Kılıçdaroğlu, sessiz kalırsa açık hedef olacak

Bugün CHP’de ve muhalif çevrelerde, yıllardır iktidar olamamanın verdiği moral bozukluğu ile gardı iyice düşmüş insanlar olduğu gibi, telaş içinde acil çözüm yolları arayan ve ortalığı yakıp yıkmaya hazır insanlar da var.

Hiç kimse uzun uzun açıklamalar dinlemek istemiyor.

Hiç kimse kendini sorgulamak istemiyor.

Herkes suçlu arıyor ve hesap sormak istiyor.

Diyorum ki; Arkadaş telaşa gerek yok, biraz kendine zaman ayır ve kendine bak. 

Neden böyle davrandığını düşün. 

***

Yarısına kadar dolu su bardağını elinize alıp, çevrenizdeki insanlara ne gördüğünü sorduğunuzda; Bir kısmı yarısının dolu olduğunu söylerken bir kısmı da yarısının boş olduğunu söyleyecek. 

Az sayıda da olsa aynı anda “yarısı boş, yarısı dolu” diyenler olacak.

Öncelikle yarısı dolu diyenler, hayata genellikle pozitif bakan ve gelecekle ilgili olumlu düşünenlerdir.

Öncelikle yarısı boş diyenler, genellikle olumsuzluklara dikkati çeken, mükemmeli arayan ve gelecek ile ilgili olarak kaygılı olanlardır.

Kesin çizgilerle ayrıştırmıyorum, ama genel eğilimin böyle olduğunu düşünüyorum. 

Öncelikle dolu kısmını söyleyip, mükemmele ulaşmak için çabalayanlar olabileceği gibi, öncelikle boş kısmını söyleyip gelecekle ilgili umudunu kaybetmeyenler de vardır.  

***

Bunu neden söyledim?

Başta CHP çevreleri olmak üzere, muhalif kesim, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal olarak içinde bulunduğu durumu değerlendirirken genellikle bardağın boş tarafını anlattı.

Bu muhaliflik süreci 21 yıl gibi çok da rastlanmayan bir zaman dilimine yayılınca, bardağın boş tarafına bakmak bir alışkanlık haline geliyor. 

Alışkanlık olunca, dolayısıyla hayatın başka alanlarında da ister istemez yanlış değerlendirmeler yapılabiliyor.

Oysa dolu tarafa dikkatle bakarak ve dersler çıkartarak, boş kısmı doldurmak için güç toplamak gerekiyor.

***

Yıllar önce, Türkiye uzmanı bir ABD görevlisi, Türkiye’de askeri darbeler de olsa tablonun değişmediğini, yüzde 65 sağ, yüzde 35 sol olarak tanımlanacak bir seçmen yapısı olduğunu söylemiş.

Bu tabloyu, 1970’li yılların sonunda Bülent Ecevit bozdu, CHP çevresinde toplanan muhalif seçmen yüzde 42’yi buldu. 

Sonra askeri darbe oldu, CHP kapatıldı, muhalefet darmadağın edildi. Halkçı Parti, SODEP, SHP, DSP gibi partiler kuruldu.

Türkiye’de ne zaman muhalefet toparlanmaya başlasa, hemen havayı gerdiler ve yüzde 65, yüzde 35 ekseninde saflaşmayı sağlayacak hassasiyetleri kaşıdılar.

12 Eylül 1980 askeri darbe sonrası iktidar olan ANAP’a karşı 1991 yılında kurulan DYP-SHP (Demirel-İnönü) koalisyonu darmadağın edildi. Genel seçimler öncesi SHP’yi dağıtma operasyonlarını savuşturan ve ANAP iktidarını sonlandırmakta önemli rol oynayan Erdal İnönü, siyasette kalıcı olamadı.

Türkiye’de siyasetin en istikrarsız dönemi olan 1997 sonrasında DSP Genel Başkanı olarak sağ partilerle koalisyon hükümeti kuran Bülent Ecevit, başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin Ortadoğu politikalarına karşı çıkınca hem partisi, hem hükümeti darmadağın edildi.

Büyük Ortadoğu eş başkanı olarak 21 yıldır iktidarda olan Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, siyaseten her sıkıştığında havayı gerdi ve yüzde 65, yüzde 35 ekseninde saflaşmayı sağlayacak hassasiyetleri kaşıdı. Sık sık referandum yaptı. Olmadı, toplumu ortadan bölecek sözde başkanlık rejimini dayatarak iktidarını garanti altına almaya çalıştı.

***

Toplumu ayrıştırmak için alevi kimliği ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasından ve Cumhurbaşkanı adayı olmasından medet umdular. Alevi-Sünni, Müslüman-dinsiz ayrımlarını kaşıdılar.

Sonra Kürt- Türk ayrımını kaşıdılar. Terörist, hain, ajan gibi her türlü söylemlerle hedef yaptılar.

Sonuç; Sayısı 1.5 milyona yaklaşan yabancı seçmen ve bazı bölgelerde sandıklara doğrudan müdahale edilerek kazanıldığı tartışılan bir seçim.

Sonuç; Kendileri için en zayıf aday gördükleri Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP etrafında toplanan, en kötü ihtimal ile yüzde 48 seçmen.

Sonuç; Artık yüzde 65, yüzde 35 tezgahı tutmuyor.

Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP’ye ve diğerlerine zalimce saldırmaları bundandır.

Bardağın dolu tarafı göründüğü gibi değil. Alınacak çok ders var ve değişim daha hızlı olabilir.

Fazla zaman geçirmeden Kılıçdaroğlu’nun çıkardığı dersleri, özeleştirisini ve yol haritasını da dinlemek lazım. Kılıçdaroğlu, sessiz kalırsa açık hedef olacak.

***

Bardağın boş tarafını görmek için Zonguldak’a bakalım. Çoğu il de Zonguldak gibi. 

Sonucu değiştirecek yabancı seçmen yok. Sonucu değiştirecek doğrudan dış müdahale yok.

Sonucu etkileyen Genel Merkez (CHP ve diğerleri) politikaları var.

Ama sorun başkalarını suçlayacak, hele hele seçmeni suçlayacak kadar basit değil.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turhan Oral - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.