Yazı Detayı
11 Temmuz 2018 - Çarşamba 18:57 Bu yazı 705 kez okundu
 
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi veya uygulamadaki tam doğru adıyla Başkanlık Sistemiyle Türkiye’de yeni bir dönem de resmen başlamış oldu. 24 Temmuz seçimlerinden sonra süreç işledi, yeminler edildi, kabine açıklandı, kararnameler yayınlanmaya başlandı.  Aslında çok önceden hazırlandığı tahmin edilen iş ve işlemler sırasıyla bir bir yürürlüğe konulmaya başlanmış oldu. Bütün bunları gördüğümde “Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver” sözü aklıma geldi.

***

Muhakkak ki yeni sistemi önceki günden beri dinliyor, izliyor ve okuyorsunuz, daha da çok okuyacaksınız. O nedenle yeni sistemi yazmayacağım, kabineye ilişkin detay da paylaşmayacağım ve yeni sistemin ne getirip, ne götürdüğü konusunda da bir şeyler söylemeyeceğim…

Ama eskiyle yeniyi kıyaslama adına Milli Savunma Bakanıyla ilgili bir şeyler söylemeye çalışacağım.

12 Eylül 1980 darbesinden önce de, sonra da kurulan bütün hükümetlerin hassas olduğu dört bakanlık vardı. Bunlar İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığıydı.

Tek başına iktidar da olsa, koalisyon hükümetleri de olsa bu dört bakanlık önemliydi ve pazarlığın tek konusuydu. İlk üç bakanlık sorunu bir şekilde aşılıyordu ama sonuncu olan yani Milli Savunma Bakanlığı sorunu öyle kolaylıkla aşılamıyordu. Dolayısıyla Milli Savunma Bakanı, bütün diğer bakanlıklardan daha önemliydi.

Bu önem, bakanlığın öneminden kaynaklanmıyordu, gelirinden kaynaklanmıyordu, rantı değildi bu bakanlığı önemli kılan. Bu bakanlığın önemi, iktidarın devamıyla direkt alakalı olmasındandı…

Milli Savunma Bakanı olanlarda aranan birkaç özellik vardı.

Birincisi hem İsa’ya hem Musa’ya yaramalıydı…

İkincisi Atatürkçü görünmeliydi/olmalıydı…

Üçüncüsü, neci olursa olsun azıcık da “solcu” da görünmeliydi.

Dördüncüsü, uzaktan veya yakından dinle, diyanetle bir alakasının olmaması veya öyle görünmesiydi.

Beşincisi, herkesle uyumlu olmasıydı…

Altıncısı, muhalefet partilerinin “bu olmaz” demeyeceği bir isim olmasıydı. Yani gizli bir konsensüs oluşacak bir isim olmalıydı.

Yedincisi, çok da suya sabuna dokunan bir isim olmamalıydı ya da hem nalına hem mıhına vuran olmalıydı.

Sekizincisi, biraz sessiz, çok mülayim ve de çok alçak gönüllü olmalıydı.

Ve sonuncusu, yani dokuzuncusu, genelkurmay başkanının karşı çıkacağı bir isim olmamasıydı. Hatta diğer sekiz madde olmasa da olurdu, en önemlisi ve olmazsa olmazı bu maddeydi!

Tabii bütün bunların yazılı bir kuralı, bir kanunu ya da bir yasası yoktu. Yönetmenliği de bulunmuyordu ama uygulama böyleydi.

O zamanlar, yazılmayan kurallarla yönetilen bir ülkeydik.

Genel Kurmay Başkanı atanırdı ama bakanın üstündeydi. Hatta başbakanın, hatta cumhurbaşkanının da üstündeydi ama nezaketen onları saymıyoruz.

Kendisinin bağlı olduğu Milli Savunma Bakanının göreve başlamasında ilk ziyaret edip, “hayırlı olsun” diyen Genel Kurmay Başkanı olmalıydı ama (çoğunlukla) böyle bir şey olmazdı.

Yeni nesil inanmaz, belki de inanmak istemez ama Milli Savunma Bakanı göreve başlar başlamaz, Genel Kurmay Başkanından randevu talep eder, yanına gittiğinde de “Hoş Bulduk” derdi!

Çünkü Genel Kurmay Başkanı askerin başıydı…

Güçlüydü, “güç bende artık” derdi, o göreve atandığı gün. Atayan siyasiydi ama olsundu.

Çünkü artık onun eli silahlıydı…

Bir ordusu vardı.

Gerçi silah da, ordu da devletindi, yani milletindi ama her an için millete ve devlete karşı döndürme yetkisi ondaydı.

En azından bu korku vardı.

Yaşanan darbeler de bu korkunun her an için gerçeğe dönüşebileceğini gösteriyordu.

O nedenle herkes haddini bilirdi.

Öyle seçildin diye yasadaki her görevi yapacaksın diye bir kural yoktu.

Kırmızıçizgiler vardı, kırmızı bir kitapta bunlar yazıyordu. Bu kitap ise sadece genelkurmay başkanında bulunurdu. Göreve başlayan hükümet, bu kitaptaki kırmızıçizgilerin dışına çıkamazdı.

Aslında bu kitap, patronun kim olduğunu gösteriyordu.

Bu kitap, seçilenlere haddini bildiriyordu.

Bu kitap, yüzde 99.9’la gelseniz dahi asıl patronun kim olduğunu size öğretendi.

Bu kitap, asıl olan millet değil, devlet olduğunu, devlet derken de “derin devlet”in kastedildiğini ve bundan da kastedilenin “asker” olduğunu bildiren kitaptı.

Bütün bunlara rağmen bunu bilmeyen olduğunda, bunu bildiren medya organları vardı. Manşetler tahsis edilirdi, bir üst rütbeli generalden demeç alınırdı, askerin rahatsızlığı manşetlere taşınırdı, ayar verilirdi, vidalar sıkılırdı ve istenen alınırdı. Asker hariç herkes haddini bilirdi. Haddini bilmezse de zaten darbe kaçınılmaz hale gelirdi.

İşte bir süredir devam eden ve yeni sistemle doruğa çıkan değişimin değiştirdiği de bu anlayış, bu yaklaşım, bu sistem veya bu düzen oldu.

Şimdi asıl olan millettir, millet ne derse o oluyor ve o olacak.

Bugün Recep Tayyip Erdoğan Devlet Başkanı, iktidarda bulunan parti de AK Parti. Yarın bir başka isim ve bir başka parti olur, olabilir, olacak da.

Aslında yeni sistemin kodunu öğrenmek için, 15 Temmuz’da yapılan alçakça darbeye direnen -darbe yapanların makamda oturan- Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanı olmasına iyi bakmak gerekiyor.

O makam, artık darbe yapan bir makam değil, -görev süresi boyunca- millete, devlete ve ülkeye hizmet eden bir makamdır. Görev süresi bittiğinde de, bitmeden de Hulusi Akar gibi sürpriz bir şekilde bakanlığa terfi edebileceği bir makamdır. Tıpkı olması gerektiği gibi…

 
Etiketler: Yeni, Kabine, ve, Hulusi, Akar,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
186 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
777 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
545 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
445 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
270 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
427 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
724 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
850 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
610 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
593 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
381 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2379 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
907 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
643 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
552 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
599 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
433 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
466 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
372 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
805 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1258 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
847 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4750 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2001 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
880 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
674 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1854 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
794 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1745 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1478 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1846 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
958 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
958 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2842 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1065 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
982 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1740 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
834 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1070 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
831 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1252 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
909 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
844 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
871 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
976 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
877 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1021 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
842 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
785 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1018 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1007 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
831 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
866 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
942 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4541 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1169 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1169 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1412 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1112 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1134 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1274 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1234 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1105 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1041 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1401 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1034 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1189 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1290 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1285 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1747 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1161 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1235 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1235 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
943 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1106 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1117 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1455 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1075 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1252 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1090 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1130 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1138 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1159 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1173 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1241 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1183 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1052 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1087 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1363 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1089 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1131 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1293 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1184 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1131 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
959 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1120 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1325 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1169 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1140 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1127 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1418 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1071 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1247 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1495 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1381 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1132 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1295 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1212 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1156 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1257 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1217 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1064 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1178 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1266 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1085 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
885 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1249 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1094 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1111 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1054 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1073 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1209 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1134 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1002 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1088 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1012 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1200 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1228 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1186 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1276 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1213 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1388 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1150 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1146 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1291 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1248 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1481 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1164 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1018 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1190 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1297 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1145 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1210 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1382 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1231 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1395 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1244 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1138 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1152 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1150 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1148 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1324 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1265 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1209 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1364 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1231 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1308 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1456 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1210 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1266 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1215 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1472 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1359 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1215 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1377 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1200 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1361 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1405 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1253 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1451 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1286 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1312 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1284 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1265 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1300 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1229 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1372 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1362 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1483 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1253 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1409 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1380 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1450 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1127 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1215 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1451 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1268 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1314 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1418 Okunma.
Haber Yazılımı