“Bu gidişat hayra alamet değil!..”

Demokrasinin en ideal yöntemi doğrudan katılımlı demokrasidir. Demokrasinin sorunlu olması son 30 yılda batının demokrasi kavramını kullanarak “Demokrasi getireceğiz” diye gelişmemiş ülke yönetimlerini alaşağı ederek tahakküm altına almasının yaşanan sancılarıdır!

Ülkede doğrudan demokrasi kâğıt üzerinde kaldı, mevcut olan temsili demokrasiden başka bir şey değil ama demokrasi havariliğinden de vazgeçilmiyor!

Demokratik Laik bir ülkede şeriat çağrıları dillendirilmeye başlandı, hukuk düzeni tartışmaya açıldı, herkese eşit mesafede olması gerekenlerin ayrıştırıcı söylemleri toplumsal bütünleşmeyi örseledi. Demokrasinin erdemi olan farklı görüşler, farklı siyaset anlayışı yok sayılarak tek elden siyaset anlayışı sergilenmeye başlandı!

Her toplum demokrasiyi kaldıramıyor, hele de din ile devlet düzeni arasındaki nüansı anlayamayan toplumlara demokrasi fazla geliyor. Toplumlara sorunlu gelen demokrasiler için ideal bir devlet yapısı ve adalet anlayışı üzerine odaklanmış, Yunanlı filozof ve düşünür Platon,”Cahil bir toplumun demokrasiyle yönetilmesi kadar büyük bir felaket yoktur” demişti.

“Dünya bizi kıskanıyor, küresel güçler gelişmemizi engellemeye çalışıyor”  gibi siyasi söylemlerin algıdan öteye geçmediği görüldü! Krizler peş peşe geldi, kafasını kuma gömenlerle gelişmeleri ve dünyayı anlamaya çalışanlar arasında görüş ayrılıkları derinleşti!

Mayıs seçimleri öncesi, Cudide, Gabarda, Karadeniz de gaz bulundu, yüksek rezervler keşfedildi müjdesi topluma pompalandı ama yaşam kalitesinde değişen bir şey olmadı, akaryakıt 40 liranın çok üzerini gördü. Akaryakıta yapılan zamlar yaşamın her alanını olumsuz şekilde etkiledi. Geçmişte 1970’li yıllarda Ecevit hükümetine Amerika Birleşik Devletince uygulanan Ambargonun nedenleri anlatılmadan, olumsuz yönleri seçim meydanlarında siyasi malzeme yapılarak algı siyaseti devam etti!

Önümüzde ki Mart yerel seçimleriyle 2028 yılına kadar seçim takvimi de kapanacak. Beş yılda beş merkez bankası değiştirilen ülke ekonomisinde yakın gelecekte güzel günler görmeyeceğimiz ortada, tahmin etmek için müneccim olmaya da gerek yok. Bir tasarruf genelgesi yayınlandı uyan olmadı. İktidarın ekonomi adımları günü kurtarmak üzerine kurulu, kriz ötelemeden öteye geçmedi. Emekli kesim market market gezerek ucuz mal bulmaya çalışıyor, kimisi de mahalle pazarlarının sonunu bekleyerek artıkları ucuza almaya başladı. Seçim öncesi yaldızlı laflar edildi, ”emeklileri refaha ortak” edeceğiz denildi, açlık maaşının altında bir ücrete reva görüldü. İnsanca ve onurlu bir yaşam için sosyal devlet, sosyal adalet çerçevesinde eşit ve adil bir gelir dağılımı dışında bırakıldı!

Vatandaşa tasarruf ve kemer sıkma çağrısı yapılırken siyasi erk ”İtibardan tasarruf edilmez” anlayışından vazgeçmedi. Seçim sonrası ekonomik olarak izlenecek yol yöntem az çok şekillendi, gidişatın hiçte iç açıcı olmadığı görüldü. Seçim sonrası 1 Nisan şakası gibi başlayacak, can yakan zamlar ve hayat pahalılığı karşısında yaşam daha da zorlaşacak. Asgari ücretliye memura, işçiye, sosyal destek alana, emekli kesime yapılan ücret artışları toplumun her kesimini azda olsa rahatlattı ama ülke koşullarında bu artış suni solunumdan öteye geçmeyecek, verileni enflasyon canavarı yutacak, kemer sıkma dönemi başlayacaktır!

Geçtiğimiz yıl Türkiye, dünyanın en mutsuz ülkeleri arasında yer aldı.  Ülke toplumlarının mutluluk endeksleri ortalama yaşam süresi, sosyal destek, özgürlük, yolsuzluk algısı, kişi başına düşen gelir gibi faktörlerden anlaşılır. Son yayınlanan 2023 raporuna göre, dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya oldu. Finlandiya’yı Danimarka, İzlanda, İsrail ve Hollanda takip etti. Dünyanın en mutsuz ülkeleri arasında ise son sıralarda Afganistan, Ruanda, Güney Sudan, Yemen ve Botsva geldi, sondan beşinci olan ülkelerden sonra yer aldık. Rapora göre Türkiye’de toplum yaşamının gittikçe mutsuzlaşmasının başlıca nedenleri arasında, yaşanan ekonomik kriz, olumsuz politik atmosfer, hükümete güven eksikliği, yoksulluk, gelir adaletsizliği, hukuk sisteminde siyasallaşma gibi nedenler gösterildi.

Yerel seçimlere az bir süre kala seçim meydanlarında, vaatler havada uçuşuyor, olmayanı, verilemeyeni vereceğiz nutukları atılıyor, kutuplaştırıcı söylemler hız kesmiyor. Yüz yıl önce ulus devlet olmayı elbirliğiyle başarmış toplumun bir kısmı siyaseten ayrıştırıcı söylemlerle minder dışına itilmeye çalışılıyor! Akla mantığı sığmayan, sosyal devlet, sosyal eşitlik anlayışından tamamen uzak sözler sarf ediliyor! Oysa dayanışma ruhu, birlik ve beraberlikle tüm zorluklar aşılabilecekken yapılamıyor. Bir ileri bir geri, ekonomik zorluklarla boğuşarak yata kalka yaşam sürsün, iktidar devam etsin gibi bir durum var ortada! Toplumsal güvenin kaybolmaya yüz tuttuğu bir ortamda güzel günlere ulaşabilmek gittikçe zorlaşıyor, gelecek günler için umutlar yeşermiyor!

Gidişatın seyri  ülke ekonomisi,hukuk ve toplum sosyolojisi bakımından hiçte iyi değil,bu gidişat hayra alamet değil!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Altıntaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.