Ankara Köprüsü yanında yıkılan pazaryerinden karşıya(Bülent Ecevit Caddesi) Nergis park yanına yapılacak köprü ihalesi ve nergis park içinde yapılacak kavşak düzenlemesi’ ile son buldu.

‘Yıkılacak’ denen Fevkani Köprüsü ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Yıkılması konusunda belirtilen tarihler ise sürekli erteleniyor.

AMELE BİRLİĞİ (AB) ARPALIK MI?..

Türkiye’nin ilk sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumlarından biri. Atatürk’ün emri ile kurulmuş. Bu güne kadar taşkömürü amelelerinin maddi/manevi yanında olmayı başarmış bir kurum.

Son zamanlarda ‘arpalık’ olarak dillendiriliyor.

7 işçi, 6 işveren, 1 bakanlık temsilcisi, bir başkan olmak üzere 15 kişilik yönetimden oluşuyor.

Bakan Vedat Bilgin, Zonguldak gezisi esnasında ‘bu yönetim fazla. Sayıyı düşürün’ talimatı verdi, ancak, sendikacılar ve birlik işçi üyeleri aleyhte tezahürata başladı.

Amele Birliği’ndeki işçi üyeler, sendikacılarında rakibi pozisyonunda olduğu için, her seçim öncesi sürekli didişip, birbirlerini ekarte yarışına girdiğinden Amele Birliği’de hedef tahtasına oturtuluyor. Geçtiğimiz günlerde de AB önüne gelen bir grup, birlik yönetimine eleştiriler yaptı.

Amele Birliği’nin maddi/manevi variyeti nedir? Sandık fonu nasıl tasnif ediliyor? Trilyonluk AB’den Zonguldak’ın beklentileri nedir? Amele Birliği yönetim kurulu üyelerinin beklentileri nedir?

‘100. yıl kutlama hazırlıkları arifesinde, AB’nin gelişmesinin önündeki takozlar nelerdir?’ bunları yarın bir ele alalım bakalım.

 

 

 

 

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve inanisgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.