Yaşam bilgeliği üzerine

İnsan doğasından çıkan varoluş sebeplerinin, en başa tutulan yanlarından biri yaratılış gayesindeki düzendir. Hayatının hangi noktasının ne şekilde olacağını kendi düzen ve ilerleyen amaçlarının doğrultusundan çıkarır. Ne var olmayla ne de ilerlemeyle devam eden bu sürede hangi noktada olmayı ya da hangi tecrübelerle yaşamayı azmimizle buluruz. Bir taraf belki eksik bir taraf belki çok yarım kalacak ama eninde sonunda istesen de istemesen de yaşamak için savaşlar veriyorsun. Eskilerin öyle güzel bir lafı var ki öldürmeyen acı güçlendirir diye. Günün sonunda yine kendi yaşam ve tecrübelerinle ilerliyorsun. Sabretmek ve doğal yollarla kendi farkına varabilmek bunun için kendi benliğini ortaya koymak en büyük iyiliktir insanın kendisi için.

Eksildiğimiz yerden tekrar doğmak, kırıldığın yerden yeniden yeşerebilmek yeri geldiğinde Zümrüdü Anka olmayı bilmek, küllerinden daha da iyi var olabilmek gerekiyormuş.

Dünyanın en doyumsuz varlıkları olarak nitelendirebiliriz kendi yapımızı. Her halükârda sürekli birilerine ya da bir şeye aç durumdayız. Doğamız gereği mi yoksa yapımız gereği mi cevabını asla bulamadığım bir soru bu. Ne elde olana bir çaremiz var ne de elden gidene. Başarmak diye sürekli avutulduğumuz bu evrende belki de en büyük kayıp daha da çok olsun diye kendimizi çok yıpratıyor olmamızdır. Kazandığımızı sandığımız şey belki de sonumuzu getiren bir felakettir. Kim bilir.   Elimizde olanla yetinebilmek neyimize yetmemiş anlaması ziyadesiyle güç. Hırslarımız mı bizi bu kadar yoran diye düşünmek yerine tüm konunun başlangıcının ve bitişinin kendimizde olduğunu anlamak gerekiyormuş.

İsraf etmek. Sadece bir yemek ya da para değilmiş. En çok israf edilen şey sevgiymiş. Ulaşılması bir o kadar kolay ama bir o kadarda zormuş. Her anına şahitlik edebilecek anlarda bile mahvedilebilecek tek şeymiş. Fiziksel yaşamın ruhsal yaşamdan daha da çok ziyan getirdiği o dönemdeyiz. Gündelik yaşamın içinde kayboluyoruz bir bir.

ÇOK HIZLI GİDİYORUZ, RUHLARIMIZ GERİDE KALIYOR

Hayatın üç evresini de yaşamış olan insanlar ne de şanslı gelir her daim. Evvel zamanın yoruculuğunu ahir zamanın huzurunu tatmışlar. Bir arayış içinde olmaktansa arayışın iç haline bakmak kafasal olarak oldukça zor olsa da olması gereken şey tam olarak da budur. Anda kalmak sevgili okurlar. Ne gelecek ne geçmiş derdini getirir. Keşkelerden ziyade iyi kilere yöneldiğiniz anlarınız olsun her daim.

UNUTMAYIN Kİ;

GERÇEK ZENGİNLİK SADECE RUHUN İÇSEL ZENGİNLİĞİDİR

GERİ KALAN NE VARSA KAZANÇTAN ÇOK BELA GETİRİR…

SEVGİLERİMLE

EDA NUR ÖZTÜRK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eda Nur Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.