ÇOCUK OLMAK

Hakkında en ufak bir fikrimizin olmadığı yaşam karmaşıklığına gözlerimizi açtığımız andan bir müddet sonra hayat; bize gözlerimiz sonsuza kadar kapanana dek bazen sonunu çoktan bildiği, bazen sonucun ne olduğunun bize bağlı olduğu, bazen ise sonucu beynimizin her bir hücresini canı çıkana kadar yorsak bile asla öğrenemeyeceğimiz çoktan seçmeli sayısız alternatif sunar.

Attığımız her adımda karar verme silsilesinden oluşan bu hayatta gözümüzde bir dağın ulaşılamayacak tümseği kadar büyüttüğümüz bir amaç ya da mantığın kabul etmeye çalışırken kendini kaybettiği sonu gelmeyen hayallerimiz için çizdiğimiz yolu katederken bir kum saatindeki kum taneleri gibi akıp giden zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamadan yaşımız gelir geçer ve çocuklumuza dair en ufak bir anı kırıntısını hatırlamak bize dünyanın en zor işiymiş gibi gelir.

Oysaki bu durumun aksine tartışmasız her çocuğun -başına geleceklerden habersiz bir şekilde- bir çırpıda büyümek için bütün varını yoğunu ortaya koyacak kadar sabırsız davranması alışıldık bir durumdur ve her sabırsızlıkta olduğu gibi bu çocuk aklı ile düşünülmüş sabırsızlığın sonucunda da kursakta yüzü buruşturan tatsız tuzsuz bir hissin geçmek bilmeyen izi kalır.

Bunca keyif bozan sonuçlara, umut kıran kararlara, can sıkan seçeneklere, kaçılamayan acılara, hayrete düşüren ihanetlere, gözyaşı döktüren unutulmuşluklara rağmen durdurmanın imkansız olduğu zaman içinde fiziksel olarak yaş alıp ruhu çocuk olan, daha doğrusu çocuk olabilen insanlar da bulunur ve böyle bir dünyada ruhun çocuk olabilmesi görüp görebileceğiniz en sevimli yetenek, bir çocuk gibi davranmayı tercih etmesi en büyük cesarettir çünkü hayatın sunmuş olduğu sayısız çoktan seçmeli seçenekler arasında kontrol altına alınamayan bazı nedenlerden ötürü maalesef ki çocuk olmanın ne demek olduğunu tecrübe edinemeyen bir dolu insanın yer aldığı kanıtlanmış olan bir gerçektir.

Bu acınası duruma engel olmak için, bütün çocukların yerden göğe kadar çocukluğunu yaşaması ve ömrünün son dakikasına kadar hafızalarına içten bir memnuniyetle kazıyıp sıcak gülümseyerek hatırladıkları bir ton çocukluk anısı biriktirmeleri için, herkes çocuk olmanın ne demek olduğunu deneyimlesin diye Çocuk Hakları Sözleşmesi 20 Kasım 1989 yılında  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir.

1946 yılında kurulan UNICEF(United Nations Children’s Fund), Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Acil yardım Fonu, ise bu çocuk haklarını korumakla yükümlüdür.

Ülkemizde ise, 11 Ocak 1995 tarihli Başbakanlık Genelgesi uyarınca, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin sorumluluğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu(SHÇEK) Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir.

Üstelik, ülkemizde  bununla sınırlı kalmayıp çocuk haklarına dair birçok kurum açan önemli kişiler bulunmsktadır.

Dünyadaki tüm ülkeler tarafından kabul edilen çocuk haklarının tanımı en genel tabiri ile şu şekilde açıklanmaktadır:

‘’Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukları doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır.’’

Çocuk olmayı bir elmastan daha değerli kılan, bir zamanlar iyi ki çocuk olmuşuz dedirtip o anları iliklerimize kadar hissettiren olaylardan bir diğeri de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır.

Binlerce kez savaşıp sonunda en heybetli zaferi kazanarak 23 Nisan 1920 tarihinde Türk halkının özgürlüğüne kavuşmasını kutlamak adına Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK bugünü bayram ilan etmiştir ve ileri görüşlülüğüne tüm benliğiyle güvenerek çocukların içindeki umudu, çalışkanlığı, vatanını sahiplenici yönleri gözlemlediğinden dolayı bu bayramı da çocuklara armağan etmiştir.

O zamandan bu yana, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104. yılı kutlanmaktadır.

Dünyaya gelen herkesin çocuk olmanın verdiği hissi tatması ve tüm çocukların -çocuk ruhlular da dahil olmak üzere-  bayram sevincini doya doya yaşaması dileklerimle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemre Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnanış Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnanış Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İnanış Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnanış Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Ayca - Bayıldım cok bilgilendirici ve güzel olmus ellerinize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 30 Nisan 22:53