TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

MMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48.  Dönem Olağan Genel Kurulu başladı. Kurulun ikinci gününde ise seçim yapılacak.

Muhammet KARAPINAR
Muhammet KARAPINAR Tüm Haberleri
TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı
TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı
+3
Haber albümü için resme tıklayın

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48.  Dönem Olağan Genel Kurulu 13 -14 Ocak 2024 tarihlerinde yapılacak genel kurulu Maden Mühendisleri Lokalinde başladı.

48. Dönem Olağan Genel Kurulunun ilk günden konuşmalar ve ikinci gününde ise seçim yapılacak.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesinin mevcut Başkanı Çağlar Öztürk’ün dışında aday çıkmaz iken seçilen yönetim arasından ikinci bir liste çıkacağı konuşuluyor kulislerde.

TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

Olağan Genel Kurul, Dokuz askerin şehit edilmesi ile ilgili terör örgütleri lanetlenerek ve İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu İle başlandı.

ÖZTÜRK: “TERÖRÜN HİÇBİR ŞEKLİ HAKLI OLAMAZ”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48.  Dönem Olağan Genel Kurulu’nun açılış konuşmasını yapan mevcut Başkanı Çağlar Öztürk, “ Dün akşam yine çok üzücü şehit haberleri ile sarsıldık. Nasıl oluyor bilmiyoruz, ancak aynı coğrafyada art arda yaşanan bu acı olaylar hepimizi derinden üzdü, yaraladı ve nedenlerini sorgulamaya itti. Neden sorusu yine zihinlerimizde nüksetti. Evet soruyoruz gencecik fidanlar ne pahasına niçin toprağa düşüyor. Terörün hiçbir şekli haklı olamaz, olmamalı. Terörü ve bu saldırıyı yapanları, arkasındaki kirli güçleri şiddetle kınıyoruz. Şehitlerimize rahmet, yakınlarına ve tüm ülkemize başsağlığı, yaralı evlâtlarımıza acil şifalar diliyoruz. Konuşmama; emperyalizme karşı sadece ülkemizin değil, tüm mazlum halkların ulusal bağımsızlık mücadelesine ilham kaynağı olan kurtuluş mücadelemizin taçlandırılmış zaferi olan Cumhuriyetin 100. Yılını buruk bir şekilde kutlayarak başlamak istiyorum. Ülkemizin emperyalizmden, hilafetten ve saltanattan kurtuluşunu sağlayan Cumhuriyet’in ilanının 100. yıldönümünü, bu ülkenin yurtseverleri, devrimcileri ve demokratları olarak Cumhuriyete ve yarattığı ilke ve değerlere saldıranlara karşı kutluyoruz.

TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

Cumhuriyetle birlikte ülkemiz ciddi bir gelişme sürecine girmiş bu süreçte, mühendislik ülkemizin inşasında; kalkınmacı, toplumcu ve sanayileşmeci işlevlerle saygın bir yer edinmiş, örgütlenmesini de tamamlamıştı.Buna karşın yaşadığımız süreçte ise, ülkemiz ve cumhuriyet tüm değerleri ile birlikte saltanat, hilafet ve şeriat taraftarları tarafından büyük bir karalama kampanyası ve saldırı ile karşı karşıyadır.Ülkemiz ve halkımızın yoksullaştırılması, iktidarın kendi bekasını korumaya yönelik baskı ve şiddet politikaları eşliğinde yaşanıyor. Siyasi iktidar, tarihi ilerleme ve gelişmelerin düşmanı olan dinci gericilik çağ dışı tarikatları da kullanarak laikliğe, demokrasiye, sosyal hukuk devleti gereklerine karşı açık bir mücadele yürütüyor. Ülkemizde yaşayan Müslüman çoğunluğu temsil etmeyen, bilâkis eylemleri ile irite eden, dış güdümlü tarikat ve cemaat bağlantılı bir avuç güruh, siyasi uzantılarını da yanına alarak, yeni yılın ilk günlerinden itibaren toplumu germek ve ülkenin derinleşen ekonomik krizinin üzerini örtecek yeni bir gündem yaratmak üzere hilâfet söylemi ile meydanlara döküldüler. Gazze bahanesi ile yapılan bu eylemin gerçek amacı, gelecekte arzu ettikleri eylemin provasını yapmak ve bu vesile ile topluma gözdağı vermektir. Bizler , Gazze ‘ de yaşanan İsrail barbarlığını da şiddetle kınıyoruz.Kuvvetler ayrılığı, yasama erki, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ile tüm demokratik hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmakta ve eğitim sistemi tamamen tarikatlara teslim edilip dogmalara dayandırılmak istenmektedir. Bu bağlamda özellikle ana okullarından üniversitelere kadar tüm eğitim kurumlarında dinsel içerikli eğitim süreci başlatılmıştır.Son olarak Milli Eğitim Bakanı, bütçe görüşmeleri esnasında yaptığı konuşmada, tarikatların ve cemaatlerin birer sivil toplum kuruluşu olduğunu belirtmiştir. 15 Temmuz öncesinde tüm uyarılara rağmen siyasal iktidarın birçok yetkilisi, bürokratı Fetullahçılarla ilgili övgü dolu ifadeler kullanmışlar, bu süreçte eleştirenleri ve uyaranları ise hedefe koymaktan çekinmemişlerdir.

TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

“UYGUN DEMOKRATİK BİR DEVLET İŞLEYİŞİ TESİS ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Bugün gelinen noktada; FETÖ borsalarını n oluşturulduğu ve çeşitli tarikatların bürokrasi içinde kadrolaşma yarışına girdiği gibi birçok haberin basında yer almaya devam ettiği görülmektedir. Bu haberler ve iktidar yetkililerinin açıklamaları da göstermektedir ki iktidar, anayasaya aykırı bu yapılarla iş birliğini sürdürmekte olup geçmişteki hatalarından ders çıkarmamıştır. Bu orta çağ kalıntısı yapıları; birer dernek, vakıf veya STK olarak tanımlamanın ve masumlaştırmanın anayasaya aykırı bir eylem olduğu açıktır. 1925 yılında çıkarılan kanunla tekke ve zaviyeler kapatılmıştır. Ayrıca anayasanın 2.maddesinde de Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilmiştir.

Buna rağmen, Milli Eğitim Bakanı bu açıklamasıyla açıkça Cumhuriyet ilkelerini ve Anayasayı hedef almıştır. Eğitim gibi önemli bir alanda görev alan üst düzey siyasilerin ve bürokratların Cumhuriyet ilkelerini ve evrensel değerleri benimsememiş olduğu anlaşılmaktadır.TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak; eğitimin bilimsel, laik, parasız ve demokratik olması konusundaki söylemlerimizi tekrar yineliyoruz. Eğitimin özgürleşmesi, demokratikleşmesi ve laikleşmesi için mücadelemizi yılmadan sürdüreceğimizi tarih önünde bir kez daha belirtiyoruz.Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz diyen 12 Eylül darbe artıklarının devamı niteliğindeki siyasi oluşumların, son dönemlerde ülkeyi çağdaş hukuk normlarından uzaklaştırmak ve arzuladıkları totaliter rejimi kurmak adına söylemlerine ve eylemlerine devam ettiklerini hep birlikte izliyoruz. Örgütsüz bir toplum yaratmak adına; çalışanların, öğrencilerin, meslek örgütlerinin, dinci- gerici dernek ve vakıflar hariç, diğer STK’ların örgütlenmesinin engellenmesi, halkın kendi iradesi ile seçtiği Belediye Başkanlıklarına gerekçesiz kayyum atanması, hiçbir somut delil ortaya koyamadan gezi davasında yargılanan insanlara ağır cezalar verilmesi, görsel ve yazılı basının  sansürlenmesi, muhalif basın emekçilerinin gerekçesiz sorgulanması ve tutuklanması günlük yaşamın bir parçası olmuş durumdadır. Yargı, tüm muhaliflere ve demokrasi güçlerine karşı iktidarın sopası olarak kullanılmaktadır. Tek adam rejimi yargıçlar eliyle totaliter bir yapıya dönüştürülmektedir. Ülke; “ben varım kurumlar yok, ben varım kurallar yok” şiarı ile yönetilir duruma gelmiştir .Bunun son örneği; Yargıtay’ın 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin, halk tarafından seçilmiş milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın başvurusu ile ilgili verdiği ihlal kararına karşı, “uymama” ve “Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması” kararıdır. Mahkeme Can Atalay'ın başvurusu üzerine ikinci kez hak ihlali durumunu görüşmüş ve yine hak ihlali kararı ile birlikte, Can Atalay'ın tahliye edilmesine karar vermiş ve dosya tekrardan tahliye sürecinin başlatılması için 13.Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin ilk ihlal kararıyla birlikte tahliye sürecinin başlaması gerekirken; ikinci kez Anayasa Mahkemesi kararını yok sayan 13.Ağır Ceza Mahkemesi, ilgili dosyayı Yargıtay’a göndererek hukuk devletinde yaşanmayacak hukuk skandalının bir kez daha ortağı olmuştur. Anayasamızın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153’üncü maddesi “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmünü içermesine rağmen yapılan uygulama anayasal suç işlendiğinin açık göstergesidir. Hukuk kurumları, yasaların her bir bireye eşit bir şekilde uygulanması konusunda bir güven mekanizması olmalıdır. Ancak, tahliye kararına karşı gösterilen direnç, hukukun üstünlüğünü bir tarafa bırakan Yargıtay'ın ve ilgili mahkemelerin siyasallaştığının da açık bir kanıtıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin hukuk dışı uygulamalarını açıklamalarıyla destekleyen siyasal irade, bu yolla Anayasa’nın askıya alınmasına aracı olmuştur. TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak, tüm kişi kurum ve kuruluşları Anayasaya uymaya, evrensel hukuk normlarına uygun demokratik bir devlet işleyişi tesis etmeye çağırıyoruz.

TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

“TÜM DİSİPLİNLERDE İŞSİZLİK ORANI %40’LARI AŞMIŞTIR”

Mesleki ve meslektaş sorunları ile iş kazalarından bahsetmeden önce, çalışırken hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımı ve maden emekçilerini burada bir kez daha saygıyla anıyorum. Maden Mühendisleri Odası mesleki ve meslektaş sorunlarının ülke sorunlarından ayrılamayacağı bilinci ile politikalarını yaşama geçirmektedir. Meslektaşlarımız açlık ve yoksulluk sınırı altında düşük ücretlerle, kötü koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmıştır. Kamuda çalışan meslektaşlarımızın hakları erimiş, kamuda istihdam giderek daralmış ve işçi mühendis, 657’ye tabi sözleşmeli mühendis gibi kavramlarla ücret ve yetki karmaşası yaratılmış ve iş barışı bozulmuştur. Emekli meslektaşlarımız, üstlendikleri tüm önemli ve kritik görevlerden yüz akıyla çıkmayı başarmışken, mesleklerini bir ömür boyu ifa etmişken, emeklilik günlerini yoksulluk ve geçim sıkıntısı teslim almıştır. Pek çok genç meslektaşımız, diğer mühendislik disiplini mezunu arkadaşlarımız ülkemizin geleceğine dair umutlarını kaybetmek üzeredir. Ülkemizin yetişmiş değerli mühendis, mimar ve şehir plancıları geleceklerini yurt dışında aramakta olup yetişmiş insan kaynaklarımız kaybetilmektedir. Tüm disiplinlerde İşsizlik oranı %40’ları aşmıştır. Meslektaşlarımızın ekonomik sorunlarını düzeltmek ve iş yaşamlarını güvenceye almak için; 2012 yılında SGK ve TMMOB arasında bir protokol imzalanmıştır. Bu Protokol ile Odamızın belirlediği “Asgari Ücret Tarifesi” yayınlanmıştır. Ancak, bu protokol daha sonra SGK tarafından tek taraflı fesih edilmiştir. Ayrıca odaların asgari ücret tarifesi yayınlaması, “6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu” ile “Oda Ana Yönetmeliğimize” aykırı olan hukuksal bir süreç sonucu yasaklanmıştır. TMMOB Maden Mühendisleri Odası tüm tehditlere aldırmadan yasadan aldığı yetki ile “asgari ücret tarifesi” açıklamaya devam etmektedir. Odamız, yaratılan de-fakto  duruma rağmen bu tarifeyi uygulama ve uygulatma konusunda karalıdır. Ekonomik sıkıntılar yetmiyormuş gibi, meslektaşlarımız madenlerde meydana gelen kazalarda ölmeye, ölemeyen meslektaşlarımız ise yaşanan cinayetlerin müsebbibi olarak gösterilmeye, yargılanmaya devam edilmektedir. Açıkça belirtmek isteriz ki; yaşanan iş kazalarının en önemli nedeni madencilik faaliyetlerinin bilime ve tekniğe uygun olarak yapılmaması, maliyetten kaçınmak için, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini göz ardı eden daha fazla para kazanma hırsıdır. Maden işletmelerinde, bilimin ve tekniğin uygulayıcısı olan maden mühendislerinin mesleki bağımsızlık ve iş güvenceleri ile ilgili sorunları giderilmedikçe bu tür facialar yaşanmaya devam edecektir.3213 sayılı Maden Kanunu ile 6331 sayılı İş Güvenliği yasasında gerekli düzenlemeler yapılarak meslektaşlarımızın ve çalışanların hayatı yasal güvence altına alınmalı sorumluların hesap vereceği yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

TMMOB 48. Dönem Olağan Genel Kurulu başladı

“ÜLKEMİZİN ENERJİ İHTİYACINI, TAŞKÖMÜRÜ VE TTK’YI KONUŞMAZSAK EKSİK KALIRIZ”

Enerji üretimi için gerekli birincil kaynaklara ulaşmada uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma, rödövans, ruhsat devri, ruhsatların bölünmesi ve yap-işlet modeli gibi liberal politikalar, enerji tedarikinde ülkemizi dışa bağımlı hale getirmiştir.  Bu politikalar ile birlikte birincil kaynakların tedarikinin sağlandığı ülkelerde yaşanan savaşlar ve istikrarsızlıklar enerji arz güvenliği açısından ülkemizi daha da sorunlu bir noktaya gelmiştir. Son yıllarda enerji üretiminde birincil kaynaklarda ithal kömürün taşkömürü ile birlikte ilk sırada yer aldığı görülmektedir. 2021 yılında 3. sırada bulunan ithal kömür günümüzde ilk sıraya yerleşmiştir. Türkiye Taşkömürü Kurumu tarafından işletilmesi gereken Zonguldak havzasında ve Türkiye Kömür İşletmeleri ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen ruhsatlarda kamu işletmeciliği ya kısmi yada tamamen terk edilmiştir. Kamu yararının hiçbir şekilde gözetilmediği yüksek rezervli birçok saha, ruhsat devri ve rödövans sözleşmeleriyle özel sektöre devredilmiştir. Ancak, bu sahaların bir kısmında faaliyete bile geçirilememiştir. Dolayısıyla enerji arzı için kullanılan kömürlerin büyük kısmının ithal kömür olduğu anlaşılmaktadır. Her geçen gün daha da stratejik bir konuma gelen enerji arz güvenliği sorununun çözümü, çaresiz olarak, ithal kömürde aranmaya çalışılarak ülkenin kıt kaynakları da ziyan edilmektedir.

AKP iktidarı, enerji arz güvenliği bakımından liberal politikalarından vazgeçmemektedir. Maden havzalarında özelleştirme, rödövans, ruhsat devri, ruhsatların bölünmesi ve yap-işlet modelleriyle piyasacı anlayışını sürdürmeye ısrarla devam etmektedir.Coğrafi bölgelerden sadece Zonguldak havzasında; TTK ve çeşitli özel sektör firmaları tarafından taşkömürü üretimi yapılmaktadır. Her ne kadar ülkemizin ihtiyacını karşılamakta çok yetersiz kalınsada, taşkömürünün stratejik bir değer olduğu düşünüldüğünde, üretim faaliyetlerinden ve üretimin yeni teknolojiler ile eğitimli insan gücü kullanılarak artırılmasından asla vazgeçilmemelidir. Bununla ilgili yapılacak tüm çalışmaları ve yatırımları gönülden desteklediğimiz de kamuoyunca bilinmelidir.

Ancak, gelinen noktada; havza bütünlüğü adına TTK’ nın imtiyaz ve üretim sahaları korunamamış, ruhsat bütünlüğü muhafaza edilememiştir. Taşkömürünün Zonguldak havzasında ki en büyük üreticisi konumunda olan TTK’nın ekonomik yetersizliklere mahkûm edilerek her geçen gün biraz daha küçültülmesi, kendi ruhsat sahasının parçalanarak Kurumun dar bir alana sıkıştırılmasının yok edilişe hizmet ettiği ortadadır. Taşkömürünün salt enerji için üretildiğini söyleyenlere, yada sananlara anlatacak çok şey olduğu inancı ile şunu hatırlatmak istiyoruz. Havzada üretilen kömürlerin zenginleştirilmesi sonucu açığa çıkan düşük kalorili ara ürünlerin termik santrallerde yakıt olarak kullanıldığı gerçeği başka bir şey; endüstriyel gelişimin ve insan ihtiyaçlarının temelini teşkil eden demir/çelik üretimi için taşkömürünün yerine idame edilecek alternatif bir hammaddenin henüz kullanıma sunulamamış olması başka bir şeydir. O nedenle TTK ve havzada kömür üretimi yapan tüm şirketlerin önceliği demir çelik sektörü olmalıdır. Ayrıca önemli bir ayrıntıda taşkömürünü üretip zenginleştirmeden tuvönan şeklinde termik santrale yakıt olarak sunulması, yada ısınmak amaçlı yakıt olarak kullanılması, henüz taşkömürünün öneminin kavranamadığını açıkça göstermektedir. Madencilik konusunda Uzman Kuruluş olan Maden Mühendisleri Oda’sı olarak; TTK nın, Zonguldak, bölge ve ülke ekonomisi  için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu  kamuoyu ve sizlerle bir kez daha paylaşma gereğini hissediyoruz.

Doğal kaynaklarımızın çıkarılması ve kullanılması ile ilgili uygulanan politikalar tamamen ülkemizin çıkarlarına aykırı geliştirilmektedir. Madenlerimizin hammadde olarak çıkarılıp ucuz fiyatlara ihraç edilmesi ve onlardan elde edilen ürünlerin yüksek bedellerle ithal edilmesi ülke ekonomisi yönünden ulusal çıkarlarımızla çelişmektedir. Uygulanan bu yöntem incelendiğinde, tam olarak “sömürge madenciliğine” denk düştüğü görülmektedir.Enerji ve doğal kaynakların nasıl uluslararası piyasada pazarlandığının ve sömürge madenciliğinin en güncel örneği, 19.07.2023 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti Arasında Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Strateji Ortaklık Çerçeve Anlaşması”dır BAE ile yapılan anlaşma ülkemizin egemenlik haklarını ihlal edici niteliktedir. BAE’nin kârlı bulması halinde sadece finansman temin etmesi vaadi karşılığı; ülkemiz için stratejik öneme sahip doğal kaynaklar veya elektrik üretim sahaları öncelikli olarak BAE şirketlerine tahsis edilecektir. İmzalanan bu anlaşma ile önemli kamu zararları oluşabileceği gibi, BAE şirketlerine tanınmış özel imtiyazlar olup adeta bir kapitülasyon niteliğindedir. İmzalanan anlaşmayla, finansman bulma adına, önümüzdeki dönemde başka ülkelerle benzer anlaşmalar yapılmasının da önü açılacaktır. Finansman bulma adına stratejik bir öneme sahip olan enerji alanının yabancı tekellerin ve sermayenin kullanımına sunulması önemli sorunlara neden olacağı için kabul edilebilir değildir. Milyonlarca yılda oluşan ve yenilenemeyen doğal kaynaklarımızın gerçek sahibi halkımız olup, söz konusu kaynaklarımız toplum yararı doğrultusunda değerlendirilmelidir. Cumhuriyetin 100. Yılında, Cumhuriyet ile kurtulduğumuz kapitülasyonları hatırlatan uluslararası ikili anlaşmalarla stratejik öneme sahip doğal kaynaklarımızın ve elektrik üretim imtiyazının, yabancı ülke şirketlerine sunulmasını kabul edilemez buluyoruz.

“ZONGULDAK’TA KAÇAK OCAK GERÇEĞİ”

İşsizliğin ve yoksulluğun yoğun olarak yaşandığı kentimiz de işsizliğin ve yoksulluğun çaresizlik içinde bıraktığı insanlarımız kirli bir sistemin istemeden parçası olmaya devam ediyor. Güvencesiz ve her türlü tehlikeyi göze almaya zorlanan yoksul insanlarımıza artık sığınmacılarında eklemlendirildiği acı gerçekle yüz yüzeyiz. Daha önce de kaçak ocaklarda ölenlerin; direk diplerine, hastane önlerine bırakıldığını, hatta bu gibi cinayetlere kurban edilenlerin ocak sahibi olarak gösterildiğinin biliyoruz.

Yıllardır kanayan yara olarak, Zonguldak’ın gündeminden düşmeyen kaçak ocakçılık, ne yazık ki asla bitirilememiştir. Alınan güvenlikçi önlemlerin yetersiz kaldığı, kaçak ocakların bildiriminin ve imhasının  TTK’na havale edildiği, ancak bu yolunda yıllardır uygulanmasına rağmen başarısız olduğu ortadadır.

Kaçak ocak işletmeciliğinin bölgede istihdamı artırdığını ileri süren politikacıların bu işletmecilerle bağı sorgulanmadan, genel politikaların bürokrasi ve güvenlik birimlerinin olaya yaklaşımını değerlendirmeden, sanayi elektrik aboneliğini sağlayan enerji kuruluşlarını, orman sahası içerisinde bulunan bölgelerden sorumlu OGM’nü sorgulamadan kaçak ocak gerçeğini aydınlatmak ve çözümlemek mümkün görünmemektedir. Bu belirsizliklerin beslediği kirli sistem içinde, birilerinin bu durumdan kazançlı çıktıkları da bilinen bir gerçektir.

Meslektaşlarımızın ve tüm emekçilerin çalışırken ölmediği, iş güvenliği ve iş sağlığı önlemlerinin eksiksiz yerine getirildiği bir çalışma hayatının olduğu, emeğin kutsandığı, Ülkemizde ve dünyada barışın ve kardeşliğin meşalelerinin yandığı bir dünya kurulsun istiyoruz. İnsanlarımızın özgür bireyler olarak; lâik, demokratik, evrensel hukuk kurallarının geçerli olduğu demokratik bir ülkede yaşamasını istiyoruz. Bizler; başka bir dünya kurmanın  mümkün olduğunu biliyoruz...ve söylüyoruz. Yaşasın odamız, yaşasın TMMOB, yaşasın örgütlü mücadelemiz” dedi.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48.  Dönem Olağan Genel Kurulu gündemi şöyle

1. Açılış

2. Başkanlık Divanı Seçimi, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı

3. Açılış Konuşmaları

4. Çalışma Raporlarının Okunması, Görüşülmesi ve Karara Bağlanması

5. Şube Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Adaylarının Belirlenmesi ve Duyurulması

6. Oda Genel Kurul Asıl ve Yedek Delege Adaylarının Belirlenmesi ve Duyurulması

7. Dilek, Öneriler ve Kapanış

2. GÜN Seçimler

13 Oca 2024 - 12:35 - Gündem

Mahreç  Muhammet Karapinar



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Zonguldak Belediye Başkanlığı için hangi adaya oy vereceksiniz?
Tüm anketler