Yazı Detayı
24 Temmuz 2018 - Salı 18:47 Bu yazı 2388 kez okundu
 
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

İstanbul’da çok fena yağmur yağıyordu. Vıcık vıcık olan yollar, sular seller gibi dolup dolup taşan caddeler, kafamıza kafamıza çarpan ceviz büyüklüğündeki dolular.. Yani İstanbul, felaket tellallarının haber sunması kadar kötü bir durumdaydı. 
Kendimi zorla bir vapura attım, karşıya gidecek veya karşıdan gelecek bir durumda değildim ama göğün yarılıp, bütün rahmetini tepemize gark ettiği bir anda el açıp, “Allah’ım, görüyorsun bu garip kulunu, bize de rahmet ihsan eyle” demenin zamanı değildi. Hele yağmur rahmeti bir dursun, yine rahmet isteriz, bereket isteriz, kısmet isteriz. Veren makam, her halükarda verir.
İstanbul kartımdaki son kuruşu da vapura veren ben, bu gidişin bir dönüşünün olacağını hesaplamamış olmamı, ekonomiden anlamayanın maliyeden sorumlu olmasına benzetebilirsiniz ama ben o hesabı yapacak durumda değildim, gök yarılmıştı, önüme de vapur düşmüştü!
Vapurda bir köşeye sindim, yani yer vardı da biz mi oturmadık? Her taraf tıka basa doluydu, ben de sırılsıklam olmuş halimle bir köşeye sindim. Rahmetin yazın yağmış olması, tir tir titriyor olmamı engellemiş, serinlik iyi bile gelmişti. Şimdi tek sorunum eve nasıl dönecektim, nasıl dönecektim, bilen var mı?
Yok tabii, milletin de işi gücü yok, benim hesapsız “dıt dıt” ederek bastığım İstanbul karttaki “Bakiye yetersiz” lafına mı takılacak? Hem Sultanüş’şuâraya, Divan Edebiyatının en önemli şairine, Mahmud Abdulbaki’ye, yani bildiğimiz Baki’ye yetersiz diyen ahmak kim? Adam o kadar yeterliydi ki, her bir kelamı bugün bile edilebilmiş değil.
“Biraz kenara kayar mısın?” diye tok bir ses duydum. Emredici, hükmedici bu ses, ister istemez beni kendime getirdi ve azıcık değil, çokucuk kenara kaydım. Zaten her yer ıslak, “kayılacak.. kay!” diye komut gelmesine bile gerek olmadan insanlar denizin bir o yana, bir bu yana salınışına ayak uyduran vapur da kayıp duruyordu. Biliyor musunuz çok kaypak oldu bu dünya, insanlar da dünyaya ayak uydurup kayıp kayıp duruyor. İnsanlar mı kaypak, dünya mı bilinmez, hangisi hangisine uydu, o hiç bilinmez. Bilinen, vapur kaygan bir zemine sahip, milletin sırılsıklam vapura doluşması da bu kayganlığı arttırmış. Üstüne bir de sürekli gök gürlemesi var, iliklerimize kadar ıslandığımız yetmiyor gibi, iliklerimize kadar titrememizi sağlayan bir gürültü kopup duruyor.
-Patronun kim olduğunu öğretiyor, dedi demin emredici sesiyle beni kenara kaydıran adam.
O ana kadar adamın yüzüne bakmamıştım, emredici ve hükmedici sesi kâfi gelmişti. Ama şimdi patronun başkası olduğunu öğreniyorum, “şu aciz kula bir bakayım” tavrına bürünmüş olmalıyım ki, adamın yüzüne baktım.
70 yaşlarında var/yoktu. Başında kalan bir tutam saçı omuzlarına kadar indirmişti. Sakalının aylardır jilet yüzü görmediğine eminim. Üstünde eski püskü bir kıyafet vardı, hatta yer yer yırtıktı ama bu moda olsun diye yırtılan kotlara benzemiyor, sefillikten yırtılan pantolona benziyordu. Yaz sıcağına rağmen sırtında kalın bir ceket, içinde ise göğsüne kadar açık kirli bir gömlek vardı. Ceket de öyle temiz sayılmazdı. Yüzü kırış kırıştı ama yaşıyla bağlantılı değil, daha çok çektiği acıların izinin yüze vurmuş hali gibiydi. Tabii ben nereden bilirdim ki adamın ne acılar çektiğini, siz nereden bilirdiniz ki benim neler çektiğimi, ben nereden bilebilirdim ki, bu yazıyı okuyan her karinin neler çektiğini…
Adam devam ediyordu…
-Yağmur ve gök gürültüsü diyorum, yüce Mevla’m “patron benim” demek istiyor. Ara sıra biz aciz kullarına bunu hatırlatıyor…
En ufak makama kurulanın kendisini patron ilan ettiği şu dünyada, esas patronun ara sıra biz aciz kullarını yoklaması, kulak ardı edilecek bir durum değildi ama sanırım bunu “patron” olanlar değil, biz aciz kullar biliyordu, ya da biz öyle biliyorduk.
Emredici ses tonuyla beni bir kenara iten adamın bilgeliği beni kendisine çekti. Az önce itici bulduğum adamı çekici bile bulmaya başlamıştım.
Bak, dedi, diyelim cebinde beş para yok, (demeye gerek yoktu, zaten beş para yoktu), bu vapura binemezsin, binsen inemezsin, insen bir parça ekmek yiyemezsin, yesen bir liralık tuvalete gidemezsin. Hani insan Eşref-i mahlûktu, ee ne oldu? Çünkü her yer, birilerinin hükümranlığı altında ve oraya senin muhtaç olduğun oranda patronluk yapabilir. Sen para vereceksin, o patron olacak ve sana ve çalışanlara ve gücü yeten, sözü geçen her yere, herkese hükmedecek.
Adam yanıma çömeldi. Şimdi emreden, hükmeden bir konumda değil, benimle aynı hizadaydı. Şefkatle bana baktı, “sevdim seni be” deyip sırtıma okkalı bir tokat indirdi. Öyle bir sendeledim ki, zaten kaygan olan yer, beni kendine doğru çekti, son anda adam gömleğimin yakasından tutarak beni tekrar aynı yere bıraktı.
Ufak tefek bir adam değildim, hatta göbeğimi de hesaba kattığınızda iriyarı ve göbekli bile sayılabilirim ama adam sanki iki parmağıyla gömleğimin yakasını tuttu ve beni çekti. Yani şöyle eliyle bir kavrasaydı, sanırım vapurdan aşağıya bile uçurabilirdi.
Eskiden patrondum dedi adam…
“Belli” diyecektim, sohbeti sulandırmak istemedim.
Ama hiç kimseye patronun kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duymazdım. –Haşa- biz yaradan mıyız ki, iki de bir kendimizi hatırlatalım. Hepimiz aciz kullarız ve hepimiz dünyadaki görevimizi “insanca” ifa ediyoruz/etmeliyiz. Bunun için bir birimizi ezmeye, kırmaya gerek yok, dedi.
-Peki sen biliyor musun insanlar neden hükmetmek ister?
Bilmiyordum, ya da en azından ne diyeceğini öğrenmek için bilmiyormuş gibi yaptım. Belki de gerçekten bilmiyordum. Herkesin neden hükmetme hastalığına yakalandığını ben nereden bilirdim?
Bilirdim aslında…
Öyle dedi adam.
Hükmetme isteğinin esas amacı, insanların içinde var olan ama kendilerinin bile bilmediği Nemrutluk, Firavunlukmuş…
Öyle dedi adam…
Haddini bildirmekle başlarmış her şey; kendisinin diğer insanlardan veya en azından muhatabından daha üstün olduğunu göstermenin bir yoluymuş. Nereye sahipsen oraya hükmedermişsin, ne kadar büyük alana hükmedersen o kadar Firavunlaşırmışsın.
Hükmetme isteğinin esas amacı “patronun kim olduğunu” öğretmektir, dedi adam ve devam etti;
-Ama bilmezler ki, hayat bir köprüden ibarettir, köprüyü geçene kadar farklı dayılar edinmek, yolcu olan herkesin aklına ilk gelendir!
Vapurda bir köşeye sinişim geldi aklıma. Gerçekten de biz köprüyü geçene kadar ne ayılara dayı diyoruz ve o ayılar kendilerini nasıl da dayı sanıyor.
Düşüncemi okumuş gibi adam devam etti;
Peki sence o ayılar mı kötü olan, ona dayı diyenler mi?
Bak bunu hiç düşünmemiştim, cevabını alacak durum da kalmamıştı. Vapur limana yanaşmış, yolcuların itiş kalkışlarıyla ikimiz de yer değişmiştik. 
Vapurdan iniyordum ki, adamın sesi geldi, kendisini göremiyordum, görmek için çabaladım mı onu da bilmiyorum ama bu defa sesi derindendi; Patron olanlara da şunu de, düşmana karşı patron, dosta karşı dost olmak yeterli. Böbürlenmeye gerek yok, hepimiz aciz birer kuluz!
Öyleyiz de…

 
Etiketler: Sana, patronun, kim, olduğunu, göstereceğim!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
466 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
785 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
551 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
449 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
276 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
431 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
737 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
852 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
615 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
603 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
385 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
708 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
911 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
645 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
557 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
602 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
436 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
475 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
380 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
809 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1262 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
848 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4750 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2005 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
885 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
679 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1860 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
796 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1747 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1485 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1851 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
962 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
961 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2843 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1070 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
985 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1744 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
836 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1070 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
833 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1253 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
911 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
846 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
874 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
979 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
878 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1023 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
845 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
788 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1020 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1011 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
833 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
870 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
945 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4541 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1173 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1175 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1417 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1118 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1136 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1277 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1235 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1109 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1044 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1401 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1036 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1193 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1293 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1286 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1772 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1164 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1256 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1239 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
948 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1108 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1120 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1469 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1084 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1255 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1094 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1132 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1140 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1160 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1173 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1242 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1197 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1053 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1090 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1366 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1093 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1137 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1293 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1188 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1138 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
961 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1125 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1329 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1172 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1145 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1131 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1421 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1072 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1252 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1501 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1384 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1135 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1301 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1216 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1160 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1258 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1219 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1066 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1178 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1277 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1087 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
886 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1251 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1100 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1114 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1054 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1077 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1211 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1136 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1003 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1092 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1013 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1202 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1230 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1189 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1279 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1213 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1390 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1150 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1149 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1292 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1251 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1486 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1169 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1019 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1195 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1299 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1145 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1213 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1384 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1231 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1395 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1248 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1140 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1152 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1154 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1151 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1329 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1268 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1212 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1369 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1236 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1310 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1462 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1214 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1270 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1216 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1474 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1363 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1217 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1382 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1210 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1362 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1406 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1254 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1457 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1289 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1316 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1288 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1267 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1300 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1229 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1372 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1363 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1485 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1256 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1415 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1382 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1455 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1134 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1216 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1457 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1272 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1318 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1421 Okunma.
Haber Yazılımı