Yazı Detayı
06 Şubat 2019 - Çarşamba 18:12 Bu yazı 475 kez okundu
 
AZRAİL HEP HABERSİZ GELİR!..
Neslihan YÜKSEL
 
 

Güneş ve ayın hizmetinde, robotlaşmış hayatlar yaşıyoruz. Sabah oluyor, kalkıyoruz. Gece oluyor, yatıyoruz. Gün içinde o işi yapayım, bu işi yetiştireyim derken bir sürü telaş, koşturmaca. Ve ertesi güne dair planlar, randevular, istekler, temenniler ediliyor. Hatta bazen; bir sonraki seneye ait planlar. Bilmem kaç ay öncesinden alınan biletler. Tatil planları, iş seyahatleri falan filan. Gece olunca alarmı kur ve yat. Kafada bir sürü düşünce onu yapacağım, bunu yapacağım, bunu ertelesem de olur. Bunu asla erteleyemem. Bunun gibi kendimizi dünyanın merkezinde ve vazgeçilemez gibi gördüğümüz daha  bir sürü şeyler. Dahası; devam edip etmeyeceği muallakta olan ve buna rağmen boş yere harcanan bir sürü zaman. Ve dahası fındık kabuğunu doldurmayacak şeyler için yanıp yıkılmalarımız!...

Hep ben, ben, ben! Hatta bazen biraz abartıp “Ben olmasam; ne yaparlar bilmem!” deriz. Oysa, hiç kimse vazgeçilmez değildir. Ve herkes için bir alternatif vardır. Herkesin yeri bir şekilde dolar, doldurulur. Mezarlıklar bu şekilde düşünüp şu an toprağın altında kemikleri bile kalmayan ölülerle doludur.

Firavun kendini Tanrı zannediyordu. Ne oldu? O da her canlı gibi öldü, yok oldu...

Ölümü bilerek veya hatırlayarak yaşamıyoruz. Aklımıza bile getirmek istemiyoruz. Tamam iç açıcı bir konu değil, kabul ediyorum. :)) Dünya çok tatlı. Kimse ölmek istemiyor. Ve kimse aslında; ölümü kendine yakıştıramıyor. Ama; maalesef ölüm bir gerçek! Ne zaman ki bir yakınımız veya tanıdığımız ölüyor. İşte o zaman; “Dünya boş!” diyoruz. Sonrasında, yine aynı şekilde devam. Dünya bir şekilde cezbedip kandırıyor bizi. Ya da kanmak işimize geliyor. Kolaya kaçıyoruz belki...

Ne kadar kalabalıklarla yaşarsan yaşa, tek başına ölürsün. Tek başına gömülürsün. Bu dünyaya ait bir şey götüremeyeceğini anlatmak ister gibi, cepsizdir hep kefenler. Ne kadar ölümle dalga geçersen geç, sabırlıdır sırasını bekler Azrail. Vakit dolunca gelir. Kaçışı olmayan bir tecellidir ölüm. Her canlı, vakti dolunca emanetini verir.

Önemli olan; uzun veya kısa yaşa hiç farketmez. Yaşam denen bu süreçte; kendimizi ertelemeden, ihmal etmeden sonu belirsiz olan bu zamanı dolu dolu, güzellikler yaparak, iyilikler yaparak, dünyaya biraz renk katarak yaşamak. İhtiyacı olanın yanında olmak. Düşene el uzatmak, güçsüze destek olmak. Ve el elde, baş başta kalıp son nefesimizi verdiğimizde “Ne güzel adamdı!” , “Ne güzel kadındı!” dedirtmek. Mümkün olduğunca yanlıştan kaçarak yaşamaya çalışmak. Bu canın tende emanet olduğunu ve zamanı dolunca alınacağını bilmek. En önemlisi de; sevdiklerimize onları kaybetmeden sevgimizi göstermek. Son pişmanlık fayda etmez. Azrail hep habersiz gelir! Ve orada burada bonkörce harcadığımız hayata son verir. Her gidiş erkendir. “Daha yapacak çok şeyi vardı!” der hep kalanlar. Belki son nefeste, “Keşke şunu yapmasaydım, şöyle yaşasaydım!” demekte gidenler...

Yaşadığımız sürece her uyandığımız sabaha minnetle uyanıp umutla, hakkını vererek yaşamak gerek. Her yediğimiz lokmayı, dünyanın en değerli lezzeti bilmek gerek. Dünya denen bu alemden göçerken; arkasında  onu özleyen, dua eden, önemseyen, kavuşmayı bekleyen, yad eden insanlar bırakmak en güzeli sanırım. Hatır’a gelince dudaklarda bir gülümse bırakıp “Çok iyi insandı!” diye yad edilmek ümidiyle. Yoksa dünya denen bu alemden, kimler geldi? Kimler geçti? Kimler geçecek?...

Hoş bir sada bırakmak temennisi ile, sevgi ve saygılarımla;

Instagram/tcneslihanyuksel

Facebook/İçsel Algılar

Blog/icselalgilar.blogspot.com

 

 
Etiketler: AZRAİL, HEP, HABERSİZ, GELİR!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı