Yazı Detayı
25 Nisan 2019 - Perşembe 17:21 Bu yazı 560 kez okundu
 
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Bu dava, meslek hayatının son davasıydı. Karara bağlar mıydı bilinmez ama başka bir dava almayacağı kesindi. Son dava, şanına yakışır bir dava olmalı, son dava, bütün diğer davaları unutturmalıydı. Başlaması da, bitişi de hafızalara kazınmalı, Halil Hâkimin son davası Adliye koridorlarında dilden dile dolaşmalıydı. Onun için klasik çağrı yapmak yerine, farklı bir yol denedi. Mübaşire “sıradaki dava” demeyi bile belli bir kafiyeyle söyledi. Meslek hayatını bir şiire benzetirse, şiirindeki son mısra buydu; kafiyesi de, uyağı da, dizesi de tam yerinde olmalıydı.

Sıradaki dava” dedi hâkim, mübaşir “Şiddetsiz geçimsizlik” diyerek bir kadın ve bir de erkek ismi bağırdı, koridorun köhne duvarlarında yankılanarak.

Hâkim, “herhalde yanlış söyledi” diye pek üzerinde durmadı. Doğru ya “şiddetsiz geçimsizlik” olmazdı, şiddetli geçimsizlik olurdu. Geçimsizliğin şiddetini kim ölçerdi orası bilinmezdi ama hepsi de şiddetli bir geçimsizlikle mahkeme koridorlarında “huzur” ararlardı. Tıpkı mutluluğu yanlış yerde aradıkları gibi…

Meslek hayatına başladığında boşanma davalarına baktı, emekli olana dek de hep benzer davalarla uğraştı durdu. Davanın başlamasıyla bitişi çok uzun sürmezdi. Hep gün atardı, belki aile büyükleri barıştırır diye düşünürdü. Sonra “büyükleri” önemseyenin kalmadığından yakınmaya başladı, aile kavramının da ilk o zamanlar çürümeye başladığına inanıyordu.

Halil Hâkimin emekliye ayrılmasına birkaç gün kalmıştı, yeni dava almaya niyeti yoktu ama boşanma davalarına bakan diğer hâkim izne ayrılınca bakacağı son davalar da önüne gelmişti. Bu davada onlardan birisi, hatta sonuncusuydu.

Mübaşir ikinci bağırmaya hazırlanıyordu ki, içeriye bir kadın ve bir erkek girdi. İkisi de sanık sandalyesine yakın yerde durdular, hâkim “otur” işareti yapınca ikisi de oturdu.

Halil bey, davaya başlamadan çiftçi incelemeye başladı, hep böyle yapardı. Onlar konuşmadan, tecrübesini konuştururdu. Belki konuşamazlar, belki heyecanlanırlar, belki düzgün cümle kuramazlar diye, vücut dilini konuşturur, tecrübesiyle yoğururdu.

Erkek 30’lu yaşlardaydı, kadın da 20-25 gösteriyordu. Erkek yakışıklı denecek gibiydi, kadın da çok güzel birisiydi. Doğrusu ikisi bir birine çok yakışıyordu. Uyumlu bir çift görünümündeydiler, bu boşanma nereden çıkmıştı? Bak şimdi merakı bir kat daha arttı. Üstelik ikisi de “pırlanta” denilecek bir görünümdeydi, iyi insanlardı ve iyiler bir arada yaşamalıydı, ayrı düşmemeliydi.

Salonda avukat yoktu, savcıya da gerek görülmemişti. Bir hâkim, bir de sıradaki davanın anonsunu yaptıracak mübaşir vardı. Mübaşir arada bir de “şiddetli geçimsizliğin” şahitlerine yemin ettirirdi, sadece gerçeği söyleyeceklerine yemin ederlerdi, çoğu da gerçek olmayanı söylerdi. Mübaşir de bilirdi ki, bir insanın gerçeği söylemesi için yemin etmesine gerek yoktu. İnsanın doğası, doğruyu söyleme üzerineydi. Aksine yalan söyleyecekler için bir yemin merasimi düzenlenmeliydi ya, her şey gibi bu da bozulmuştu.

İlk sözü hali üzere hâkim aldı; “şiddetli geçimsizlikle mahkememize boşanmak istediğinizi…

-Sayın hâkimim bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik.

Halil Hâkim şaşırdı. Deminki mübaşirin anonsunda bir yanlışlık olmadığını o zaman anladı ama şiddetsiz geçimsizliği anlayamamıştı.

-Nasıl yani, diye sordu…

-Sayın hakimim, eşimle severek evlendik..

Evet” diye araya girdi genç kadın.

Genç adam devam etti; Biz bir birimizi çok seviyorduk, halen de çok seviyoruz.

-Ah be evladım! Bu benim son davam. Farklı olsun dedim ama böyle değil. Madem bir birinizi seviyorsunuz benim karşımda ne işiniz var, bu soğuk duvarların arasına ne diye geçtiniz, sıcak ve mutlu yuvanız varken?

-Haklısın hâkim bey, biz de bu soruyu kendimize çok sorduk ama cevabını burada bulacağımıza inanarak geldik…

-Bu anlattıklarından bir geçimsizlik yok, dur bakalım diyeceğim ama sen hikâye gibi anlatacaksın. İyisi mi saadete gel.

-Tamam, hâkim bey. Eşimle üç yıl önce evlendik ve üç yıldır bir birimize ne kötü bir söz söyledik ne ters bir laf konuştuk.

Öyle” diye araya girdi genç kadın.

Hâkim sinirlendi, “Evladım siz benle dalga mı geçiyorsunuz? Yoksa meslektaşlarım ‘son dava oyunu’nu üzerimde mi deniyor. Madem böyle sevişiyorsunuz, niye boşanıyorsunuz?

Genç adam devam etti;

-Bizim bir geçimsizliğimiz var ama şiddetli değil, şiddetsiz yani sessiz geçimsizlik.

-O nasıl oluyor?

-Şöyle oluyor hâkim bey, bir birimizle konuşmuyoruz, dertleşmiyoruz, bir birimizi dinlemiyoruz, artık bir birimizle paylaşacak bir şeyimiz kalmadı. Hatta bir süre sonra yolda bir birimizi görsek tanımayacağımızdan korkuyoruz.

-Neden?

Genç adam cebinden cep telefonu çıkardı, “aha da bundan” diyerek hâkime gösterdi ve devam etti.

-Sayın hâkimim, sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp işe gidiyorum, hanım da çalışıyor o da başka bir araçla işe gidiyor. Sabahtan akşama kadar bir birimize hasret kalıyoruz. Akşam eve gelince o bir köşede telefonla uğraşıyor, ben bir köşede.

-Yemek yemiyor musunuz?

-Ne mümkün sayın hâkimim ne mümkün? Aslında hiçbir yemek paylaşımını kaçırmaz ama yemek yapmayı da bilmez. Olsun dedim, ben eşimi seviyorum, yemek yapmasını değil ya…

-Aferin be, ilk kez böyle bir eş gördüm. Kızım sen yemek yapmayı bilmiyor musun?

-Biliyorum hâkim bey! Bütün yemek paylaşımlarına bakarım, bütün yemek programlarını tek tek izlerim ama uygulamada benimkin değişik çıkıyor…

-Nasıl yani?

Sözü genç adam aldı;

-Sayın hâkimim geçen gün bir ıspanak yapmıştı, ıspanakları doğramayı unutmuş mesela…

-Öyle olur mu be kızım, ıspanağı bir güzel doğrayacaksın, sonra.. ne diyorum ben ya…

-Geçen gün kuru fasulye yaptı, suyu koymayı unutunca gerçekten de kuru fasulye oldu ama çok kuru!

-Susuz kuru fasulye mi olur aa kızım, yanında da bir baş soğanı doğrayacak, biraz pul biber serpecek, biraz da limon sıkacaksın, ohh tadından yenmez!

-Sahanda yumurta yaparken de sahanı unutmuştu…

-Bak onu ben çok iyi yaparım, önce yağı sahana koyuyorsun, sonra.. üfff be siz de burayı yemek programına çevirdiniz.

-Özür dileriz hâkim bey, mesele yemek değil, sessizlik. Yoksa çok şükür halimiz vaktimiz yerinde, iyi de kazanıyoruz. Hani dışarıda da yeriz ama hep telefonla uğraşmaktan bir birimizi davet edemiyoruz, bir tek cümle konuşamıyoruz.

-Eve gelince telefonu kapatın.

-Çok denedik hâkim bey, bu süre 15 dakikayı geçerse başarı sayıyoruz ama zaten olsa da bu defa uğraşacak başka bir teknolojik alet buluyoruz.

-Yani aslında ikiniz de sorunu biliyorsunuz, teknoloji sizin değil, siz teknolojinin esiri olmuşsunuz.

-Aynen öyle ama bu esaretten kurtulamıyoruz. Bizi özgür bırakın hâkim bey, bizi boşayın ki aklımız başımıza gelsin!

-Çocuklar bu benim son davam, iki gün sonra emekli oluyorum. Köyde küçük bir bahçesi olan ev aldım. Çiçekle uğraşacağım, toprağı eşeleyeceğim, temiz havada gezeceğim, bugüne kadar aldığım bütün stresi atacak çok yer bulacağım. Size tavsiyem, boşanmayın. Bu davayı geri çekelim, hiç görülmemiş olsun, hiç duruşulmamış olsun. İkiniz de izin alın, bir ay köyde bizimle birlikte yaşayın. Merak etmeyin eşim de, ben de çok güzel yemek yaparız. Sizin şiddetsiz geçimsizliğiniz şiddetliye çevirmezsek, bu işi başardık demektir ama tek bir şartım var..

İkisi birden atıldı; nedir?

-Cep telefonu, tablet, bilgisayar ve TV olmayacak. Yani “şiddetsiz geçimsizlik” dediğiniz yaşam tarzınızın “şiddetsizliğini” alacağız, tıpkı stresini şıp diye çekip alır gibi…

 
Etiketler: Bizimkisi, şiddetsiz, geçimsizlik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ağustos 2019
Ahmet Beyin Şaşkın Bakkalı
1361 Okunma.
26 Ağustos 2019
Şiddetli bir toplum
1127 Okunma.
19 Ağustos 2019
Biz kurum olarak kuş pohunu çok önemsiyoruz!
2015 Okunma.
05 Ağustos 2019
Bir gösteriş olarak kurban
1068 Okunma.
31 Temmuz 2019
En iyi sığınmacı, ölü sığınmacıdır!
1863 Okunma.
29 Temmuz 2019
Küllerinden doğan şehir; Gölcük
1698 Okunma.
23 Temmuz 2019
KENDİ ELİMİZLE YEŞERTTİĞİMİZ DİKENLER
1844 Okunma.
18 Temmuz 2019
Bir faceApp olduk
2428 Okunma.
16 Temmuz 2019
Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy
1675 Okunma.
15 Temmuz 2019
Ya olsaydı?
1728 Okunma.
10 Temmuz 2019
Bugün ne giyinsem?
1158 Okunma.
05 Temmuz 2019
Yazmak bir hastalık mı?
1185 Okunma.
03 Temmuz 2019
Gözün aydın abi!
1250 Okunma.
02 Temmuz 2019
Siyasetten çiçek böceğe
1146 Okunma.
01 Temmuz 2019
Kimine at, kimine meydan…
1264 Okunma.
28 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-3 ve son
1210 Okunma.
26 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-2
1183 Okunma.
25 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-1
1251 Okunma.
21 Haziran 2019
Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak
1224 Okunma.
19 Haziran 2019
Müşterisine itibar kazandıran mekânlar
1225 Okunma.
18 Haziran 2019
Tartış(ama)ma kültürü
1043 Okunma.
17 Haziran 2019
Dikkat, takip ediliyoruz
1198 Okunma.
14 Haziran 2019
Aradığımız gerçekten de tarafsızlık mı?
195 Okunma.
12 Haziran 2019
Seç(eme)me ve Seçil(eme)me Hakkı
243 Okunma.
11 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -2
227 Okunma.
10 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -1
2086 Okunma.
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
553 Okunma.
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
527 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
947 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
1166 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
903 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
772 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
609 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
694 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
1095 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
1216 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
955 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
945 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
640 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2787 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
1024 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1200 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
917 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
750 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
885 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
721 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
843 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
611 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
1106 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1533 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
1174 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
5071 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2324 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
1122 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
966 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
2140 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
1042 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
2051 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1694 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
2150 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1245 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1202 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
3114 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1351 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1256 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
2051 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
1155 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1297 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
1138 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1468 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
1217 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
1159 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
1148 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1224 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
1141 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1264 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
1142 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
1018 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1307 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1226 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
1030 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
1137 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1202 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4699 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1491 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1490 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1821 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1487 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1485 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1624 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1673 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1427 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1385 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1708 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1322 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1510 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1673 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1683 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
2358 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1505 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1936 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1575 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1306 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1461 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1474 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
2378 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1491 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1647 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1397 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1531 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1477 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1485 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1495 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1583 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1602 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1400 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1411 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1767 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1460 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1463 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1633 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1504 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1430 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1290 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1523 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1632 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1494 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1558 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1517 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1757 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1457 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1597 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1907 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1655 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1502 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1631 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1633 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1519 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1660 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1573 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1505 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1545 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1740 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1419 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
1172 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1631 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1430 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1475 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1413 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1489 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1510 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1474 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1408 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1467 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1334 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1520 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1623 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1629 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1602 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1547 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1800 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1507 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1507 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1639 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1615 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1973 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1512 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1404 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1454 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1611 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1439 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1532 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1764 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1612 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1735 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1622 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1483 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1479 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1521 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1406 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1694 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1621 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1600 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1746 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1620 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1622 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1851 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1503 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1641 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1525 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1790 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1661 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1607 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1689 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1566 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1670 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1737 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1625 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1936 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1650 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1651 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1606 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1630 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1646 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1548 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1726 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1648 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1866 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1556 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1704 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1727 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1833 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1518 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1534 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1747 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1666 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1700 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1786 Okunma.
Haber Yazılımı