Yusuf İkram TUNA TAŞLARI ÇOCUKLAR SEÇSİN
Yazı Detayı
11 Haziran 2020 - Perşembe 00:00 Bu yazı 2489 kez okundu
 
TAŞLARI ÇOCUKLAR SEÇSİN
Yusuf İkram TUNA
y.ikramtuna@gmail.com
 
 

Merhabalar;

Geçmiş ve gelecek!

Geçmişten geldik buralara kadar. Hepimizin cepleri küçük taş parçacıkları ile dolu. Bazılarımız büyük taşları kimimiz küçük taşları seçti. Herkes taşlarını cebine gizledi.

Ölüm dedik, kayıp dedik geçen yazımızda.

Yaşam diyelim bu sefer.

Papatyaları bilirsiniz hani ortası sarı kenarları beyaz aşkların falcısı papatyalar. Hayatımız da hiç papatya yetiştirmedik ama hep çok sevdik.

Hayata hep kendi penceremizden baktığımızdan papatyaların rengi gibi zannettik. Oysa biz kim olduğumuzu bile unuttuk. Kime dokunsan bin dertli. Esnaf işsizlikten, müşteri parasızlıktan, borçlu borcundan, usta arızadan, yaşlı ağrıdan, genç işsizlikten, çocuk çikolatadan şikâyetçi.

Ve herkes hep küfür etmeye meyilli.

Oysa Konfüçyüs “karanlığa küfredeceğine bir mum yak” demiş.

Biz esnafın işinin olmadığını biliyoruz ama alışverişi ulusaldan yapıyoruz.

Biz Emral çarşısının önünde buluşuyoruz ama kıyafeti internetten alıyoruz.

Biz işsizlik olduğunu biliyoruz ama yatırımlarımız hep dışarda.

Biz okulda eğitimin kötü olduğunu biliyoruz ama sadece küfrediyoruz suçu yaftaladıklarımıza. Oysa eğitim için neler yapılabilir, gençler nasıl okumaya teşvik edilebilir bunun üzerine çalışabiliriz.

Biz millet olarak serzenişleri çok sevdik, karalamayı çok sevdik. Herkes ona yalancı buna yabancı gözüyle bakıyor. Kimse yaşamın verdiklerini görmek istemiyor. Günün sonunda zengin zenginliğine bakarken, fakir tabağında ki çorbanın içinde mercimek arıyor.

Çocuktum;

Babam Beycuma’nın Kaleoğlu köyünde görev yapıyordu. Yazın düven dövüyorlardı. Bende düvenin üstüne oturup hayvanların beni çekmesini izliyordum. Her gün çalışma vardı ama köylü hep bir arada. Herkes herkese yardımcı. İmece derlerdi adına da. Köyde kimsenin eksiği olmaz, eksiği olanın eksiği bir şekilde tamamlanırdı. Kavgalar sen bana baktın, ben sana baktımdan çıkmazdı. Kimse kimseleri gece vakti rahatsız etmezdi. Her akşam komşuya oturmaya gidilirdi. Mahallenin ablaları baktı bana annem namaza gittiğinde. Cami de yaşlı amcanın ayaklarını gıdıkladığımda şikâyet bile etmedi. İnsanlar derdi de bilirdi yardımı da.

Şimdi büyüdüm;

Bir işi olana yardım edilmediğini gördüm.

Ayağında ayakkabısı olmayanın yüzüne bakılmadığını gördüm.

Cebinde parası olmayanın değerinin olmadığını gördüm.

Apartmanda yan komşuya güvenilmeyeceğini gördüm.

Ve evlendim….

Üst komşum bana hiç gelmedi, bende ona gitmedim. Karşı komşumla birbirimize günaydın demeyi pandemi de öğrendik. Çünkü konuşacak kimsemiz yoktu. Kuzenlerimizle buluşmalarımız bile sona erdi. Çünkü hepimizin çocuğu oldu. Herkes yaşam telaşında. Herkes işinin derdinde. Herkes akşamları çorbanın içinde mercimek aramama derdinde.

Babam köyden benim için ayrılmıştı. Taşımalı sistem ile okula gidiyorduk. Oğlum yorulmasın iyi okulda okusun düşüncesi vardı. Servis şoförünü de alkollü görünce tayin aldırdı Çatalağzı’na. İlkokul 2 den itibaren başladım yeni okuluma. Onlar bana alışamadı ben onlara. Çünkü eğitim de ayrımcılık ilkokulda başlamıştı. Sen şişkosun, sen top oynayamazsın, sen kalemi tutamıyorsun diyerek küçücük çocuklarda başlamıştı ayrımcılık. Ama köyden taşımalı gittiğim okulumda yoktu bu. Top oynamazdık, herkes bir öğrendi kalem tutmayı ve herkes evinde öğrendi İNSAN olmayı.

Eğitim evde başlar. Ben kızımla başladım;

Herkes aynıdır, herkes İNSAN dır. Kızım önce insanları sevecek.

Papatyalara bakarken renklerini görmeyi öğrenecek. Sokakta gördüğü çocuğa uzaktan içi cız etmeyi değil yanına gidip sarılmayı sahip çıkmayı öğrenecek. Derdi olana koşmayı, imece yapmayı öğrenecek.

Sizde başlayın, bu yaşamın temel taşları çocuklardır.

KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNİZE MUM YAKIN.

Çocuğunuzun cebine büyük ya da küçük taş koymayın. Bırakın sizin öğrettiklerinizle taşlarını kendisi seçsin.

Ve yaşayın, tüm bu olanları görmenize rağmen yaşayın..

Saygı, sevgi, sağlık dileklerimle….HOŞÇAKALIN.

 
Etiketler: TAŞLARI, ÇOCUKLAR, SEÇSİN,
Yorumlar
Haber Yazılımı