“HANİ SAĞLIKTA ÇAĞ ATLAMIŞTIK?..”

Covid-19 sonrası dünyada dengeler alt üst oldu, ekonomisi güçlü, siyasi rotası ilim ve bilim üzerine inşa edilmiş, toplumun her kesimiyle barışık, hukuk düzeni örselenmemiş, günlük siyaset değil, uzun vadeli siyasi politikaları olan ülkeler küresel salgından çok fazla etkilenmedi.

Ülkemizde ise “Vatandaşlara her türlü sosyal desteği sağlıyoruz ” denildi. Türkiye salgın döneminde vatandaşına doğrudan destek sunan ülkeler arasında sondan ikinci sırada yer aldı. Bu kadar olumsuzluklara rağmen Pandemi ye boyun eğmedik, belimizi salgın bükmedi, siyasi erk’in olumsuz sağlık politikaları belimizi büktü!

Dünyada yaşamın normalleştiği bir ortamda üzerimize çöken karabulutlar bir türlü kaybolmadı! Her geçen gün yaşam kalitesi düştü, ekonomik kriz derinleşti, Türk lirası değer kaybını sürdürdü, döviz kurlarındaki yükselişe bağlı hayati önem taşıyan birçok ilaca erişim engeli artarak çoğaldı.

Zonguldak başta olmak üzere, ülke genelinde Covid-19 döneminden daha kötü duruma düştük, sağlıkta alarm çanları çalmaya başladı! Hastanelerde muayene randevusu alamayanlar çareyi acil servislere yönelmekte buldu, acil servisler doldu!

Bırakın muayene randevusu almayı ölümcül hastalık derecesinde olanlar için yoğun bakımlarda yer bulunamıyor! Mevsimsel hastalıklar artış gösterdi, hastalığı nüksedenlerle yoğun bakım üniteleri doldu taştı, civar illerde ki hastanelere sevkler başladı.

Kömürlü termik santrallerin de olduğu, insan sağlığı ölçeğinde risk faktörleri yüksek bir madenci şehri Zonguldak. Her evde madende çalışan veya emeklisinin olduğu havzada, son yıllarda sağlık başta olmak üzere her alanda negatif gelişmeler yaşanıyor!

Zonguldak’ta kamudan emekli 59 yaşında, uzman doktor yakını, tanınmış bir gazetecinin kardeşi olan hasta için yoğun bakımlarda yer bulunamadı. SSK devlet hastanesi ve Bülent Ecevit Tıp Fakültesinde doluluk nedeniyle Kocaeli Tıp Fakültesine nakledilerek tedavisine başlandı.

Sağlıkta dönüşüm programı kapsamında özelleştirmenin yeni bir türü olarak kabul edilen Kamu özel işbirliği modeli altında yapılan şehir hastanelerine yer tahsisi çözümü konusunda şehir dışına yapılması sorunları da beraberinde getirdi. Devlet Hastanelerini tek bir çatı altında toplamak kulağa hoş gelebilir. Ancak şehirden oldukça uzakta yapılan sağlık kurumlarına ulaşım eziyete dönüştü. Bırakın ulaşım sorununu, hastaneye ulaştığında tedaviye cevap verebilecek yeterli sağlık personeli olmaması ayrı bir sorun! Mevcut devlet hastaneleri ise tel tel dökülüyor, uzman hekim eksiliği bir yana fiziki noksanlıklar giderilemiyor.

Olumsuz sağlık politikaları sonucu kamu hastanelerinde uzman doktorlar yurt dışına, yâda özel sağlık kurumlarına yönelmesi sağlık alanında krizi derinleştirdi! Sağlık bakanlığı özel hastanelerle yeni bir anlaşmaya gidemedi, yıllar önce hastanelerde sıkışmanın önüne geçebilmek ve siyasi konjektör gereği özel hastanelerle yapılan yüzde onluk düzenleme devede kulak kaldı! Özel sağlık kuruluşlarında muayene, tedavi ve yatış ücretleri can yakmaya başladı!

Geçmişte Türkiye’nin sağlık alanında başarıları sağlık turizmine dönüşmüş, dünya genelinde ün yapmış hekimleri vardı. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu Önder Atatürk ”Beni Türk hekimlerine emanet edin” diyerek sağlıktaki potansiyeli ifade etmişti. Ancak son yıllarda ekonomik kriz ve sağlık alanındaki olumsuz politikalar sağlık sistemini çökme noktasına getirdi!

Ülkenin yakın geçmişinde sağlık alanında hiç bu kadar çaresiz kalınmamış, insanlar sağlık hizmetlerinde bu kadar mutsuz ve umutsuz olmamıştı! Teknolojinin bu kadar ileri düzeyde olmadığı yıllarda belki ilaç kuyrukları vardı ama ilaç bulunabiliyor, uzman doktor eksikliği hissedilmiyordu!

Anayasanın 56.maddesine göre “Sosyal devlet, her bir vatandaşına hem koruyucu hekimlik hizmeti hem de tedavi hizmetleri vermek zorundadır.” İnsan onuruna yakışır sağlıklı bir hayat her vatandaşın doğuştan kazandığı Anayasal bir hak olup, devletin vatandaşına karşı asli görevlerindendir.

Gelinen aşamada sağlık alanında sorunlar büyüdü, vatandaş özel hastanelere muhtaç duruma düştü! En vahimi de toplumun büyük bir kesimi ülke koşullarında maddi imkânsızlığın getirdiği çaresizlikle sağlığından oldu! “Sağlıkta çağ atladık “gibi söylemlerin realiteye dayalı bir ifade olduğunu toplum olarak çok isterdik, buna çokta ihtiyacımız vardı. Ancak gazın ayağı öyle değil, sağlıkta yaşanan gerçekler ortada!

Kötü günleri geride bırakıp gelecekte güzel ve sağlıklı günler görmek istiyoruz ama gidişatın seyri hiçte iyi değil! Her geçen gün geçmişi aratacağını tahmin etmek çok zor değil, kâin olmaya da gerek yok!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Altıntaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.