Ayberk AYGÜN SINAV SÜRECİNİ YÖNETEBİLMEK
Yazı Detayı
27 Nisan 2021 - Salı 00:00 Bu yazı 1489 kez okundu
 
SINAV SÜRECİNİ YÖNETEBİLMEK
Ayberk AYGÜN
inanisgazetesi@gmail.com
 
 

              Bir kişi bile yoktur ki yaşadığımız mevcut süreçleri tam bir karmaşa olarak tanımlamayan… Ve tüm bu karmaşanın içerisinde yaklaşan sınavlar gençlerimiz ve aileleri üzerindeki stresi oldukça arttırıyor. İşte bu sebeple bu hafta ki yazımda sınav sürecinin yönetilmesiyle ilgili paylaşımlarda bulunmak istedim.

             Başarılı olmanın ispatı olan birkaç saat… Tüm öğrenim sürecinin değerlendirildiği bu kısacık zaman diliminde sınav verenler yalnızca öğrenciler değil aslında; veliler ve öğretmenler de en az öğrenciler kadar stres altındalar. Çünkü geleceğin belirleneceği, radikal kararların verildiği bir süreç “SINAV”

             Hatırlıyorum da, ben de sınava hazırlanırken sürekli bu sorgulamalar ve isyanlar içerisindeydim. Çünkü haklıydım ve haklı olduğumu düşündüğüm konularda bana aksini düşündürebilecek hiç kimse yoktu. Üstelik benim gibi düşünen binlerce insanın olduğundan da emindim. Keşke elimde bir güç olsa da bu sistemi değiştirsem diye sık sık düşünürdüm, öfkelenirdim, kendimi sıkışmış, haksızlığa uğramış hissederdim, muhtemelen pek çok kişi gibi… Ve tüm bu zihinsel karmaşa içerisinde eksikleri kapatmaya çalışmak, sınava olabildiğince hazır olmak gerçekten de ciddi bir emek gerektirir. Üstelik kişi sınav sürecini ikinci ya da üçüncü kez yaşıyorsa, tüm bu emeklerin yanı sıra bir de “geçmiş başarısızlıklar” yoğun bir kaygı olarak eşlik eder.

             Şimdi o günlerimi hatırlıyorum da kendime ne de çok eziyet ediyormuşum. Hele ki rehber öğretmen olunca şunu net bir şekilde farkediyorsun ki; sınav bir süreç işi. Sınava hazırlanmak dediğimiz şey sadece soruları çözmek değil aynı zamanda sorunları da çözmekmiş.

             Ülkemizde yapılan sınavlar her ne kadar bizi bilgi açısından ölçüyormuş gibi gözükse de, daha çok süreci nasıl yönettiğimizi ölçüyor. Sınava hazırlanmaya karar verdiğimiz andan, sınav sonuna kadar olan zaman dilimini kapsayan bir süreç.

             Dünya üzerindeki herkes ama herkes bir şekilde sınanıyor. Bu anlamda olimpik sporcuların süreçlerinin çok net birer örnek olabileceğini düşünüyorum. Şöyle ki; yıllarca bütün hayatlarını altın madalyaya odaklayan bu sporcular beslenmelerinden uyku düzenlerine bütün hayatlarını hedef odaklı bu yaşam şekline göre düzenliyorlar. Bir 100 metreci için bu emeklerin karşılığını alacağı an ise yarışın olacağı o dokuz saniyelik zaman dilimi… Dört yılda bir olan o dokuz saniye… Üstelik bunu kendisi gibi en iyi şekilde hazırlanan dünya çapındaki atletlere karşı yapıyorlar…  dokuz saniye…

             Empati kuramadığımız için çok farkında olamayabiliriz ama örneğimizdeki olimpik sporcular, pek çoğumuzun kaldıramayacağı bir kaygı seviyesiyle başa çıkabiliyorlar.

Peki bunu nasıl yapabiliyorlar?

Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi sürece kendini en iyi şekilde tanıyarak başlamalısın. Kendini tanımayan biri ne hedefini belirleyebilir ne de kendinin neler başarabileceğini kestirebilir.

Bu noktada şunu söyleyebiliriz ki; el üstünde büyütülen, kendini tanıması, geliştirmesi için fırsat verilmeyen kişilerin sürece doğru başlamaları çok mümkün değil. Pek çoğumuz için öğrenilmiş yargı şöyledir; -Sınava hazırlanan öğrenci ne yapar? - Sayfa sayfa, saatlerce ders çalışır, çünkü başarının yolu budur! Sürece böyle başlamak yapılan en büyük hata. Çünkü alt konusu ne olursa olsun merkezinde insanın olduğu bir süreçte psikolojiyi yok sayamayız. Mümkün değil! Özellikle günümüzde eğer o model alınan en başarılı kişilerin sayfalar ve saatlerce başka bir şey yapmaksızın salt ders çalışarak başarılı olduklarını düşünüyorsanız. En sade ifadeyle “yanılıyorsunuz.”

                Bir diğer durum ise kendimize ve çevremizdekilere nasıl yanlış telkinler verdiğimiz. Bunu çoğu zaman kendimizi ya da iletişimde olduğumuz kişiyi iyi tanımadığımız için yapıyoruz. Sınava hazırlanan öğrenciler üzerinden örneklendirirsek :”çok zor, çok zorlanıyorum, başaramıyorum, zamanımı ayarlayamıyorum….vs vs vs” gibi durum tanımlarını ifade ederken kendimize verdiğimiz telkin : “benim sınırım bu kadar… bu başarabileceğimin üstünde…”.  Tabi bu telkinleri kendini yeterince tanımayan birinin, kendine söylediğini düşünürsek, durumun ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulamak gerekir. Bununla birlikte kişi bunları kendine söylerken içten hissettiği için söyler, yani bu durum onun gerçekliğidir. Kişiler kendilerini süreçler içerisinde keşfetmeye başladıkça; sınırları genişlemeye ve böylelikle özgüvenleri de artmaya başlar. Çünkü var olan sorunları nasıl çözebileceğimiz netleşmeye başlar. Bir sorunun pek çok farklı çözümü olabilir bununla birlikte “bize en uygun olan” yolu keşfedebilmek bambaşka bir şeydir. Farklı çözüm yollarını eleyerek doğruyu bulmaya çalışırken çok vakit kaybetmemek düşünüldüğünden çok daha büyük bir kazanımdır aslında…

Anne – babalara burada düşen en büyük görev öncelikli olarak çocuklarını doğru bir şekilde anlamaktır. Çünkü tüm bu karmaşanın içerisinde kişi durumunu tam olarak analiz etme yetisini kaybeder. Böyle durumlarda anne babaların beklentilerini bilinçli yâda farkında olmadan hissettirmeleri öğrencinin üzerinde fazladan baskı hissetmesine, pes etmesine, kaçmasına sebep olabilir. Sınav sürecindeki öğrencilerle aileleri arasındaki çatışmalar işte böyle durumlarda artar. Psikolojik oksijen alamayan, sürekli baskı altında olan zihin bir süre sonra fiziksel sorunlar çıkarmaya başlar.

Olimpik sporcuların da yaptığı gibi kaygıyı süreci yönetebilmek gerekli en başta. Şunu unutmayın hepimiz için “yolu görmekle yolda gitmek aynı şey değil.” yola çıkmadan hedefe de ulaşılamaz, yol da tanınamaz. Yaşanan çatışmalar, stresler, kaygılar sürecin getirdiği şeyler olmakla birlikte bunları yönetebiliyor olmak ancak sınanmaya hazır hissettirir kişiyi.

Olimpik sporcuların da yaptığı gibi kaygıyı ve süreci birlikte yönetebilmeyi öğrenmek gerekiyor. Şunu unutmayın hepimiz için “yolu görmekle yolda gitmek aynı şey değil.”. Yola çıkmadan ne hedefe ulaşılabilir ne yol tanınabilir. Yaşanan çatışmalar, stresler, kaygılar sürecin doğal getirileri olmakla birlikte bunları yönetebiliyor olmak ancak sınanmaya hazır hissettirir kişiyi.

 
Etiketler: SINAV, SÜRECİNİ, YÖNETEBİLMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı